TULELAKE, CALIFORNIA – OCTOBER 03: A duck prepares to take flight at the Tule Lake National Wildlife Refuge on October 03, 2024 in Tulelake, California. An avian botulism outbreak at the Tule Lake National Wildlife Refuge has killed over 90,000 ducks and waterfowl since late August, the most severe outbreak in the refuge’s recorded history. The U.S. Fish & Wildlife Service ended the collection of sick and dead birds today and estimates that tens of thousands more birds could still be sickened or die in the coming weeks. Justin Sullivan/Getty Images/AFP (Photo by JUSTIN SULLIVAN / GETTY IMAGES NORTH AMERICA / Getty Images via AFP)

Kapitalizm biyolojik çeşitliliği yok ediyor

Yeni bir bilimsel değerlendirmeye göre, Dünya’nın vahşi yaşam popülasyonları son 50 yıl içinde yüzde 73 oranında “felaket” boyutunda küçüldü.

Londra Zooloji Derneği’nin (ZSL) verilerini kullanan Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) iki yılda bir yayımladığı Yaşayan Gezegen Raporu, 1970-2020 yılları arasında izlenen türlerin ortalama popülasyon büyüklüğündeki azalmayı gösteriyor.

Raporda, önümüzdeki beş yılın “dünyadaki yaşam için kritik önemde” olduğu vurgulanarak, Avrupa Birliği’nin (AB) hayati önem taşıyan habitatları ve biyolojik çeşitliliği korumak için daha fazla önlem alması gerektiği belirtiliyor.

WWF Avrupa Politika Ofisi’nden bir yetkili “Bu raporun bulguları endişe verici. AB, özellikle Amazon gibi kritik ekosistemlerde, küresel biyolojik çeşitlilik kaybının başlıca sorumlusudur. Politikacıların derhal harekete geçmesi için daha ne kadar orman kaybetmemiz gerekiyor?” dedi.

En çok hangi türler tehlikede?

ZSL’nin Yaşayan Gezegen Endeksine göre, omurgalı yaban hayatı popülasyonlarında (memeliler, kuşlar, amfibiler, sürüngenler ve balıklar) 1970-2020 yılları arasında ortalama yüzde 73’lük bir düşüş var.

Tatlı su popülasyonları ise bu süreçte yüzde 85 oranında azalarak en ciddi düşüşü yaşadı; WWF bu kaybı, tatlı su balıklarının göç yollarını tıkayan barajlar ve diğer habitat istilalarına bağlıyor.

Rapor, Amazon yağmur ormanlarının ve mercan resiflerinin kitlesel olarak yok edilmesinin kırılma noktaları olduğunu vurguluyor.

Biyoçeşitlilik kaybıyla nasıl mücadele edilebilir?

WWF’nin önerileri şöyle:

  • Koruma, gıda, enerji ve finans sistemleriyle ilgili tüm Yeşil Anlaşma girişimleri uygulanmalı.
  • 2030 yılına kadar bölgedeki kara ve deniz alanlarının en az yüzde 20’sini restore etmeyi amaçlayan Doğa Restorasyon Yasası uygulanmalı.
  • Ortak Tarım Politikası yeniden düzenlenmeli ve çiftçiler “başarılı bir geleceğe giden tek yol” olarak sürdürülebilir tarıma geçmeye teşvik edilmeli.

WWF, doğayla ilgili taleplerini bu ay sonunda Kolombiya’da yapılacak 2024 Birleşmiş Milletler Biyoçeşitlilik Konferansı (COP16) ve Kasım ayında Bakü’de yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP29) taşıyacak.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…