SES, Sağlık Bakanlığı’nın 2026 bütçesinin koruyucu sağlık hizmetlerini geri plana ittiğini, kaynakların şehir hastaneleri ve özel sektöre aktarıldığını belirtti.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Sağlık Bakanlığı bütçe görüşmelerine ilişkin TBMM önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklamada iktidarın kemer sıkma politikalarına dikkat çeken SES Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey, “2026 yılı bütçe teklifi var olan sorunlara çözüm sunmamaktadır. Sağlığı ticarete dönüştüren, yurttaşlara ve hastalara müşteri gibi yaklaşan neo-liberal sağlık politikalarını derinleştiren iktidar 2026 bütçesiyle önceliklerinin halk sağlığı ve emekçilerin hakları olmadığını bir kere gösteriyor” dedi.
“Şehir hastanelerine ayrılan bir yıllık kullanım bedeli ile en az 6 bin 788 ASM yapılabilir”
Karacabey, bütçede yapılan artışın reel bir karşılığı olmadığını belirterek, “Halk sağlığına sunulan hizmetleri daha nitelikli hale getirmek için hazırlanmış bir bütçe yoktur. Kamu-Özel İş birliği modeliyle yapılan, sermayeyi besleyen, kamuya maliyeti sürekli artan, kent mekânı, sağlık emekçileri ve hastalar açısından yoğunluk ve sorunlara yol açan, köklü devlet hastanelerinin kapatılmasına neden olan Şehir Hastaneleri kira ödemeleri, 2026 yılı bütçe ödeneklerinde yine önemli bir yer tutmaktadır. Kamu bütçesinin özel şirketlerin çıkarlarına göre yapılandırılmasının en net göstergelerinden birisi, bu şirketlere ayrılan ödenekler ve kira bedelleridir. Şöyle ki; şehir hastanelerine ayrılan bir yıllık kullanım bedeli ile 4 aile hekiminin rahatlıkla çalışabileceği en az 6 bin 788 ASM yapılabilir” dedi
“Koruyucu sağlık hizmetlerine pay yok”
Karacabey, “Koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan pay her yıl gerilerken “kışkırtılmış sağlık talebine” cevap vermek için planlanan tedavi edici sağlık hizmetlerinin payı her yıl artmaktadır. Genel olarak sağlık hizmetlerine ayrılan bütçenin AB-OECD ülkeleri ortalamalarına yaklaştırılarak, yüzde 10’un üzerine çıkarılmasını talep etmemize rağmen 2025 bütçesinde bu pay yüzde 6,4, 2026 bütçesinde ise yüzde 7,2 oranında olmuştur” dedi.
“Bütçe özel sektöre akıyor”
Sağlıkta özelleştirme politikalarının sonuçlarına vurgu yapan Karacabey, “Türkiye’de özel sektörün sağlıktaki hacmini büyütmek amacıyla kamudan özele daha yoğun kaynak aktarımı yapılmaktadır. 2015 yılında sağlık alanında çalışan her yüz kişiden 70’i kamu hastanelerinde, 10’u üniversite hastanelerinde ve 20’si özel hastanelerde çalışıyorken 2024 yılı itibariyle kamunun payı yüzde 10 azalmış ve özel hastanelerin payı yüzde 7 artmıştır. İktidar özelleştirme politikasını, istihdamı güvencesizleştirerek devam ettiriyor. Bu durum ‘beyaz göç’ olarak ifade edilen nitelikli sağlık personelinin yurtdışına gitmesini tetikleyen en temel faktördür” dedi.
Karacabey sağlık emekçilerinin talepleri şöyle sıraladı:
“Sağlık hizmetleri bütçesinin merkezi bütçe içindeki payı en az yüzde 10’a çıkarılmalı; koruyucu sağlık hizmetlerinin payı bütçe içerisinde yüzde 40’a yaklaştırılmalıdır. İlaç ve tedaviye erişim kamu güvencesinde olmalıdır. Geri ödeme listesi genişletilmeli; fark ücretleri kaldırılmalı, SMA başta olmak üzere nadir hastalık fonları güçlendirilmeli; ilaç yokluklarını önleyecek kamusal planlama yapılmalıdır. Sağlık alanında güvencesiz istihdam modellerine son verilmelidir. Taşeron, sözleşmeli ve güvencesiz istihdam kaldırılmalı; tüm sağlık çalışanları kadrolu ve güvenceli 4A statüsüne alınmalıdır. Sağlıkta şiddeti önleyici yasal düzenlemeler, güvenlik önlemleri, riskli birimlere istihdam ve caydırıcı yaptırımlar için bağımsız bir bütçe kalemi oluşturulmalıdır.”
