“Geri gönderme merkezleri göçmenleri çaresizliğe sürüklüyor”
“Bin kişilik yerde iki bin kişi kalıyor. Adli yardım alamıyorlar, avukatlarına ulaşamıyorlar”
Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı’ndan Yıldız Önen Türkiye’deki geri gönderme merkezlerinin durumunu böyle özetliyor.
Bianet‘ten Beyzak Kesmez’in hazırladığı haber şöyle:
8 Ağustos günü, İstanbul Çatalca İnceğiz Geri Gönderme Merkezi’nde (GGM) Afganistanlı kadın mülteci K.H., yaşamına son verdi.
İstanbul Valiliği, olayın ardından soruşturma başlatıldığını açıkladı. Ancak insan hakları örgütleri ve siyasetçiler, bu intiharın yalnızca bireysel bir trajedi olmadığını, GGM’lerdeki sistematik hak ihlallerinin ve devletin göç politikalarının yarattığı baskı ortamının sonucu olduğunu vurguluyor.
Geri Gönderme Merkezleri (GGM), 2014 yılında İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak kuruldu. Türkiye genelinde 32 GGM var. Resmî kapasitesi 21 bin olan bu merkezlerde kapasitenin çok üzerinde kişi tutuluyor.
Hak örgütleri; kötü yaşam koşulları, şiddet, tecrit uygulamaları ve avukat erişiminin engellenmesinin göçmenleri umutsuzluğa sürüklediğini ve intihar vakalarının artmasına neden olduğunu belirtiyor
“Bu Çatalca’daki ilk olay değil”
Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı’ndan Yıldız Önen, Çatalca GGM’de yaşanan intiharın tekil bir olay olmadığını belirtti:
“Bu Çatalca’daki ilk olay değil. İki ay önce de kadın göçmenlerin çatal ve bıçaklarla ses çıkardıkları bir eylem olmuştu. Kulağımıza sık sık intihar haberleri geliyor. İlk kez bu olay İstanbul Göç İdaresi tarafından kabul edildi ve basın açıklaması yapıldı. 2019’dan bu yana GGM’lerdeki olumsuz koşulları raporlarla anlatıyoruz. Ancak bu sıkıntılar ısrarlı bir şekilde devam ediyor.”
Önen, merkezlerdeki kapasite aşımı, iletişim engelleri ve hukuki sürecin ihlallerle yürütülmesinin göçmenleri çaresizliğe sürüklediğini söyledi.
GGM’lerdeki “soğuk oda” işkencesi
“Geçen sene Adana’daki GGM’lerde soğuk odaya ilişkin beyanlar duymuştuk. GGM’lerde Hak ihlallerine itiraz eden, olumsuz koşullara itiraz eden göçmenlerin bodrum katındaki çok olumsuz koşullardaki odalara konduklarını anlattılar. Bodrum katında olduğu için buz gibi olduğundan ‘soğuk oda’ diye adlandırılmıştı. O günden bugüne pek çok bu tür beyan duyduk. GGM’lerden çıkarken şikâyetçi olmayacaklarına dair dilekçeler imzalatıldığı için maalesef henüz bir dava açılmadı. Bu insan haklarına aykırı tutumun kurallara aykırı cezalandırmanın bir an önce sona ermesi gerekir.”
“Ne ailesini ne avukatını görmeden sınır dışı ediliyorlar”
“Bin kişilik yerde iki bin kişi kalıyor. Adli yardım alamıyorlar, avukatlarına ulaşamıyorlar. İçeri girdikleri andan itibaren telefonları alınıyor, ailelerine haber veremiyorlar. Bazıları ne ailesini ne avukatını görmeden sınır dışı ediliyor. GGM’lere gönderilip dava açılanlar, dava sonuçlanmadan sınır dışı ediliyor. Davaları lehine sonuçlanmış olanlar bile sınır dışı edilebiliyor.”
“Özellikle Afganistan’a kadınların geri gönderilmemesi gerekiyor”
Afganistanlı kadınların durumuna dikkat çeken Önen, geri gönderme tehdidinin intihar vakalarının önemli bir nedeni olduğunu söyledi:
“Uluslararası insan hakları örgütleri Afganistan’daki kadınların yaşam koşullarını anlatıyor: okula gidemiyorlar, çalışamıyorlar, küçük yaşta evlendiriliyorlar. Bu koşulların olduğu bir yere kadınları geri gönderme tehdidinde bulunmak, intihara sürüklenmelerine yol açıyor. Özellikle Afganistan’a kadınların geri gönderilmemesi gerekiyor.”
Önen, çözümün yapısal bir politika değişikliğinde olduğunu vurguladı:
“Bütün mülteci ve göçmenlerin Türkiye’de yasal koşullar içinde kalabilmesinin sağlanması gerekiyor. GGM’ler bir an önce kapatılmalı, yerine uluslararası mülteci hukukuna uygun yerler inşa edilmeli. Türkiye’nin BM Mülteci Sözleşmesi’ne koyduğu şerh kaldırılmalı, doğudan gelenlere de mülteci başvuru hakkı tanınmalı. Siyasi baskılardan, savaşlardan veya cinsiyetçi şiddetten kaçan herkesin bu haktan yararlanabilmesi gerekiyor.”
