2024 yılı seçimler yılı olacak diye Şubat ayında Economist web sitesinde bir yazı vardı. Yazıda “Teorik olarak bu yıl demokrasinin zafere ulaşacağı bir yıl olmalı. Ulusal seçimlerde 2024 yılında her zamankinden daha fazla insanın oy kullanması bekleniyor” deniyordu. Türkiye’deki genel seçim de dahil, dünyada pek çok seçim oldu. Maalesef sağ ve aşırı sağın güçlü bir alternatif olduğu sonuçları gördük. Türkiye’de Erdoğan, Hindistan’da Modi biraz güç kaybetseler de yerlerini korudular.
Tabii ki bu senenin en önemli seçimi, Amerikan Başkanlık seçimi olacak. Seçim, Kasım 2024’te yapılacak, yeni başkan Ocak 2025’te görevine başlayacak.
2024’ün başından beri bu seçim dünyada en çok konuşulan konu. Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti başkanlık adayı yarışında, Biden ve Trump kendi partilerinin en güçlü adayları oldular. Ağustos ayında sürpriz bir gelişme olmazsa partilerin başkan adayları olarak ilan edilecekler. Trump, başta Kongre baskını davası olmak üzere yolsuzluk, usulsüzlük, sus payı ve daha bir dizi dava ile sürekli gündem olmayı başardı. 30 Mayıs’ta Manhattan’da bir jüri, eski ABD başkanını iş kayıtlarında tahrifat yapmaktan 34 kez suçlu buldu. Trump bu suçtan hüküm giyen ilk ABD başkanı ve dört yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya. Ama Başkan adayı olabilecek.
Son yapılan anketler, Trump’ın Kasım ayındaki başkanlık seçimlerini kazanabileceğini gösteriyor, ancak aradaki fark çok az. Bazı anketlerde Biden-Trump başa baş gözüküyor. The Economist’in 26 Haziran’da paylaştığı puanlar yüzde 45’er şeklinde.[1]
Perşembe akşamı yapılacak tartışma programından sonra anketlere yeniden bakmak gerekecek. Birkaç aydır anketlerde arada Trump ya da Biden 1 puan önde çıksa da sonuç başa baş gözüküyor.
Tartışma programında kararsız seçmenlerin oyları konusunda bir karar vermeleri bekleniyor. Tartışmada kazanacak olan Trump’ın itidalli olması, en son tartışma programında o kadar müdahale etmişti ki kendisine “Shut up, man-Çeneni Kapa” denmişti. Bunun dışında bir dönem ara vermiş bir başkan adayı olarak eli daha sağlam.
Biden’ın ise ikinci dönem konusunda seçmenlere pek çok konuda güven vermesi gerekiyor. En önemli konu tabii ki ekonomi olacak. Trump dönemi ekonomik olarak daha iyi görünmeye devam ederken, Biden’ın bunun nedenlerini ve yeni dönemde nasıl değiştirebileceğini anlatması gerekiyor. İkinci konu, İsrail’in vahşetine rağmen hâlâ neden destek verdiği olabilir. Üçüncüsü ki bu işin magazin tarafı, Biden sağlıklı olduğunu ispat etmeli. Başkanlık dönemi boyunca defalarca yolunu şaşıran, düşen kalkan bir yaşlı adam resmi çizip tekrar adaylığını koyması, Biden’ın aleyhine bir durum.
Ocak-Şubat aylarında anketler Biden’ın lehine idi. Ne değişti sorusunun cevabı galiba İsrail’in soykırımını durduramaması, üniversitelerdeki eylemlere sert müdahale vs gibi politik olayların yanı sıra, ekonomik durgunluk.
Trump ve Cumhuriyetçiler ile olan rekabette Biden çok fazla taviz verdi. Son olarak sınırlara duvar yapma, İsrail’e büyük miktarda yardım teklifini geçirmesi…
Sağa yanaşarak sağ ile mücadele edilemez
Tüm dünyayı etkileyecek olmasının sebebi Biden ile Trump arasında çok fark olması değil, Trump’ın aşırı sağcı fikirlere daha fazla taviz verme riskinin yüksek olması. “Make America Great Again (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) sloganı esasında “nerede para varsa orayı destekleyelim” stratejisi. Trump, başkanlığı döneminde, “Avrupa ülkeleri silahlanma konusunda üzerine düşen parayı vermezlerse onları korumam” dedi, Dünya’daki en kanlı diktatörlükler ile silah alışverişi dahil olmak üzere pazar genişletmeye paralel siyasi ilişkiler geliştirdi, Avrupa’daki tüm aşırı sağcı partilerle görüşmeler yaptı, onları destekledi. Kongre baskınındaki yargılanmalar hakkında son zamanlarda söylediği sözler… Bütün bunlar arka arkaya yazıldığında, Trump’un yeni döneminin çoklu krizler dönemindeki bir dünyaya zararlarını görmemek mümkün değil.
Tabii ki Biden tüm bunların alternatifi değil. Anketlere göre Amerikan seçmenleri genel olarak her iki adaya da göreve uygunluk, kişisel etik ve demokratik değerlere saygı gibi bir dizi temel özellik açısından çok az güven duyuyor. Seçmenlerin neredeyse yarısı Biden-Trump eşleşmesinden duydukları memnuniyetsizliği belirtiyor (%49). Seçmenler, 2024 seçimleri için ana partilerin adaylarını belirleme imkanına sahip olsalar, oy pusulasında hem Biden’ı hem de Trump’ı değiştireceklerini söylüyor.[2]
Bernie Sanders gibi reformistlerin başkanlığa gelmesi, belki Amerika’da hem kendi ülkeleri için hem de dünya için demokrasi yönünde bir değişikliğe kapı açabilir.
Ama İsrail’in Filistin soykırımı, Rusya’nın Ukrayna işgalinin bir vesayet savaşına dönüştürülmesi, iki savaşın da kullanılarak dünyada silahlanmanın 2023-2024’te rekorlar kırması bize bir şeyi çok net gösterdi. Amerika’da ciddi anlamda politik bir değişiklik olmadan dünya bir daha güvenli bir dönem yaşayamayacak. Trump seçilmesin ve Biden yerini Sanders gibi gerçek bir sosyal demokrata bıraksın diye mücadele etmek gerekiyor.
Başka bir Amerika, başka bir dünya mümkün
Afganistan işgali ile başlayan dönem bize gösterdi ki Amerika’da sistem değişmeden, demokrasi gelmeden dünya barışını sağlamak mümkün değil. Savaş karşıtı hareketin sloganı “BUSH dünyanın en büyük teröristidir” idi. İşin aslı AMERİKA devleti dünyanın en büyük teröristlerinden biridir ve pek çok terörist ülkeyi destekleyerek dünyayı kan gölüne çevirmiştir. Ilan Pappe ne yazıyor; “Siyonist proje daha önce hiç olmadığı kadar, Amerikalılardan gelen büyük miktarda malzemenin hızlı bir şekilde sağlanmasına bağlıdır, aksi hâlde güneyde küçük bir gerilla ordusuyla bile savaşamazdı.”[3]
Büyük bir direniş sergileyen Filistin ile dayanışma siyasi mücadelesini genişletip Amerika’da sınıf mücadelesi – seçim tartışmaları başlamadan önce fena olmayan grevler olmuştu, hatta BBC 2023’te “Bu yıl yüz binlerce ABD’li işçi greve gitti. İş durdurmalar norm haline gelebilir” diye yazmıştı[4]– ile birleşmesini istemek ütopya değil bir zorunluluk.
Yıldız Önen
[1] https://www.economist.com/interactive/us-2024-election/trump-biden-polls
[2] https://www.pewresearch.org/politics/2024/04/24/in-tight-presidential-race-voters-are-broadly-critical-of-both-biden-and-trump/
[3] https://enternasyonaldayanisma.org/2024/06/23/siyonizmin-cokusu-ilan-pappe/
[4] https://www.bbc.com/turkce/articles/cl59dpqq2yzo