Sezgin Tanrıkulu: AKP sürecin zeminini bozuyor
CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu siyasi gelişmeleri, sokağın itirazını ve bunun sürece etkisini anlattı:
“Son 40 yılı çok şiddetli bir çatışma ve ağır travmalarla geçmiş bir dönem var. Ekim ayından bu yana bunun sonlanması boyutunda kısmen herkesi umuda sevk eden bir girişim başlarken AKP’nin uygulamalarıyla bu umutları yok edecek adımlardan vazgeçmemesi bu sürecin içinde olanları hep kaygılandırdı. Sürecin hemen başında Mardin’e, Esenyurt’a, Siirt’e, Van’a, Dersim’e kayyımlar atandı ve AKP bu uygulamalardan vazgeçmedi.
Hükümet uygulamalarıyla bilinçli olarak parlamentoda bu zemini ortadan kaldırıyor. Bir taraftan en ağır yargı tacizini ve baskısını yapacaksınız; seçilmiş belediye başkanlarını saçma sapan delillerle tutuklayıp cezaevine atacaksınız, diğer taraftan da ‘parlamentoda biz demokratikleşmeyle ilgili şunları getirdik, hadi yapalım diyeceksiniz’. Kürt meselesi hakkında yarın öbür gün bir yasa tasarısı geldiği zaman, nasıl olacak, nasıl bir araya geleceğiz? Cumhuriyet tarihinde yakın zamanda görülmemiş şekilde partiye kayyım atamaya kalkışacaksınız; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nı hiçbir hukuksal temele dayanmayan nedenlerle tutuklayıp mal varlığına el koyacaksınız. Sonra da parlamentoda hiçbir şey olmamış gibi ‘hadi gelin şu yasayı beraber çıkartalım’ diyeceksiniz.
Bu dönemde bir süreç var ve barışın toplumsallaşması lazım, demokratik değerlerin öne çıkması lazım. Silah bırakan herkes siyaset yapabilmeli diyoruz.
Kürtler bu kadar canları yanmış, bu kadar bedel ödemişken barışın ihtimalini bile satın alırsın. Hükümet de bu siyasi tutumu satın alabileceklerini bildiği için böyle bir süreçle karşı karşıyayız. CHP ise kurum olarak bu süreçle ilgili tavrını net olarak ortaya koydu. Genel Başkan 22 Ekim günü grupta yaptığı toplantıda, ‘Ben de el yükseltiyorum, Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti devletinin sahibi olmayı teklif ediyorum’ dedi. ‘Türkiye’de Kürt meselesi vardır. Kürtler bu sorun var olduğu sürece de var olacaktır. Bize düşen görev de bu sorunu demokrasiyle, adaletle, eşit yurttaşlık ile çözmektir’ dedi. Tüm bunları parlamentoda söyledi. Bu son durumlara rağmen de CHP silahsızlanma, silah bırakma noktasındaki duruşunu ekim ayından bu yana değiştirmemiştir.”
Van’da yaşanan antidemokratik uygulama bugün İstanbul’da yaşanıyor
15 Şubatta yerine kayyım atanan Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Abdullah Zeydan ve Neslihan Şedal yaşadıkları süreci anlattılar. 31 Mart seçimleri sonrası mazbata gaspına karşı halkın 7’den 70’e sokağa çıkarak iradesine sahip çıktığını belirten Abdullah Zeydan, “Bu direniş, sadece burada yaşayan halkların onurunu kurtaran bir direniş değil 85 milyonun onur ve haysiyetini, demokrasiyi, adaleti, millet iradesini koruyan tarihi bir direnişti. Van o gün bir umudu yeşertti” dedi.
10 aylık süreçte, kayımın 10 yılda yapmadığını yaptıklarını belirten Zeydan, dil kültür alanından kadın kurumlarının yeniden hayata geçirilmesine, kadın istihdamından köy yollarının yapımına, Afet Koordinasyon Merkezinden, deniz otobüslerini yeniden işlevsel hale getirilmesine, Kadın Eserleri Kütüphanesinden halk lokantaları açılmasına kadar pek çok hizmeti yaşama geçirdiklerini anlattı. Çok dilli ALO Şiddet Hattı, 3 bin 100 gence 3 bin TL eğitim desteği, Rehabilitasyon Merkezi, JİN Kart ve Sosyal Kart gibi uygulamalar da DEM Parti döneminde uygulamaya geçmişti.
Zeydan “Demokratik yollarla baş edemeyen AKP’nin yargıyı kullanarak bizi siyaset dışına itme girişimleri olduğunu söylüyorduk fakat bir türlü anlatamıyorduk. Şimdi maalesef ki aynısını Türkiye’nin batısı da yaşıyor. Sürekli buna sessiz kalınmaması gerektiğini söyledik. Eğer Kürde demokrasi yoksa yarın Aydın, İstanbul, Ankara’da da demokrasi olmaz. Bu haksızlığa gelin hep birlikte karşı çıkalım. Türkiye’nin kurtuluşunun demokratik, eşitlikçi, çoğulcu, özgürlükçü bir anayasa temelinde, demokratik yönetim olduğunu bir kez daha bu süreç bize gösterdi. Sonuçta ilk günden demokrasi ve adalet mücadelesi veriyoruz” diye konuştu.
Neslihan Şedal da “Bu ülkede yaşanan en temel sorun adalet, demokrasi, eşitlik ve özgürlük. Dolayısıyla demokrasi sorunu sadece Van’da yaşandığında sorun olmuyor. Burada yaşanan antidemokratik bir uygulama yarın öbür gün İstanbul’da da yaşanabiliyor. Şimdi bir barış süreci konuşuluyor. Bu sürecin barışa evrilmesi, toplumsal barışın sağlanması için demokratik toplum çağrısının artık yerini bulması gerektiğini düşünen birçok kesim var. Dolayısıyla bu çağrının hayati olduğu bir süreçteyiz. Tıpkı kayyım atanması meselesinde olduğu gibi bu süreci baltalamaya çalışan, bu süreci ortadan kaldırmaya çalışan bir anlayışla da karşı karşıya kalıyoruz. Artık savaş politikasının hiç kimseye kazandırmadığı ama barışın halklara büyük kazandıracağının bilinmesi gerekiyor. Yerel yöneticiler olarak tüm imkânlarımızı barışa harcayacağımızı ifade ediyoruz” dedi.
