Zonguldak’ta çalıştığı kaçak maden ocağında iş kazasında öldükten sonra ‘olay ortaya çıkarsa ocak kapanır’ gerekçesiyle maden ocağı sahipleri tarafından cesedi yakılarak yok edilmeye çalışılan Afganistanlı göçmen işçi Vezir Mohammed Nourtani’nin davası dün başladı.
Avukat Mehmet Doğan, Enternasyonal Dayanışma’dan Yıldız Önen, Sığınmacı Hakları Platformu’ndan Taha Elgazi ve Ercüment Akdeniz davayı izlediler. Ayrıca İstanbul milletvekili Özgül Saki, siyasi partilerden, insan hakları örgütlerinden, barolardan çok sayıda yönetici ve üye davayı izledi.
Davanın dünkü duruşmasında sanıkların sorguları yapıldı, bir sonraki duruşma 8 Temmuz’da yapılacak.
Davada 6 kişi müebbet hapis istemiyle yargılanıyor
Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 3’ü tutuklu 6 kişi yargılanıyor. Cinayetin adli tıp raporunda Nourtani’nin iç organlarının yandığı ve bazı organların bulunamadığına dikkat çekildi, iddianamede ise madencinin kaçak ocakta, vagon arasına sıkıştığı, ocak sahiplerinin de “olay ortaya çıkarsa ocak kapanır gerekçesiyle hareket ettikleri” ifade edildi. 6 şüpheli hakkında “İştirak halinde kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Tutuklu sanıklar Hakan Körnöş, Enver Gideroğlu, Ahmet Aydın davaya SEBGİS aracılığı ile katıldılar. Tutuksuz sanıklar Eray Demirok, Sercan Kayabaş, Alaattin Çayırlı mahkemede hazır bulundular.
Demokratik kitle örgütü üyelerinin davayı izlemesi engellendi
Davanın başında, maktulün eşi Qamer Nourtani’nin avukatı Bahadır Şeker, anayasanın 141 ve AİHS 6. Maddesi dikkate alınarak duruşmanın alenilik ilkesine göre yapılması gerektiğini ifade etti, boş olan yerlere gerekirse ayakta izleyici alınmasını talep etti. Ancak mahkeme talebi reddetti, çok sayıda demokratik kitle örgütü üyesi dava salonuna giremedi.
Zonguldak ve İzmir barosundan avukatların katılım talebi dosyaya eklendi. Zonguldak Barosu’nun katılım talebinin gerekçesi şöyle: “Barolar dezavantajlı grupların hakkını savunurlar. Kayıt dışı ve güvencesiz çalışma, yaşam hakkının ihlali bu kapsamdadır. Mahkeme üzerinde tarihsel sorumluluk var. Olay kamu vicdanını yaralamaktadır.”
Mahkeme başkanı, “Maktulü öldürmek için ilk andan itibaren irtibatlı, işbölümü yapılması söz konu. Kolluğa haber verilmedi, Sercan kamerayı kırdı, yön değiştirdi. Eray maktulün eşine ‘kocan işe gelmedi’ dedi. Maktul battaniyeye sarıldı, yakmak için benzin temin edildi. Suçu gizlemek amacı ile maktul yakıldı” diyerek duruşmanın açılışını yaptı. Sonrasında sanıkların sorgusuna geçildi.
Patronlar “Ocak kaçak” deyip Nourtani’yi hastaneye götürmediler
Sanıklardan Eray Demirok özetle şunları söyledi: “Olay tarihinde Hakan ve Enver’e ait ocakta çalışıyordum. Sercan “Afganlıya bir şey oldu, bayıldı herhalde” dedi. Biz de Alaattin ile birlikte ocağın içine girdik. Afganlı Mohammed sırt üstü yatıyordu. Enver’i çağırdım. Sercan, Alaattin ve ben Afganlıyı vagona koyup dışarı çıkardık. Alaattin abi kalp masajı yaptığını söyledi. Hakan geldi, ona da anlattık. Hakan abi birkaç defa kalp masajı yaptı. Elimizle maktulün nabzına baktığımızda atıyor gibiydi, ama tam da anlayamadık. Hakan bana “battaniye getir” dedi. Maktulü battaniyenin üzerine koyduk. Arabanın bagajına taşıdık. Enver ve Hakan Abi “olayı ocağın dışında olmuş gibi gösterin” dedi. Hastaneye götürelim dedik. Hakan ve Enver “Ocak kaçak infazlarımız var” dedi.”
Enver “giysileri sobaya atın” dedi. Maktulün ailesini arayıp Afgan’ın işe gelmediğini söyledim. Hakan yakma, Enver gömme taraftarıydı.
Nourtani’yi, kimliği olmadığı için boş bir yere atmaya karar vermişler
Sanık Sercan Kayabaşı’nın ifadesi şöyle: “Vezir Nourtani ile birlikte kömür dolu vagonları dışarı çıkarıyordu. Ben dolu vagonu getiriyordum o da bana boş vagonu getiriyordu. O esnada Nourtani abimiz vagonu değiştirdiğimiz yerde sırt üstü yatıyordu. Boynu direğe yaslı haldeydi. Hırıltılı nefes alıp veriyordu. Üç defa seslendim cevap vermedi. Can havliyle Eray ve Alaattin’i çağırdım. Ocak havasızdı, Nourtani’yi vagonla dışarı çıkardık.
Enver “bu adamı bir yere bırakmamız lazım, kimliği yok” dedi. Adamın hastaneye götürülmesi gerektiğini söyledik. Hakan “bunun ocakta olduğu ortaya çıkarsa bir daha hapisten çıkamam” dedi. Hastaneye götüreceklerini söylediler, Enver, Ahmet, Hakan, Alaattin arabaya bindiler. Hakan bana “Bu olayı hiç kimseden duymayacağım. Eğer duyarsam vururum” dedi.
Kulübede bulunan kamerayı kendime çevirdim, tehdit ve baskı altında olduğum için yaptım. Maktulün elbiselerini çuvala ben koydum. Eray eşyaları tek başına yaktı. Olayın ertesi günü Enver bana, “Nourtani’yi Hakan yaktı” dedi.”
Alkol ve kuruyemişlerle kutlama yapmışlar
Sanık Alaattin Çayırlı sorgusunda şunları söyledi: “Ben ocak çalışanı değilim, kömür alıcısıyım. Oraya kömür almaya gittim. Maktul içeriden geldi arabama kömür döktü. Tekrar içeri girdi 5-10 dk. sonra Sercan “abi adam bayıldı” dedi. 2015’te göçükte kaldığım için korkarım, giremem. Yine de içeri girdim, maktulün dili kaçmış, dilini çektim kalp masajı yaptım. Ses çıktı ve son nefesini verdi, “herhalde vefat etti” dedim. Dışarı çıkardık, Hakan kalp masajı yapmaya başladı. Enver, Hakan’a “dur, bu adamın kimliği yok. Afgan zaten, atalım” dedi. İtiraz ettim, “mümkün değil bu insan” dedim. Hakan da beni destekledi. Yol ayrımına gelince Enver “gömelim” dedi. Ben tekrar bağırdım çağırdım. “Hastaneye götürelim, ceza almazsınız” dedim. Beni arabama bıraktılar. Alkollü idim, eve gittim yattım. Ertesi gün Hakan’ı arayıp ne yaptıklarını sordum. Gülerek, ‘yaktık biz onu’ dedi.”
Avukat Şeker, “dosyayı okursanız görürsünüz, üç şişe alkol almışlar, markaları dosyada var. Kuruyemişleri yemişler, olayı kutlamışlar!” diyerek sanıkların alkollü oluşunun sebebini açıkladı.
Nourtani’nin böbreğini 20 bin dolara almak istemiş
Duruşmaya SEGBİS ile katılan tutuklu sanık Enver Gideroğlu, Nourtani’yi Ahmet ve Hakan’ın yaktığını söyledi, “Ben olay tarihinde yerin 300 metre altında çalışıyordum. Eray bana haber gönderdi, yukarı çıktığımda Nourtani ölmüştü. Hakan, ‘biz bunu ne yapacağız yok edelim, zaten infazım var’ dedi. Arabaya bindik, hastaneye doğru yol alırken Hakan bana, ‘Maden benim dersin, ben senin ailene bakarım’ dedi. Alaattin de ‘En fazla 6 ay yatıp çıkarsın’ dedi. Kabul etmedim. Bunun üzerine arabayı kenara çekip Alaattin, Hakan, Ahmet içki içmeye başladı. Ardından Eray geldi, 1,5 saat kadar içtiler. Hakan, Eray’a para verip benzin almasını istedi. Eray kabul etmedi. Hakan, diğer kaçak ocaktan Afgan Kazım’ı çağırıp işe gönderdi. Nourtani’nin ailesine ‘Vezir gelmedi’ dememizi istedi, yaptık.
Hakan, Ahmet ve ben dağ yoluna gittik. Boş bir alana Vezir Mohammed’i bıraktık. Ahmet benzin bidonunu aldı. Arabanın camları filmli olduğu için ben kimin yaktığını göremedim. Arkama baktığımda alev aldığını gördüm. Ahmet elinde bidonla koştu ‘kaç kaç’ dedi, uzaklaştık. Alaattin’in maktulün yakılacağından haberi vardı. Buna itirazı olmadı.”
Mohammed Nourtani’nin eşi Qamer Nourtani, Enver Gideroğlu’na “Eşim olaydan bir hafta önce ‘Enver 20 bin dolar karşılığında böbreğimi istedi’ dedi. Bu yaşandı mı?” diye sordu. Gideroğlu, “Ben maktulün böbreğini istemedim” diye yanıt verdi.
Nourtani’yi Ahmet Aydın yakmış
Tutuklu sanık Ahmet Aydın, Hakan’ın baskısı üzerine birlikte benzin almaya gittiklerini, Nourtani’nin cesedi üzerine benzini döktükten sonra Hakan’ın kendisine, “Çak şunu beklemeye gerek yok” dediğini belirtti. “Benim elim cebimdeydi, yakmaya niyetim yoktu. Telefonumla çakmağım aynı yerdeydi. Karanlıkta telefon yere düştü, telefonu karanlıkta yerde bulamayınca telefonu bulmak için çakmağı yaktığımda ceset birden alev aldı” dedi. “Hakan’ı hastane işine ikna edemedik” diyen Aygün, pişman olduğunu dile getirdi.
Daha önce MHP Gelik Belde Başkanı olduğu ortaya çıkan tutuklu sanık Hakan Körnöş, “Olayın bu noktaya gelmesini istemezdim. Maden ocağının orda rahmetlinin nabzına baktım, bedeni soğuktu. Nabzı atmıyordu” dedi.
Ardından, diğer ocak sahibi Enver’in ifadesinin tam tersine ifade vermeye başladı: “Allah rahmet eylesin cenaze bizim cenazemiz, arayın 112’yi dedim. Sonra Enver ‘Senin sicilin var abi, ocak kapanır, işçinin kimliği de yok’ dedi. Ben, Enver, Alaattin, Ahmet araca bindik. Maktulü hastaneye götürmek üzere yola çıktık. Hastane yolunda ilerledik. Yol ayrımında transiti gördük. Enver yanında durmamı söyledi, durdum. Şok içindeydim, korkmuştum. Ben yakıt almak için benzinliğe inmiştim. Ahmet de benimle geldi. Arabaya mazot aldım. Ben farkında değildim Ahmet abinin bidona benzin aldığından. Sonra hastane yoluna doğru gittik. Ben aracı dört beş metre kadar ana yoldan içeri soktum. Arabadan aşağıya inip tuvalet ihtiyacımı karşıladım. Arkamda bir ışık hissettim. Arkama döndükten sonra baktığımda rahmetli yanıyordu. Ben de korktum. Arabaya binip kaçtık.”
Maktule vagon çarparak öldüğünü düşündüğünü söyleyen Körnöş, Enver’le bunu paylaştığını, Enver’in de bunu onayladığını söyleyerek, “Yani olay benden saklanmış” dedi.
Kaçak ocağın dört senedir faaliyette olduğunu söyleyen Körnöş: “Bana iftira atıyorlar, benim talimatım üzerine çakmağı çakmadı Ahmet. Ben olaya sonradan dahil oldum. Kimseyi tehdit etmedim. 4 senedir ocağa yalnızca hesap günlerinde giderim. Enver ile ikimiz ocakta ortağız. Biz cani bir insan değiliz, cani olsak ocağın başında kalp masajı yapmazdık” dedi.
Mohammed’in eşi Qamer Nourtani sanıklardan şikâyetçi oldu
Duruşmada söz alan Nourtani’nin eşi Qamer Nourtani, “Sanıkların hepsinden şikâyetçiyim. Enver işyerindeki elemanlara ‘bir tane böbreğinizi bana 20 bin dolar karşılığında verin’ demiş. Eşim yaklaşık 3 haftadır orada çalışıyordu, saat 14.00’te evden çıktı, işe giderken telefonu evde bırakıyordu. Akşam saatlerinde Eray görüntülü aradı. Arabanın içini göstererek ‘Mohammed yok’ dedi. Akşam 20.00 sıralarında Farsça bilen biri ‘kocan geldi mi eve’ diye sordu. Yok dedim. Bunun üzerine ‘Buradan çoktan çıktı nasıl gelmedi’ diye sordu. Ben de eşimin işten ayrıldığını düşünerek yürüyerek geldiğini, bu yüzden geciktiğini düşündüm. Sabah kalktığımızda kocamın olmadığını fark ettim. Enver’i aradık, ‘Mohammed yok işe gelmedi’ dedi. Kimliğini yanında taşımadığı için polise yakalandığını düşündüm. Emniyete gittim. Tarif ettim eşimi. Ben eve varmadan haberi geldi” dedi.
İnsanlığa karşı suçlar kapsamında kasten öldürüldü
Müşteki Avukatı Kerim Bahadır Şeker, beyanlarında şu ifadelere yer verdi:
“Olay günü Nourtani üç haftadır çalışıyordu. Olaydan bir hafta önce için ‘böbreğinizi getirin 20 bin dolar verelim’ dendi. Otopsi raporunda sol böbreğe rastlanılamadı. Bir kişiyi ortadan kaldırmak, delilleri yok etmek için yakarsın. Ancak Nourtani’nin elleri, yüzü bacakları var böbreği yok. Dosyanın içeriğini bilmeden biz bunu söylemiştik. Maktul arkada bagajda iken alkol içmişler, olay yerlerinde kuruyemiş var, içki var. Kanımızca insanlığa karşı suçlar kapsamında bilerek ve isteyerek; dini, ırkı gözetilerek kasten öldürülmüştür. Sizin bu dosyada emsal oluşturacak bir karar verip bu ülkede bütün insanların, din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin eşit olduğunu gözetmeniz gerekiyor.“
Şeker ayrıca, tutuksuz sanık Alaattin Çayırlı’nın da tutuklanmasını talep etti.
8 Temmuz’a ertelendi
Savcı mütalaasının ardından mahkeme heyeti, Alaattin Çayırlı için yurt dışı yasağı kararı verdi. Tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına karar verdi. Baroların katılım talebi kabul edilmedi. Bir sonraki duruşma 8 Temmuz’a ertelendi.
Ne olmuştu?
10 Kasım 2023’te Kırat Mahallesi Koca Osman Sokak’tan geçenler, ormanda yanmış cesedi fark edip, ihbarda bulundu. Cesedin kaçak olarak işletilen maden ocağında çalışan 3 çocuk babası Afganistanlı Vezir Mohammed Nourtani’ye ait olduğu belirlendi.
Otopside Nourtani’nin 9 Kasım’da öldüğü tespit edilirken, ailesinin 10 Kasım sabahı kayıp başvurusunda bulunduğu öğrenildi.
Nourtani’nin çalıştığı kaçak maden ocağının sahipleri Hakan Körnöş (46), Enver Gideroğlu (34) ve Körnöş’ün kuzeni Ahmet Aydın (52) tutuklandı. Ocak çalışanları Sercan Kayabaşı (28), Eray Demirok (22) ve kömür ticareti yapan Alaattin Çayırlı (46) adli kontrolle serbest bırakıldı. 6 şüpheli hakkında, ‘İştirak halinde kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası istemiyle, Zonguldak 1’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
