Kayseri’de yaşanan ırkçı saldırıları ve sonrasındaki durumu gözlemlemek için, İnsan Hakları Derneği, Özgürlükçü Hukukçular Derneği ve Çağdaş Hukukçular Derneği ortak heyet oluşturdu, kenti ziyaret etti ve insanları dinledi.
Heyetin Kayseri’de yaptığı gözlem ve görüşmelerin ön raporu şöyle:
“Kayseri’de Suriyeli mülteci ve göçmenleri hedef alan saldırılar, organize ve ırkçı saldırılardır.
Belli bir gruba yönelik işlenen suç olduğu için, insanlığa karşı işlenmiş suçtur.
Suriyelilerin yaşadığı mahallelerde halen korku ve tedirginlik hakimdir.
Suriyelilerin can ve mal güvenliği için alınmış ciddi bir tedbir gözlemlenmedi.
Saldırıya uğrayan kişilere yönelik psikososyal destek çalışmaları gözlemlenmedi.
Kişilerin can ve mal güvenliklerine yönelik gerçekleşen saldırılar karşısında etkili bir soruşturma yapıldığı kanısına varılamamıştır.
Valilik, Başsavcılık ve Emniyet Müdürlüğünden istediğimiz randevulara olumlu dönüş yapılmadığı için yürütülen soruşturmalar, gözaltılar ve alınan tedbirler hakkında bilgi edinilemedi.
Evlerinden çıkamayan Suriyelilerin insani ihtiyaçları acilen karşılanmalıdır.
Hasta, yaşlı, kadın ve çocukların özel ihtiyaçları ile ilaç ve sağlık takipleri hızlıca yapılmalıdır.”
Linç girişimleri sonrası tedirginlik hakim: Mülteciler evlerine kapandı
Birçok kentte saldırılar sonrası mülteciler evlerine kapandı. Antep’te işçiler sigara ve ekmek almak dışında evden çıkmıyor, çıksalar bile çok göze batmamaya çalışıyor.
Saldırıların üçüncü gününde tansiyon önceki günlere göre gerilese de mülteciler sokağa çıkarken, işe ya da markete giderken tedirginlik yaşıyor. Özellikle mültecilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde akşam saatlerinde sokaklar neredeyse bomboş.
Antep’te saldırıların yoğun olduğu günlerde kendisi de saldırıya uğramış Suriyeli bir ayakkabı işçisi yaşadığı tedirginliği şöyle anlatıyor: “Millet evinde, işe giden Suriyeli işçi sayısı çok az. Sokağa çıkmama durumları çok yaygın. Korkuyoruz çünkü hâlâ saldırılar olabilir korkusu var. ‘Artık gidelim’ diyenler var. ‘Suriye’ye döneriz ama iş yok’ diyorlar. İki ateş arasında kalmış durumdayız.”
