israile yönelik yeni yaptırımlar ne anlatıyor?

İktidar sahipleri dün Filistin meselesine dair iki önemli adım attı. İlk olarak Dışişleri Bakanı “Türkiye olarak Güney Afrika’nın İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı davaya müdahil olmaya karar verdik” şeklinde bir açıklama yaptı. Ardından gecenin ilerleyen saatlerinde sosyal medya üzerinden bir basın açıklaması yayınlayarak israille tüm ithalat ve ihracatın durdurulduğunu bildirdi.

Her iki hamle de ilk bakışta olumlu adım olarak görülse de uluslararası toplumda yeni bir sürecin başlamış olması nedeniyle bu tarz açıklamaların detaylı olarak gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Uluslararası Adalet Divanı’ndaki davaya müdahillikle ilgili, bakanın sözlü açıklaması dışında içeriğe dair henüz resmi bir bilgilendirme yapılmadığı için, süreç oldukça muğlak görünüyor. Kendi vatandaşlarının katledildiği Mavi Marmara davasının kendi ülkesinde kapatılmasını sağlayan iktidarın, uluslararası mahkemelerde israile karşı nasıl bir tavır geliştirebileceği ise merak konusudur.

Israille ticaretin kesildiğine dair basın açıklamasında ise kalıcı bir sonlandırma değil; ateşkes, insani yardımların girişine bağlı ve iki devletli çözümün ilerletilmesine bağlı geçici bir sonlandırma olduğunu görüyoruz.

1. “İki devletli çözüm” dayatması, Filistin halkı için bir kazanım değil bilakis “israilin meşruiyeti” tartışmalarını bitirmek için atılmış bir adım olarak görünmektedir.

2. Yine insani yardımın Gazze’ye girmesi koşul olarak belirtilmekte. Dolayısıyla çok kırılgan zeminde bir ambargo olduğunu ifade etmek gerekiyor. Yayılan kitlesel eylemler sonrasında ABD ve Avrupa israili Refah için bir tahliye planı yapmaya zorluyor. Önümüzdeki günlerde ABD öncülüğünde bir adım atılırsa koşul yerine gelmiş olacaktır. Muhtemelen hükümet bunu öngördüğü için, oluşacak yeni politik durumdan hem dış politikada hem de kendisinden uzaklaşan küskün seçmenine yönelik kendi lehine bir kazanım elde etmeye çalışıyor.

Özellikle Nakbe Günü yaklaşırken böyle bir adımın atılması ise tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gerçekleşebilecek israil karşıtı büyük kitlesel eylemlerin sönümlendirilmesi için bir önlem olduğunu görmek gerekiyor.

Unutulmamalıdır ki Filistin topraklarındaki israil sorunu 7 Ekim’de başlamamıştır. Ana sorun 1948’den beri devam eden bir işgal, soykırım ve apartheid rejiminin varlığıdır. Bu yüzden ateşkese veya insanı yardımların ulaştırılması şartına bağlı ambargolar Filistin halkı için yara bandı mesabesindedir. Bu işgali ve soykırımı durdurabilmenin yolu, israili tamamen yalnızlaştıracak ticari, siyasi, kültürel, akademik tüm ilişkilerin kesilmesini kapsayacak bir boykottan ve yaptırımlardan geçmektedir.

Yasin Altıntaş

Yazar

You May Also Like

Kira krizi derinleşiyor

Ekonomik kriz, konut kiralarını fahiş seviyelere çıkarırken, birçok kiracı açısından mahkemeye taşınan kira davaları da sonuçlanmaya başladı. Tahliye…

Neden Enternasyonal Dayanışma?

İktidarın kanatları arasında mafyatik çeteler üzerinden başlayan güç savaşları (Sinan Ateş cinayeti, Ayhan Bora Kaplan operasyonu, emniyet-adliye içi…