ABD Temsilciler Meclisi’nde 13 Demokrat üyeden Trump’a ‘Filistin’i tanı’ mektubu
ABD’de Temsilciler Meclisi’nin 13 Demokrat üyesi, Filistin Devleti’ni tanıması için Donald Trump yönetimine mektup yazdı.
ABD dahil Filistin’i tanımayan tüm ülkelere çağrı yapılan mektupta, “Bu trajik dönem, Filistinlilere kendi kaderini tayin hakkının tanınması için uzun zamandır var olan ihtiyacın dünya tarafından fark edilmesini sağladı.” ifadesine yer verildi.
Temsilciler Meclisi üyesi Ro Khanna’nın öncülük ettiği mektubu imzalayanlar arasında Chellie Pingree, Nydia Velazquez, Jim McGovern, Greg Casar, Lloyd Doggett, Veronica Escobar, Maxwell Frost, Al Green, Jared Huffman, Mark Pocan, Bonnie Watson Coleman ve Andre Carson gibi diğer Demokrat isimler yer aldı.
Khanna, konuya ilişkin açıklamasında, 147’den fazla ülkenin Filistin’i tanıdığını hatırlatarak, ABD’nin “özgür dünyanın geri kalanından izole kalamayacağını” söyledi.
Temsilciler Meclisi üyesi Green ise Filistin Devleti’ni tanımaya yönelik bir karar tasarısı sunmaya hazırlandığını ifade ederken, diğer bazı Kongre üyeleri de gelecek hafta ve aylarda Gazze’de derinleşen insani krize karşı birtakım girişimlerde bulunacakları mesajı verdi.
Fransa, İngiltere, Kanada ve Malta, Filistin’i devlet olarak eylülde tanıyacaklarını açıklamıştı.
İsrail’in katliamları devam ediyor
Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre, pazar günü İsrail saldırılarında en az 119 Filistinli hayatını kaybederken, Ekim 2023’te çatışmaların yeniden alevlenmesinden bu yana toplam can kaybı 60 bin 800’ü aştı.
Aşırı sağcı İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in pazar günü Kudüs’ün en hassas kutsal mekânı olan Mescid-i Aksa’ya baskın yapması bölgede gerilimin daha da tırmanacağı endişelerine yol açtı.
Bu provokatif hareket, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırılarının devam ettiği, pazar günü yardım dağıtım noktalarına giderken en az 33 Filistinlinin öldürüldüğü ve İsrail’in kuşatma altındaki bölgede kıtlık koşulları oluşturduğu yönündeki küresel eleştirilerin arttığı bir dönemde geldi.
Yahudilerin kutsal yerleşkeyi ziyaret etmelerine ve gezmelerine izin veriliyor ancak burada dua etmeleri yasak, İsrail askerleri ve polisi yerleşkeyi korurken bunu da sağlamakla yükümlü. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi, Ben-Gvir’in ziyaretinin ardından İsrail’in kutsal mekanı yöneten normları değiştirmeyeceğini söyledi.
Aşırı sağcı Bakan, Hamas’ın Gazze’deki İsrailli bir rehinenin zayıf ve güçsüz göründüğü videoları yayınlamasının ardından bölgeyi ziyaret etti. Video, İsrail’de büyük bir tepkiye yol açmış ve Netanyahu hükümeti üzerinde kalan rehineleri geri getirecek bir anlaşma yapması için baskı oluşturmuştu.
Hamas’ın elinde halen 50 kadar rehine bulunuyor ve bunlardan 20’sinin hayatta olduğu düşünülüyor.
Hamas’ın askeri kanadı, Gazze’de “düzenli ve kalıcı bir şekilde” insani yardım koridorları açılması halinde Kızılhaç’ın rehinelere gıda ulaştırma taleplerine olumlu yanıt vermeye hazır olduğunu bildirdi.
İsrail’in Gazze Şeridi’ni resmen ilhak etmesi çağrısında bulunan Ben-Gvir, rehine anlaşması ve ateşkes müzakerelerini zorlaştıran retoriği yeniden canlandırarak Filistinlilerin bölgeden çıkarılması arzusunu yineledi.
Ben-Gvir ziyareti, Filistinli liderlerin yanı sıra Mescid-i Aksa’nın koruyucusu konumundaki Türkiye, Ürdün ve Suudi Arabistan tarafından kışkırtma olarak nitelendirilerek kınandı. Kısa bir süre sonra Yemen’deki Husiler, İsrail’e 3 insansız hava aracı fırlattı. İsrail ise bu saldırıların önlendiğini açıkladı.
Ben-Gvir’in Mescid-i Aksa’ya yaptığı önceki baskınlar, mekan içinde ve çevresinde şiddetin patlak vermesine neden olmuş ve 2021 yılında Hamas ile İsrail arasında 11 gün süren bir savaşı körüklemişti.
Gazze’deki gıda dağıtım noktalarında şiddet devam ediyor
Gazze’deki sağlık yetkilileri, İsrail güçlerinin pazar günü yardım dağıtım merkezlerine giden 33 Filistinliyi öldürdüğünü bildirdi. Görgü tanıkları, aç kalabalıklar yardım alanlarına doğru ilerlerken İsrail askerlerinin ateş açtığını söyledi.
Görgü tanığı Yusuf Abed ayrım gözetmeksizin ateş açıldığını ve en az 3 kişinin yerde kanlar içinde yattığını anlatarak, “Kurşunlar yüzünden durup onlara yardım edemedim,” dedi.
Güney ve orta Gazze’deki 2 hastane, İsrail destekli ABD şirketi Gazze İnsani Yardım Vakfı’nın (GHF) yardım tesislerine giden yollardan cesetler aldıklarını, bunlardan 11’inin Han Yunus’taki merkeze ulaşmaya çalışırken Teina bölgesinde öldürüldüğünü belirtti.
Aralarında Teina’dan geçen 1 kişinin de bulunduğu 3 Filistinli görgü tanığı, askerlerin askeri bölgelerdeki güzergahlara ateş açtığını gördüklerini söyledi.
İsrail ordusu ise yardım bölgelerine açtığı ateş sonucu ölen ya da yaralanan olup olmadığını bilmediğini iddia etti. GHF’nin medya ofisi, “tesislerinin yakınında ya da içinde” ateş açılmadığını savundu.
Birleşmiş Milletler (BM) ise 27 Mayıs’tan 31 Temmuz’a kadar GHF tesislerinin yakınında 859 kişinin öldürüldüğünü ve BM öncülüğündeki gıda konvoylarının güzergahları boyunca yüzlerce kişinin daha hayatını kaybettiğini belirtiyor.
GHF, silahlı görevlilerin ölümcül kalabalığı önlemek için sadece biber gazı kullandığını ya da uyarı ateşi açtığını savunuyor. IDF ise sadece uyarı ateşi açtığını öne sürüyor. Ayrıca her iki taraf da ölü sayısının abartıldığını iddia ediyor.
Gazze Sağlık Bakanlığı şu ana kadar 93 çocuk ve 82 yetişkinin yetersiz beslenmeye bağlı nedenlerden öldüğünü açıkladı.
BM, Gazze’nin 2 milyonluk nüfusunun ihtiyaçlarını karşılamak için günde 500-600 yardım kamyonuna ihtiyaç duyulduğunu ancak bunun sadece bir kısmının “insan eliyle yaratılmış bir insani felaket” olarak tanımladığı bölgeye girdiğini söylüyor.
Yetersiz beslenmeye bağlı ölümler Bakanlık’ın savaş zayiatı sayısına dahil değil.
Bakanlık, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında ölenlerin sayısının 61 bine yaklaştığını belirtiyor. Gazze Sağlık Bakanlığı sivil ve savaşçı kayıpları arasında ayrım yapmasa da BM’nin doğrulayabildiği kadarıyla ölümlerin üçte ikisinden fazlasını kadın ve çocuklar oluşturuyor.
