İktidarın IMF’siz IMF programı uygulamaları tam hızla devam ediyor. IMF Türkiye Masası Şefi, para politikalarının sıkılaştırıldığını, ekonominin soğutulduğunu, bunların olumlu olduğunu açıkladı. Ekonominin soğutulması demek; ücret zamlarının kısılması, asgari ücrete, emekli maaşlarına enflasyonun altında zam yapılması, sosyal harcamaların kısılması demek, yani kısaca daha fazla yoksullaşmak demek.
IMF Türkiye Masası Şefi James Walsh, Merkez Bankasının para politikalarını başarılı buldu. Bankanın sıkılaştırma, finansal sistemi reforme etme ve faiz oranlarını yükseltme konusunda övgüyü hak ettiğini söyledi. Walsh, para politikası yoluyla ekonominin soğutulduğunu, yurt içi talebin azaltıldığını, böylece ihracat için daha fazla imkân doğacağını açıkladı.
Yurt dışındaki pek çok yatırımcının enflasyonun düşmesini beklediğini, düşen enflasyon ortamında faizlerin yüksek olmasının yurt dışı yatırımcılar için olumlu olacağını, bu koşullarda yılın ikinci yarısında Türkiye’ye para akışı olabileceğini söyledi.
Bütün bu söylenenler, aslında IMF’siz IMF programı uygulanmakta olduğunun çok net açıklanması. İktidar IMF ile yazılı bir anlaşma yoluna gitmiyor, ama IMF’nin öngördüğü bütün kuralları uyguluyor.
Faizleri yükseltiyor, kredileri kısıyor, maliyetleri yükseltiyor, fiyatların artması için her türlü adımı atıyor. Ama ücretleri artırmıyor, böylece iç piyasada insanlar en temel ihtiyaç maddelerini bile satın alamayacak hale geliyorlar. Böylece “ekonomi soğumuş oluyor.” Bunlar IMF’nin bütün dünyada “bozulan” ekonomilere dayattığı kurallar.
Halkın en temel tüketim maddelerini satın almaması yolu ile düşürülen enflasyon, sadece döviz kurunun düşük kalmasını sağlar, halkın daha fazla yoksullaşmasını engellemez.
Üstelik dış siyasetteki gelişmeler, ihracat olanaklarının daralabileceğini gösteriyor. Bu da iç piyasada soğutulan ekonominin dış piyasada da soğuması, yani ekonominin çökmesi, fabrikaların kapanması, daha fazla işsizlik, açlık demektir.
