Felsefelogos Akademi “adalet” temasıyla gerçekleştirildi

1997 yılından bu yana yayın hayatını sürdüren Felsefelogos dergisinin bu yıl ikincisini düzenlediği Felsefelogos Akademi, Büyükada’da 20-21 Eylül 2025 tarihlerinde gerçekleştirildi.

Geçtiğimiz yıl “savaş” temalı gerçekleşen programda bu yılki tema “adalet“ idi. İki gün boyunca süren, toplamda 8 konu ve konuşmacı, 16 tartışmacı ve onlarca katılımcısıyla Felsefelogos Akademi’de oldukça yoğun katılımlı oturumlar gerçekleşti. Toplantılara Enternasyonal Dayanışma üyeleri de katıldı.

Felsefelogos Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Sinan Özbek, Felsefelogos Akademi programıyla alışılagelmişin dışında konuşmacıların, tartışmacıların ve katılımcıların da aktif bir şekilde rol aldığı bir felsefi tartışma ortamı yaratmaya çalıştıklarını dile getirdi.

Doğal Adalet Anlayışından Dağıtıcı Adalet Teorilerine , Liberal Muhafazakâr Adalet çıkmazlarından Marx’ta Adalet, İnsan Doğası ve Özgürlük İlişkilerine kadar birçok başlık altında toplantılar gerçekleşti. (Toplantıların programı şuradan görülebilir: https://www.facebook.com/felsefelogosdergi/posts/1739342933662032)

Marx: Adil olan üretim ilişkilerine uygun olandır ya da “Adalet , zorla elde edilen hakimiyettir“ başlıklı programın konuşmacısı olan Prof .Dr Sinan Özbek, konuşmasına başlamadan önce Felsefelogos Akademi’nin birçok farklı şehirden gelen tüm katılımcılarına ve bu yıl Büyükada’da gerçekleşmesi için verdiği desteklerinden ötürü Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat’a teşekkürlerini dile getirdi. Özbek, ardından şunları dile getirdi:

“Marx’ın dilinde, “Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar!” sosyalist toplumun işleyiş ilkesidir. Marx bu ilkeyi ütopik sosyalist Luis Planc’tan alarak asıl içeriğini kazandırıyor. İlke, boş bir slogan olmaktan uzaklaşıyor ve Marx’ın teorisinde asıl anlamına kavuşuyor.

İmdi, Marx’ın “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar” ilkesiyle anlattığı, şu ifadenin kaldırılmasıdır: “Bu ekonomik işlemlerin, ilgili tarafların iradi hareketleri olarak, kendi ortak iradelerinin ifadeleri olarak ve bir üçüncü tarafa karşı yasa zoruyla kabul ettirilebilir sözleşmeler olarak tezahür ettiği hukuki biçimler, salt biçimler olarak bu içeriği belirleyemezler. Bunlar onu yalnızca ifade ederler. Bu içerik üretim tarzına tekabül ettiği, onunla uyumlu olduğunda adaletlidir. Bu biçimle çeliştiği yerde adaletsizdir.” İşte “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar” ilkesin göre şekillenmiş bir toplum adalet tartışmasının ortadan kalktığı bir varoluş düzlemi sunar.

…Bu, ütopistlerin geçmiş güzel zamanlar örneği gibi bir cennet toplumu özleminin ifadesi değil, son derece sağlam örülmüş bir teorik netliktir. Bir başka ifadeyle adalet, yukarda ifade edilen ilke ile dayanışma zemininde kurulmuş toplumun insanının normal davranış tarzıdır. Artık adalet bir teorik tartışma olmaktan çıkmış, toplumsal yaşam içinde sıradanlaşmıştır.”

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…