Geçtiğimiz yaz Bursa merkezli faaliyet gösteren Çay Holding’e bağlı Aydın Sultanhisar’da Hanzade Seracılık’ta yaklaşık 100 kişi ve Bursa Yenişehir’de Zem Narenciye’de çalışan 25 kişi hukuksuzca işten atılmıştı.
Çay Holding mağduru işçiler, ön inceleme duruşmalarının görüldüğü tarihlerle eş zamanlı olarak 11 Ocak Pazar günü Sultanhisar’da ve 14 Ocak Çarşamba günü ise Yenişehir’de emek örgütleriyle bir araya gelerek basın açıklamaları gerçekleştirdiler.
“Konkordato bahanesiyle alın terimiz gasp edilemez! Çay Holding Hakkımızı Ver!” pankartının açıldığı açıklamaya Tarım-Sen’in yanı sıra DİSK, KESK, Hak-İş ve Türk-İş’e bağlı sendikalardan ve bağımsız sendikalardan temsilciler katıldı. Enternasyonal Dayanışma aktivistleri de işçilere destek verdi.
Maaşlarının geç ödenmesi, mesai paralarının yatırılmaması, yaz sıcağında su ve yemeklerinin bile verilmemesi gibi sorunlar yaşayan 125 işçi, 2025 Haziran ve Temmuz ayında toplu bir şekilde işten çıkartılmıştı.
Bursa’da yapılan basın açıklamasında Tarım-Sen Genel Başkanı Umut Kocagöz kurumun açıklamalarında tutarsızlıklar olduğunu ve aslında çıkartılan işçi sayısının 150 kişiden fazla olduğunu, bunun da sendikanın dava sürecine dâhil olmasıyla ortaya çıktığını belirtti. Öte yandan işçilerin, maaş, yıllık izin, kıdem ve ihbar tazminatlarının gasp edilerek işten çıkarılmaları üzerine, alacaklarının 4 taksitle ödeneceği vaadiyle sahte arabuluculuk evrakları imzalatılarak kandırıldıklarını dile getirdi. İşçilerin, imzalatılan bu arabuluculuk tutanağında adı geçen arabulucuya ulaştığını ve arabulucunun dahi durumdan haberinin olmadığını, tutanakta imzasının bulunmadığını öğrendiklerini belirten Kocagöz, bunun üzerine işçilerin kendi aralarında örgütlenerek hukuki yollara başvurma kararı aldıklarını belirtti.
Ağustos ayında holdingin konkordato başvurusunda bulunması üzerine, işçilerin alacak beklentileri iyice belirsiz bir hal aldı. Açıklamada söz alan işçiler, Çay Holding yöneticilerinin, alacaklarını talep eden işçilere yönelik “devlet ödesin paranızı”, “benden kimse bir kuruş alamaz” gibi sözler söylediğini, süreci iyice çıkmaza soktuğunu ifade ettiler. Sürecin bu noktaya nasıl geldiğini ise şöyle aktardılar: “Maaşlarımızın geç ödenmesi, mesai paralarımızın verilmemesi, su ve yemeklerimizin düzenli bir şekilde verilmemesi, Ayaz köyünde bulunan dere suyunu içme suyu diye içirilip zehirlenmemiz gibi işçi sağlığını hiçe sayan pek çok uygulamaya maruz kaldık. Seranın satılacağını öğrenmemiz üzerine dişimizi sıktık ve bekledik. Sonunda, Temmuz 2025’in başında bir arkadaşımıza yapılan haksızlığa itiraz ettik, patron vekili Kıyasettin Çay’ın hakaretlerine maruz kaldık. Jandarma’yı çağırdık ve şikâyetçi olduk. Akabinde, Kod 48 ile tazminatsız bir şekilde, maaşlarımız da ödenmeden işten çıkarıldık.”
Bugün ilk duruşması görülen davayı yakından takip ettiklerini belirten işçiler, “bu kadar hukuksuzluğun içerisinde işçi alacaklarının dava süreçlerine havale edilerek ötelenmesi, ertelenmesi de gasp sürecinin bir parçası değil mi?” diye sordular. Açıklama sırasında “İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız” ve “Çay Holding Hakkımızı Ver” sloganları atıldı.
