Okurlarımız için göçmenlerle ilgili haftanın gelişmelerini derledik:
9 Mart
Samir Hafez: Üniversitelerde 58 bin Suriyeli okuyor
Suriye Türkmen Meclisi eski Kurucu Başkanı Samir Hafez verdiği demeçte “yaş büyüdükçe Türkçe öğrenme ve entegrasyonun zorlaştığını” söyledi: “10-15 yaşındakiler Türkçe’ye oldukça hakim. Çocuklar birbiriyle sadece Türkçe konuşuyor. Sadece evde, babalarıyla Arapça konuşuyorlar. Bazılarını Türklerden ayıramıyorum bile. 25 yaşından sonrakiler zorlanıyor tabii ki. 50 yaşından sonra çok çok zor. O yaştakiler markete çocuklarıyla gidiyorlar. Öğrenme imkânları yok. Türkiye’de onlara bedava bir eğitim verilmedi.
Yeni jenerasyon artık Suriye’deki sıkıntıyı sadece babalarından duyuyor. Tamamen entegre olmuş durumdalar. Dertleri de üniversite, okul ve iş. Türklerle aynı aslında. Eğitimsiz gelenler ise sıkıntılı. Örneğin 10 yaşında gelmiş, Türkiye’de bir yerde okuyamamış olanların iletişimi de çok zayıf oluyor. Şu anda 58 bin Suriyeli üniversitelerde okuyor. Geçen sene bu rakam 19 bindi. Suriyeli gençlerin en büyük sıkıntısı üniversite paralarını ödeyememek.”
Binlerce tüberküloz hastası var
Tarlabaşı’nda sığınmacılara ve kimsesizlere yardım eden Mehmet Yeralan ise özellikle sağlık konusunda sıkıntı çektiklerini dile getirdi:
“Sağlıktan sonra da en büyük sorunlar arasında dil sorunu geliyor. Vakıf üzerinden tedavilerini yaptırmaya çalışıyoruz. Ama binlerce tüberküloz hastası götürdük. Kimisini kaybettik. Burada bir dayanışma ağı geliştirdik.”
Yeralan, yakalanma sayılarının çok arttığını belirterek “Artık evinden çıkamayanlar var. Mesela bir örnek söyleyeyim, anneyi yakalayıp göndermişler bebek burada kalmış. Ülkemize alıyorsak o zaman sahip çıkacağız” dedi.
İsmini paylaşmayan başka bir Suriyeli kadın ise midyecilik yapıyor. Günlük 300 lira aldığını belirten Suriyeli, “Dil bilmediğim için eşimi hastanede tedavi ettiremiyorum. 10 bin lira kira ödüyorum. Yaşamak çok zor” diye konuştu.
9 Mart
Afrikalıların İstanbul’daki zor yaşamları
İstanbul’daki Afrikalılar çoğunlukla Kumkapı, Aksaray bölgesinde yaşıyorlar. En önemli sıkıntıları oturum izni ve çalışma şartları. Birçoğu Türkiye’yi artık transit ülke değil, sürekli kalacak yer olarak görüyorlar. Ama onlar bile burada yaşamaktan mutlu değiller. ‘İstanbul’un sığınmacıları’ yazı dizisinin ilk bölümünde Afrikalıların yaşadığı mahalleye girdik.
Diğer ülkelerden gelen sığınmacılar gibi Afrikalılar da artık İstanbul’un gerçeği. Üstelik burada kalan Afrikalıların sayısı tam olarak yansımıyor. Nedeni ise birçoğunun kayıtsız olması. Mülteci olanlar uluslararası koruma sisteminden yararlanmaya çalışıyor, fakat dil bariyeri ve Türkiye’nin göçmen politikasının buna engel olduğunu dile getiriyorlar.
Afrikalıların çoğunun tercihi İstanbul. Bunun nedeni ise hem iş imkânı hem de özellikle Kumkapı, Beyazıt, Aksaray, Esenyurt gibi belli başlı yerlerde daha önceden gelen tanıdıklarının bulunması.
Örneğin Aksaray’da Yenikapı metrosuna 200 metre mesafedeki bir iş hanı. Neredeyse birkaç dükkân hariç tüm işletmeler Afrikalılara ait. Genellikle kargo, taşımacılık işi yapıyorlar. Buradan aldıkları kıyafetleri Afrika’ya gönderiyorlar, bu şekilde gelir sağlıyorlar.
Aksaray’daki Oto İş Hanı’nda yıllardır çalışan Cihat Dere, pasajdaki durumu ve Afrikalı komşularının yaşadığını şöyle anlattı: “Genelde buraya polis baskınları oluyor ve Afrikalıları götürüyorlar. Çoğuna oturum vermiyorlar. Olanları da iptal ediyorlar. Buradakiler elbise, ayakkabı terlik, kemer, o tür malzemeleri gönderiyorlar.”
40 yaşındaki David özellikle fiyatlardaki artışa dikkat çekti: “Laleli, Beyazıt’tan kıyafet alıyorum Afrika’ya gönderiyorum. İstanbul’da en zor olan ev kiralamak. Konaklama bedeli çok yüksek. Geçen yıl kiraya 4,5 bin lira ödüyordum ama bu yıl 12 bin lira oldu.”
Afrikalılar burada genellikle en alt işlerde çalışıyorlar. İkamet belgesi, oturum izni alamadıkları için daha kurumsal yerlerde çalışamıyorlar. Kaçak şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar.
Özellikle Tarlabaşı’nda kalan Afrikalılar, baskı ve geri göndermenin çok arttığını söyleyerek evlerden çıkamadıklarını bu yüzden son 2-3 yıldır iş dahi arayamadıklarını dile getiriyor.
Sudan’dan İstanbul’a gelen Çiğdem isimli kadın, “Eskiden ilk geldiğim zamanlar kolaydı ama şimdi her şey zor. Bir yabancı, Afrikalı olarak küçük işlerde çalışabiliriz. Fabrika, büyük işletme, AVM ve süpermarketlerde çalışamayız” diye konuştu. Mülteci ve sığınmacılar üzerine çalışan gazeteci-yazar Ercüment Akdeniz de bu durumu doğruluyor: “Afrikalılar, en alttakilerin altındakiler. Bir göçmen işçi endüstrisi doğmuş durumda. Afrika ülkelerinden gelenlere baktığımızda biraz anatomik yapıları ve güçlü olmaları nedeniyle de olabilir; daha çok taşımacılık, kargo iş kolunda çalıştırıldıklarını görüyoruz.”
Gazeteci yazar Ercüment Akdeniz, Afrikalı çocukların kayıtsız olmalarından dolayı okula gidemediklerini, bunun yerine merdiven altı kursların açıldığını belirtti:
“Artık İstanbul’da merdiven altı kreşler var. Bir çevirmede yakalanma ihtimali olduğu için sabahın çok erken saatlerinde işe gidip karanlıkta çok geç saatlerde geri dönüyorlar. Bu sırada çocuklarını kreşe bırakıyorlar. Son derece sağlıksız, yani havanın bile alınmadığı, her an yıkılmaya yüz tutmuş binalar bunlar. Böyle bir illegal yaşam örgütlendi İstanbul’da.” Akdeniz, “Afrikalılarda çok ciddi bir tedirginlik ve endişe hali var” derken İzmir’de Işıkkent Sanayi Sitesi’nde karşılaştığı olayı anlattı: Ben duyunca tüylerim diken diken oldu. Afrikalı kadınlar iş başvurusu yaparken konuştukları ilk şey şu oluyor: seks yok iş var. Çünkü kadınları öyle görüyorlar.”
Ousmane Diouf da yıllar önce İstanbul’a gelenlerden. Türkçe biliyor ve Aksaray’da ufak bir giyim mağazası var. Oturum almanın 3-4 yıl öncesine göre çok daha zor olduğunu vurgulayan Diouf, geri gönderme sürecini anlattı: “Oturum iptal olursa bir daha çıkmanız geri gelmeniz gerekiyor. Bir anda iptal edilebiliyor. Senin cebinde hiçbir şey yok memleketine gidersin. Elbise yok çanta yok, direkt gönderiliyorsun.”
Özellikle Beyoğlu, Şişli gibi bölgelerde Afrikalılar ev tutmakta zorlanıyor. Kumkapı, Aksaray gibi daha fazla Afrikalının yaşadığı alanları tercih ediyorlar. Talepleri ise Suriyeliler gibi geçici koruma statüsü tanınması veya mülteci olduklarına dair bir belge verilmesi.
Dayanışma örnekleri
Afrikalıların kendilerine ait dayanışma etkinlikleri var. Esenyurt’ta düzenlenen Miss Uganda güzellik yarışması buna örnek. Yine futbolcu olmak için Türkiye’nin yolunu tutan veya burada futbola yönelen erkekler, İstanbul Afrika Kupası düzenliyor. Özellikle Kurtuluş’ta antrenmanlar yapan Afrikalı futbolcular takımlar kurarak birbirleriyle mücadele ediyor. Sayıları azalsa da kupa organizasyonunu devam ettirmeye çalışıyorlar.
10 Mart
8 binden fazla can kaybı: 2023 göçmenler için en ölümcül yıl oldu
Yeni bir yaşam umuduyla yosul ülkelerden yapılan düzensiz göç, binlerce can kaybına neden oluyor. Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) açıkladığı rakamlara göre geçen yıl toplam 8 bin 565 kişi göç yolunda hayatını kaybetti.
Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Göç Örgütü (IOM), 2023’te göçmen ölümlerinin bir önceki yıla kıyasla yüzde 20 artarak 8 bin 565’e çıktığını açıkladı. IOM, kayıt tutmaya başladığı 2014 yılından beri en fazla can kaybının geçen yıl yaşandığını duyurdu.
IOM kayıtlarına göre, 8 bin 84 can kaybının tespit edildiği 2016 yılı göçmenler için önceki en ölümcül yıldı.
BM’ye bağlı kurum, 2024 yılı başından bu yana da 512 ölümün kayda geçtiğini duyurdu.
IOM, pek çok göçmenin kullandığı Kuzey Afrika’dan Güney Avrupa’ya ulaşmaya çalıştığı Akdeniz rotasının, geçen yıl kaydedilen en az 3 bin 129 ölüm ve kayıp vakasıyla göçmenler için en ölümcül yol olmaya devam ettiğini vurguladı.
https://tr.euronews.com/2024/03/06/8-binden-fazla-can-kaybi-2023-gocmenler-icin-en-olumcul-yil-oldu
10 Mart
Muhammed Yasir Elati’yi öldüren sanığın ilk duruşması 12 Martta yapılacak
İzmir’in Konak ilçesine bağlı Basmane semtindeki bir tavukçu dükkânında 1 Ağustos 2023 tarihinde yaşanan ve bir Suriyeli mültecinin ölümü ve bir Suriyeli mültecinin de ağır yaralanması ile sonuçlanan bıçaklı saldırıyla ilgili iddianame hazırlandı.
İddianameye göre; sanık Mehmet Şerif Çelik, 25 yaşındaki Muhammed Yasir Elati’yi kasten öldürme, 20 yaşındaki Hussin Dhımesh’i de kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanacak. Savcı, sanığın müebbet ceza ve adam öldürmeye teşebbüs suçlamalarından cezalandırılmasını istedi.
Davanın ilk duruşması 12 Mart 2024 tarihinde 16 Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Duruşmada sanık Çelik, hakim karşısındaki ilk savunmasını yapacakken, saldırıda ağır yaralanan Hussin Dhımesh o gün yaşananları anlatacak. Ayrıca olay yerindeki tanıklar da dinlenecek.
Duruşmaya katılım için Sığınmacı Hakları Platformu çağrı yaptı.
10 Mart
İranlı ve Suriyeli kadınların ‘Göç Hafızası’ sergisi İstanbul’da
Ötekinin Hafızası projesi kapsamında İranlı ve Suriyeli beş kadının çalışması olan Kadınların Göç Hafızası Sergisi, 6 Mart-6 Nisan tarihleri arasında İstanbul Tütün Deposu’nda sergileniyor.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı (KEKBMV) tarafından yürütülen “Ötekinin Hafızası” projesi kapsamında ülkelerinden kaçarak Türkiye’de yaşayan ve üretimlerini burada yapan beş kadının çalışması sergileniyor.
Sergi, “Kadınların Göç Hafızası sergisi, kadına ve sanata düşmanca bakan rejimlerin hüküm sürdüğü coğrafyalarda, kültürel çoraklaşmaya inatla direnen, bir arada yaşamaya inanan, iklimimizi yeniden yeşerten, cesur kadınların dayanışması ile mümkün olabildi” denilerek duyuruldu.
Sergide, Farah Trablsie, Maryam Mazrooei, Sara Shahzadeh, Sinur ve Walaa Tarkaji’nin çalışmalarına yer veriliyor. Kadınların çalışmaları İstanbul Tophane’de bulunan Tütün Deposu’nda sergileniyor. Sergi, 6 Mart saat 18.30’da ziyarete açıldı.
13 Mart
Muhammed Yasir Elati’yi öldüren sanığın ilk duruşması İzmir’de yapıldı
Muhammed Yasir Elati’nin öldürülmesi, Hussin Dhımesh’in yaralanması ile ilgili davanın ilk duruşması 12 Mart, Salı günü İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.
Duruşmaya; sanık Mehmet Şerif Çelik, saldırıda yaralanan Hussin Dhımesh, avukatı, Muhammed Yasir’in Elati’nin ailesi, avukatı, tanıklar ve Sığınmacı Hakları Platformu’ndan Yıldız Önen katıldı.
İlk duruşmada tutuklu sanık Mehmet Şerif Çelik’in, müştekiler Hussin Dhımesh ve Muhammed Yasir Elati’nin ailesi ve tanıkların ifadesi alındı.
Sanık Mehmet Şerif Çelik’in sabıkalı olduğu kayıtlara geçti. Sanık ifadesinde; ot içtiğini, madde bağımlısı olduğunu o yüzden hatalar yaptığını; Suriyeliler ile bir problemi olmadığını, eşinin de Suriyeli olduğunu anlattı.
Sanık Mehmet Şerif Çelik olayın meşru müdafaa olduğunu iddia etti, odada otururken 2 Suriyelinin gelip kendisine Arapça küfrettiklerini ve saldırdıklarını, kendini korumaya çalışırken Muhammed Yasir Elati’nin öldürüldüğünü söyledi.
Ama başta yaralı kurtulan Hussin Dhımesh olmak üzere tüm tanıkların ifadesi aksi yönde oldu. Saldırıda ağır yaralanan Hussin Dhımesh o gün yaşananları ayrıntılı olarak anlattı, Mehmet Şerif Çelik’in rahmetli Muhammed Yasir’i kıskandığını, kendilerine hiçbir sebep yokken saldırdığını söyledi. Olaydan sonra apar topar video kayıtlarını silmesi de aleyhine olan bir nokta. İşyerinin sahibi ve çalışanlar da sanığın aleyhine ifade verdiler.
Bir sonraki duruşma 7 Mayıs saat 14.30’da İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.
Ne olmuştu?
İzmir’in Konak ilçesine bağlı Basmane semtindeki bir tavukçu dükkânında 1 Ağustos 2023 tarihinde Mehmet Şerif Çelik; aynı işyerinde çalıştıkları 25 yaşındaki Suriyeli Muhammed Yasir Elati’yi bıçaklayarak öldürmüş, 20 yaşındaki Hussin Dhımesh’i de ağır yaralamıştı.
Olayla ilgili iddianame geçen ay hazırlandı. İddianameye göre; sanık Mehmet Şerif Çelik, 25 yaşındaki Muhammed Yasir Elati’yi kasten öldürme, 20 yaşındaki Hussin Dhımesh’i de kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanıyor. Savcı, sanığın öldürdüğü kişi için müebbet hapisle cezalandırılmasını, yaraladığı kişi için ise adam öldürmeye teşebbüsten cezalandırılmasını istiyor.
https://gocgunlugu.com/H-muhammed-yasir-elati-yi-olduren-sanigin-ilk-durusmasi-izmir-de-yapildi-267
15 Mart
Çanakkale’de göçmen botu battı: 7’si çocuk en az 22 kişi hayatını kaybetti
Çanakkale’de göçmenleri taşıyan lastik botun Eceabat-Gökçeada açıklarında alabora olması sonucu 7’si çocuk, en az 22 kişi hayatını kaybetti. Göçmenlerden ikisi kendi imkanlarıyla kurtulurken, ikisi de Sahil Güvenlik ekipleri tarafından kurtarıldı.
Çanakkale Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada Eceabat-Gökçeada açıklarında düzensiz göçmenleri taşıyan botun alabora olduğu ve 7’si çocuk 22 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı belirtildi.
Açıklamada, “1 Uçak, 2 Helikopter, 1 İHA ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı 9 bot, diğer kurumlara ait 9 bot olmak üzere toplam 18 bot ve 502 personelle arama ve kurtarma çalışmaları devam etmektedir” denildi.
https://www.bbc.com/turkce/articles/c51egv1enlno.amp
