Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı 2026 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi üzerine değerlendirmesini bir basın toplantısı ile açıkladı. Açıklamada Sağlık Bakanlığı’nın 2026 Yılı Bütçesi’ni halk sağlığını ve hekim haklarını önceleyecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği vurgulandı
Basın toplantısına TTB Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Pınar Saip, Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Önder Okay ve Merkez Konseyi üyeleri Dr. Nilüfer Ustael, Dr. Ali Kanatlı, Dr. Ali Osman Karababa, Dr. Güzide Elitez ve Dr. Murat Erkan katıldı.
“Bu halk adaleti, sağlığı, gelirin ve yaratılan değerin eşit paylaşılmasını hak ediyor”
Toplantıda ilk sözü alan Dr. Önder Okay, bütçe teklifinde hem emekçilerin hakkının verilmediğini hem de yük bindirildiğini belirterek, sermayenin ise hem gelire katkıda bulunmadığını hem de kaynaklardan beslendiğini söyledi. Yoksulluğa ve emek sömürüsüne dayalı çocuk ölümlerindeki artışa özel olarak dikkat çeken Okay, “Bu halk adaleti, sağlığı, gelirin ve yaratılan değerin eşitçe paylaşılmasını hak ediyor. Halkın temsilcilerinin bu değerlendirme ve önerilerimizi dikkate almalarını temenni ediyoruz” diye ekledi.
Açış konuşmasının ardından Dr. Pınar Saip, TTB’nin Sağlık Bakanlığı 2026 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi değerlendirmesinin özetini okudu. Sunumun ardından Merkez Konseyi üyeleri sözler aldı.
“Hekim ücretleri en azından 50 yıl öncesine yakınlaşan bir seviyeye gelmeli”
Dr. Murat Erkan, bugünkü zorlu ekonomik koşullarda hekimlerin özlük haklarını savunmak zorunda olduklarını ifade etti. Türkiye’de hekimlerin alım gücünün son yarım asırda yarı yarıya düştüğünü, dünya ve OECD ülkeleri ortalamasının çok gerisinde kaldığını hatırlatan Erkan, şöyle devam etti: “Hekimler; zorlu bir eğitim ve uzmanlık sürecinden geçen, zorlu koşullarda çalışan bir meslek grubunun üyesi olmalarına rağmen bugünkü ücret politikalarıyla orta-düşük gelirli olmuşlardır. Ücretlerimizin en az iki katı olması durumunda dahi karşılaştırma yaptığımız ülkeler ile aynı seviyeye ancak gelebiliyoruz. Dolayısıyla ücretlerimizin makul, mantıklı, en azından 50 yıl öncesine yakınlaşan bir seviyeye gelmesine yönelik düzenlemeler yapılmasını bekliyoruz. Sağlık hizmetlerini sürdürebilmek ve yaşatabilmek için yaşamak istiyoruz.”
“Bakanlık yönünü değiştirerek sağlık bütçesini yeniden değerlendirmeli”
Dr. Nilüfer Ustael; 6,5 milyon çocuğun günde bir kez et-tavuk-balık yiyemediğine, 15-17 yaşındaki her dört çocuktan birinin çalıştığına, savunma harcamalarına, şehir hastanelerine yapılan ödemelere ve koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan payın düşüklüğüne tekrar vurgu yaparak “Böyle bir bütçe yönetimi olamaz” dedi. Toplumda derinleşen yoksulluk ve eşitsizliğe ilişkin örnekler veren Ustael, Sağlık Bakanlığı’na yönünü değiştirerek sağlık bütçesini yeniden değerlendirme çağrısı yaptı.
“Bütçede koruyucu sağlık hizmetleri değil, hastalık ve tedavi edici hizmetler öncelleniyor”
Dr. Güzide Elitez ise bütçede koruyucu sağlık hizmetlerinin değil, hastalığı ve tedavi edici hizmetlerin öncelenmesini eleştirdi. Özellikle şehir hastanelerinin bütçede kapladığı yere ve oluşturduğu kara deliğe dikkat çeken Elitez, “Şehir hastaneleri kamusal zarar oluşturduğu gibi, halkın sağlığa erişiminde de büyük engeller teşkil ediyor. TTB olarak şehir hastanelerin yarattığı zararı dile getirmeye devam edeceğiz” dedi.
“Sağlık Bakanlığı 2026 Yılı Bütçe Teklifi yeniden düzenlenmelidir”
Dr. Pınar Saip tarafından okunan değerlendirmede ise merkezi yönetim bütçesinin toplamının 19 trilyon TL’ye yakın olduğunu belirterek, “Teklif edilen toplam miktarın sadece yüzde 7,8’i Sağlık Bakanlığı için ayrılmıştır. Buna karşın savunma ve güvenlik birimleri için ayrılan pay yüzde 11,4’e ulaşmaktadır. Ülkemizde ve bölgemizde kalıcı barışın sağlanması sonrası savaşa ve silaha yönelik harcamaların azalmasını, bu kaynakların koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerine ayrılmasını talep ediyoruz” diye belirtti.
2026 yılı bütçesinin sağlıklı bir toplumu, toplumun refahını ve mutluğunu sağlama amacından çok uzak olduğuna işaret eden Saip şunları söyledi; “Toplumsal sağlık düzeyi göstergeleri alarm vermekte; toplumsal eşitsizlikler, yoksulluk, açlık her geçen gün artmaktadır. Bunun önüne geçilebilmesi için oylamadan önce toplum yararına değişiklikler yapılmalıdır.”
“Türkiye’de sağlıklı olma daha çocukluk yaşlarında engelleniyor”
TÜİK verilerine göre; Türkiye’de 0-17 yaş arası 22 milyona yakın çocuğun en az 6,5 milyonunun günde bir kez et, tavuk ve balık yiyemediğini ifade eden Saip; “Oysa sağlıklı olabilmenin temel koşullarından biri yeterli ve dengeli beslenmedir. Yine TÜİK verilerine göre; 15-17 yaşındaki her dört çocuktan biri okulda değil; atölyede, fabrikada çalıştırılıyor. Resmi verilerle ortaya çıkan tablo bile Türkiye’de sağlıklı olmanın daha çocukluk yaşlarında engellendiğini gösteriyor” dedi.
“Sağlık sorunlarının azalması için bütçe toplumdan yana tercihlerle yeniden belirlenmelidir”
Sağlık düzeyini ortaya koyan önemli göstergelerden birinin de bebek ölüm hızı olduğuna dikkat çeken Saip; “Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2024 verilere göre; Türkiye’de doğan her bin bebekten 8,9’u birinci doğum gününü göremeden hayatını kaybetmiştir. Bebek ölüm hızı, en düşük (en iyi) olduğu bölgede binde 5,8, en yüksek (en kötü) olduğu bölgede de binde 13,6’dır. Türkiye’de anne ölümleri de önlenebilir seviyenin 7-8 katıdır. DSÖ Avrupa Bölgesi’nde Türkiye’den daha yüksek anne ölüm oranına sahip yalnızca 7 ülke bulunmaktadır. Başta eşitlikçi ekonomik ve sosyal politika uygulamaları olmak üzere, sağlık sisteminde yapılacak toplum yararına düzenlemelerle ölümlerin önüne geçecek siyasi irade bir an önce gösterilmelidir. Toplumsal sağlık sorunlarının azalabilmesi için 2026 yılı bütçesinin gelir kaynakları ve gider alanları toplumdan yana tercihlerle yeniden belirlenmelidir.”
“Kârın, faizin rantın vergilendirilmesi gerekiyor”
Toplanacak vergiler içinde patronların kurumlar vergisi için hedeflenen artış oranı yalnızca yüzde 1,9 iken, maaş ve ücretlerden alınan gelir vergisi için hedeflenen artış oranının ise yüzde 39,55 olduğunu belirten Saip şunları söyledi; “Başka bir ifadeyle, 2026 yılı itibariyle toplam vergi gelirlerinin yalnızca yüzde 11’inin kurumlar vergisi üzerinden, yüzde 23’ünün ise emekçiler üzerinden toplanması; yanı sıra bütçe gelirlerinin en az yüzde 44,16’sının dolaylı vergilerden (KDV, ÖTV) sağlanması hedeflenmektedir. 2026 yılı bütçe gelirlerinin büyük bölümü kârın, rantın, faizin ve mülkiyetin vergilendirilmesiyle oluşturulmalı, kişilerin alışverişinde dolaylı vergi ödemeleri kaldırılmalıdır.”
“Sağlık Bakanlığı bütçesindeki artış yetersiz”
Sağlık Bakanlığı 2026 yılı bütçesinde yaklaşık yüzde 44,55’lik bir artış söz konusu olsa da yıllık enflasyon (yüzde 38,26) dikkate alınırsa artışın yalnızca yüzde 6 olduğunu, bu payın, yüzde 15’in altında olmayacak şekilde artırılması gerektiğinin altını çizen Saip; “2026 yılı Sağlık Bakanlığı bütçesinden kişi başına sadece toplam 16 bin 335 TL ayrıldığı görülmektedir. Bütçeden maaş ve ücretlerle SGK devlet primi gideri ödemeleri çıkarıldıktan sonra kişi başına yalnızca 5 bin 632 TL kalmaktadır.
Sağlık Bakanlığı 2026 yılı toplam bütçesinin yalnızca yüzde 8’i koruyucu sağlık hizmetleri için ayrılırken; maaş ve ücretlerle SGK devlet primi gideri ödemeleri çıkartıldıktan sonra kişi başına yalnızca 2 bin 477 TL kalmaktadır” dedi.
“Hekim ücretlerinde artış yapılmalı”
Son yarım asırda hekimlerin alım gücünün yarıya düştüğüne vurgu yapan Saip; “OECD ülkelerindeki ortalama ücret ülkemize göre pratisyen hekimlerde 1,5-2 kat, uzman hekimlerde 2-3 kat daha fazladır. 7.200 ek göstergenin uygulanmasına ve maaşlarda en az yüzde 200 artış yapmaya olanak verecek düzenlemelere 2026 yılı bütçe teklifinde mutlaka yer verilmelidir. Hiçbir hekimin, sağlık emekçisinin aylık gelirinde performans ücretinin payı yüzde 10-15’i geçmemeli, gelirlerinin tümünün emekliliğe yansıtıldığı düzenlemeler hayata geçirilmelidir.”
“Hedefe ancak mücadele edersek ulaşılabiliriz”
“Türkiye’de yaşayan herkese eşit, parasız, nitelikli, anadilinde ve kamu tarafından sunulan, sağlık emekçilerinin ve toplumun yönetime katıldığı, örgütlenmeye çalışma, yaşam ve eğitim alanlarından birlikte başlayan, toplumun sağlığının geliştirilmesi ve korunmasını önceleyen, entegre ve basamaklı sağlık hizmetini örgütlemek ve sunmak için sağlık sistemi; finansman, örgütlenme, emek gücü ve hizmet sunumu başlıklarının tümünde; yeniden düzenlenmelidir” diyen Saip bu hedefe ancak mücadele edersek ulaşılabileceğini, bunun hayata geçebilmesi adına hekimlerin, sağlık emekçilerinin, işçilerin, memurların, küçük esnafın vb. hep birlikte omuz omuza mücadele etmesi gerektiğinin altını çizdi.
