Sığınmacılar Platformu aktivisti Yıldız Önen, göçmenlere yönelik faşist saldırıları hazırlayan süreci değerlendirdi:
“Ümit Özdağ ve Tanju Özcan’ın açıklamalarına[1] bakmak bile bu linç girişimlerinin neden olduğunu anlamamıza yeter. Özdağ “şımartılmış” Suriyeliler diyor. 11 yaşındaki Ahmet Haskiro’nun çalışırken can verdiği cinayeti örtmek için patronları aileye 500 bin lira ‘kan parası’ teklif ediyorlar. Takip ettiğimiz onlarca davada Suriyeliler tecavüze uğradı, kuyuya atıldı, öldürüldü, yakıldı. Bu medyaya yansıyan kaçıncı linç girişimi? Altındağ, Torbalı, Esenyurt… Özdağ “şımartılmış” diyor. Suriyeliler başta olmak üzere milyonlarca göçmen kadın, çoluk çocuk, yaşlı büyük bir yoksulluk ve sömürü içinde yaşarken bir de ırkçılıkla karşı karşıyalar. Bir yandan zorla geri gönderme tehlikesi, öbür yandan linç girişimi ile savaştan, Esad diktatörlüğünden kaçanları “şımartıyoruz”.
Tanju Özcan ise “kendi ilimden sığıntıların %90’ını defettim” derken siz de yapabilirsiniz diyor. Yaptığı ırkçı uygulamalar için suç duyuruları yapıldı, soruşturmalar açıldı ama ceza almadı. “Şimdi sıra sizde” demeye devam ediyor.
Bu iki kişi yalnız da değil. Genel seçimlerde Sinan Oğan’ın aldığı oyu hatırlayın, iki seçim ittifakının temsilcileri 28 Mayıs’ta iki ırkçıyı paylaşamadılar. 2019’dan bu yana bu ırkçı dalga büyütülüyor. Suçların cezasız kalması, tüm sorunların sorumluları olarak Suriyelilerin gösterilmesinin sonucu, bu linç girişimleridir.
İHD’de yaptığımız son basın toplantısında söylediğimiz gibi acilen göçmenlere temel insan hakları sağlanmalıdır. Göçmenlerin hak ve hukuklarını ihlal eden keyfi uygulamalara son verilmeli, bütün süreçler insan hakları ilkelerine ve hukuka uygun olarak yürütülmelidir. Ayrımcılık yasağı etkili biçimde uygulanmalıdır. Siyasi partilerin, STK’ların, bireylerin, gazetecilerin, medyanın göçmenleri hedef gösteren söylemleri için hemen soruşturma başlatılmalıdır. Göçmenlere ırkçı muamele yapanlar görevden uzaklaştırılmalıdır.
Bütün bunlar için göçmenlerle dayanışanların sesinin ırkçılardan daha yüksek çıkması gerekir. Bir arada yaşamak isteyen herkesin ırkçılığa karşı ses çıkarması gerekir. Gün susmanın değil dayanışmanın günü olmalıdır.
Özdağ, Özcan ve daha nicelerine karşı sesimizi yükseltelim. Ahmet Haskiro, Gina Mercimek, Mohammed Nourtani, Ahmet Elali, Mamun Elnebhan, Muhammed Elbiş ve daha nice öldürülen Suriyeli, Afgan ve diğer göçmenlerin sesi olmalıyız.
Irkçılığa karşı göçmenlerle dayanışmaya…”
[1] Ümit Özdağ “13 milyonu aşan sığınmacı/kaçağın ülkeye girmesine izin vereceksin, onlara ayrıcalıklı muamele edeceksin, ekonomik kriz derinleşirken tepkinin artacağını bilmene rağmen önlem almayacaksın ve şımarttığın Suriyeliler, Türk polisine tacizciyi vermek istemeyip direnince çileden çıkan mahalle halkının ve Kayserililerin tepkisinin nedeni Zafer Partisi’nin kullandığı dil olacak.”
Tanju Özcan “Dün gece Kayseri’de yaşananlar artık bardağın taştığını net olarak gösterdi. Ben vicdanen rahatım çünkü kendi ilimden sığıntıların %90’ını defettim.”
