İşçi sınıfının yoksullaşmasını durduracak en önemli güç birlikte mücadelesidir

Merkez Bankası yılsonu enflasyon tahminini yüzde 36’dan yüzde 38’e yükseltti. IMF’nin tahminine göre yılsonu enflasyonu yüzde 47 olacak.

Tabi bunlar hep Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in verdiği bilgilerle yapılan tahminler. Oysa bağımsız ekonomistler (ENAG), enflasyonu TÜİK’in verdiği rakamın iki katı daha yüksek hesaplıyor. Mayıs 2024 itibarı ile TÜİK’e göre enflasyon yüzde 70, ENAG’a göre yüzde 124. Elbette gerçek olan ENAG’ın verdiği rakam, yani fiyatlar son bir yılda iki buçuk kat arttı.

Zaten bunu her gün yaptığımız alışverişlerde görüyoruz, hissediyoruz. Bir yıl öncesine göre fiyatı iki kattan fazla artmayan herhangi bir ürün yok, ayrıca üç, dört kat artanlar var.

Yoksullaşma en önemli sorun olmaya devam ediyor

Fiyatlarda yüzde 124 artışa karşın, ücretler bunun yarısı kadar bile artmadı.

Örneğin emekli taban maaşı bir yıl önce 7 bin 500 liraydı, şimdi 10 bin lira, yüzde 33 zam geldi.

Asgari ücret bir yıl önce 11 bin 400 liraydı, şimdi 17 bin lira, yüzde 50 zam geldi.

Sendikaların toplu sözleşme görüşmelerinde elde ettikleri zam oranları yüzde 50-60 düzeyinde.

Türkiye’de 16 milyon emekli, 22 milyon ücretli var. Emeklilerin yarısı taban emekli aylığı alıyor, ücretlilerin yarısı asgari ücretle çalışıyor.

Emekliler, asgari ücretliler, asgari ücrete yakın ücret alan işçiler, memurlar; yaşanan yüksek enflasyon ve artan hayat pahalılığı karşısında aldıkları ücretle geçinemez durumdalar.

İşçi sınıfı borçlanarak yaşamaya çalışıyor

İktidar, özellikle son iki yıldır giderek artan hayat pahalılığı karşısında durumu hızla bozulan kesimlerin sorunlarına çözüm getiremiyor. Ne enflasyonu düşürebiliyor ne de hayat pahalılığını giderecek kadar ücret artışı yapabiliyor.

Çünkü kaynakları zenginlere harcıyor, onlara kredi olarak veriyor, vergi borçlarını erteliyor. Ayrıca kamuda yaşanan şatafatlı düzen de bu sistemden besleniyor.

Ama iktidar artık yolun sonuna geldi, bütçe artık yönetilemez durumda, para yok. Dışardan beklenen kaynaklar da, iktidarın hukuk tanımaz sistemi nedeniyle bir türlü gelmiyor.

İktidar asıl yükü emekçilerin çektiği dolaylı vergileri artırmaya başladı, KDV’ye geçen yıl yüzde 2 zam yaptı. Bu yıl bir kararname ile gıda maddelerindeki KDV, market dışı işletmelerde yüzde 1’den 10’a yükseltildi. ÖTV sürekli yükseltiliyor. Ama zenginlerin vergi borçları erteleniyor.

Ayrıca her ürüne zam gelmeye devam ediyor. Ekmek İstanbul’da 10 lira oldu. Benzin 43 lira oldu, ABD’den daha pahalı benzin kullanıyoruz. Oysa ABD’de asgari ücret Türkiye’den 4 buçuk kat daha yüksek.

En zengin yüzde 20’lik kısmı çıkarttığımızda, geriye kalan yüzde 80 açlık sınırında, yani 5 kişiden 4’ü ekonomik olarak büyük sıkıntılar yaşıyor.

İşçi sınıfı ve yoksullar, hayatlarını borçlanarak sürdürmeye çalışıyorlar. Kredi ve kredi kartı borçlarında patlama yaşanıyor.

İşçi sınıfının yoksullaşması nasıl durdurulacak?

İşçi sınıfının yoksullaşmasını durduracak en önemli güç birlikte mücadelesidir. İktidar şimdiye kadar sendika yönetimleri aracılığı ile işçileri susturmaya çalıştı. Ama son seçimlerde halkın iktidara dur demesi, artık işçi sınıfı içinde de bir şeylerin değişeceği anlamına gelmektedir.

Özellikle işyerlerinde oluşturulacak taban örgütlenmeleri, sendika yönetimlerini aşabilir, işçi sınıfının ayağa kalkmasını sağlayabilir.

Faruk Sevim

Yazar

You May Also Like

Kira krizi derinleşiyor

Ekonomik kriz, konut kiralarını fahiş seviyelere çıkarırken, birçok kiracı açısından mahkemeye taşınan kira davaları da sonuçlanmaya başladı. Tahliye…

Neden Enternasyonal Dayanışma?

İktidarın kanatları arasında mafyatik çeteler üzerinden başlayan güç savaşları (Sinan Ateş cinayeti, Ayhan Bora Kaplan operasyonu, emniyet-adliye içi…