Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a, 2015-2016 yılları arasında Ankara, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesi, Mersin ve Mardin’de katıldığı etkinliklerde yaptığı konuşmalarla ilgili 2 yıl 6 ay ceza verildi.
Mersin 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya Demirtaş, tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.
Mezopotamya Ajansı‘nın haberine göre; Savcının önceki celse ceza talebiyle verdiği mütalaasına karşı savunma yapan Demirtaş, mütalaanın kopyala-yapıştır olduğunu, mütalaada hukuk adına tek bir satırın bulunmadığını belirtti.
AİHM’de 14’üncü madde ihlali çıkacak
Davanın siyasi olduğunu vurgulayan Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir tarafta Kürt terörist Selahattin Demirtaş, bir tarafta devlet. Burada devlet Selahattin Demirtaş’la karşı karşıyayken tabii ki devletten yana bir karar çıkacak. Bu nedenle siyasi amaçlıdır bu dava. AİHM’de 14’üncü madde ihlali çıkacak. 7 yıldır bu dava sürüyor.
“Irkçı bir siyasetçi olsam Ankara’nın göbeğinde birini öldürtsem, bunun üzerine tehdit etsem bana dava bile açmazdınız, tam tersi hepiniz beni korurdunuz. Faşist bir siyasetçi olsaydım, yargı beni korurdu. Ama Kürt siyasetçi olduğum için, eleştiri hakkını kullandığım için yargılanıyorum. Sadece konuşmalarımdan dolayı 55 yıl ceza verildi.
“Tahir Elçi’yi, Hrant Dink’i öldüren katiller serbest bırakıldı. Selahattin Demirtaş 55 yıl ceza aldı. Kürt siyasetçi Selahattin Demirtaş değil de Pınar Gültekin’i öldürmüş bir erkek olsaydım 25 yıl ceza alırdım. Musa Orhan bir kadına tecavüz etti, bir gün bile ceza almadı. Bana verilen 55 yıl cezalarında tek bir iyi hal indirimi bile uygulanmadı.
Bana hakaret edenlere yargı aynı şekilde davranmıyor
“Türk yargısı bariz bir şekilde bize ayrımcılık yapıyor. Somali Cumhurbaşkanı’nın oğlu olsaydım, bir kuryeyi öldürseydim para cezası alacaktım. Bana hakaret edenlere yargı aynı muameleyi yapmış mı? 143 kez Cumhurbaşkanı Erdoğan bana ‘Katil terörist’ dedi.
“Soylu 50’den fazla ‘Katil’ dedi bana. Olcay Kılavuz defalarca ‘Katil terörist’ dedi. Tek birine dava açtıramadık. Ülkü ocakları denen yapı ‘terörist Selahattin Demirtaş’ pankartı astı. Avukatlarımız o pankart hakkında işlem yaptıramadı. Haftalarca asılı kaldı. Beştaş gibi, ‘Terörist sizin babanızdır’ diyorum.
“Bize oy veren insanlar başta olmak üzere insanları baskı altından kurtarmaya çalışıyorum. Bu anlamaya çalışılsaydı bu iddianame hazırlanmazdı. Mesela mafya bozuntusu Alaattin Çakıcı olsaydım, Kılıçdaroğlu’nu ölümle tehdit etseydim, hakkımda ne kadar verilirdi? Ana muhalefet liderini ölümle tehdit etti, bir soruşturma dahi açılmadı.
Sedat Peker denilen zat olsaydım, şunu demiş olsaydım: ‘Dünyanın şah damarını keserek oluk oluk kan akıtacağız’ deseydim, Rize’de faşist bir Türk ırkçısı olsaydım, Kürt siyasetçi olmasaydım bana takipsizlik kararı verirdiniz. Daha sonra ne dedi Peker? ‘Biz bunları devletin koordinesinde yaptık, bunları bizden istediler’ dedi. Bir kişi soruşturma açmaya cesaret edemedi. Farkımız nedir Sedat Peker ve Alaattin Çakıcı ile? Ben Kürt siyasetçiyim, onlar mafya ve ırkçı.
Yasaları eleştirsem de saygılıyım
“Herhalde Türk devleti onları koruyacak, beni değil. Ama problem şurada: Ben de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Ben vergi veriyorum, onlar vergi de vermiyor. Vergi kaçırıyor, adam vuruyor, uyuşturucu kaçırıyorlar. Bunları yaparken de devleti arkasına alıyorlar. Ben bugüne kadar trafik cezası dahi aldığımı hatırlamıyorum. Hukukçuyum, yasaları eleştirsem de saygılıyım. Yasaları değiştirmek için mücadele etsem de saygılıyım.
Türkiye Cumhuriyeti’nin herhangi bir devlet organına, işleyişine zarar verecek bir şey yapmadım. 12 yıl yasama meclisinde çalıştım. Hem yargı ayağında adliyelerde mahkeme salonlarından bulundum hem de yasama ayağında yasa koyucu görevinde Meclis’te bulundum. Mesela ‘Irmağının akışına ölürüm Türkiyem’ diyerek, ırmaklarını yabancılara satmadım. Karadeniz’in bütün ırmaklarına HES yapıp, milliyetçi müteahhitlere peşkeş çekmedim, zenginlikleri Kanadalılara satmadım. Bunlar ne iş? Bunları yapanlar devleti koruyor, biz devleti bölüyoruz, zarar veriyoruz öyle mi?”
Devleti seviyorsanız çeteleri yargılarsınız
Demirtaş, savunmasını şöyle tamamladı: “144 fezleke, 140’tan fazla iddianame ile yargılandım yıllardır hapis yatıyorum, 55 yıl ceza aldım. Adaleti sağlaması gereken yargı, devletin adaletsizlik aparatına dönüşmüş durumda. Bizim içeride yıllarca tutulmamız, hukukun katledilmesinin faturası topluma da kesiliyor.
Sırf Demirtaş, Kavala içeride kalsın diye yurttaşın cebinden iki maaş çıkıyor. Tabiri caizse bedelli hapis yatıyoruz. Bedelini de sizler ödüyorsunuz. Neden? Tarikatlar parayla devleti soysun, mafya düzeni devam etsin diye. Yargı eliyle Türkiye’yi çökerttiler.
Milliyetçi devlet yanlısı kişiler, devleti çökerttiler. Yargı ve adaletin çökertilmesiyle toplumsal bir yozlaşma vuku buldu. Fuhuş, uyuşturucu… İktidar sandıkla nasıl geldiyse sandıkla da gidecek. Bugün cezaevinden sesleniyorum, yarın bakarsınız iktidar olarak sesleneceğim. Selahattin Demirtaş olarak bir gün Türkiye Cumhuriyeti devletini biz yöneteceğiz. Devran döndüğünde intikamcı davranmayacağız, ama bütün bunların hesabını soracağız. Benim cezalandırılmam ahlaken size doğru gelebilir; ama devleti seviyorsanız çetelerin siyasi beklentileri doğrultusunda hareket etmektense onları yargılarsınız.“
Demirtaş’ın konuşmasının ardından avukatlar savunma yaptı. Savunmaların ardından mahkeme, kararını açıkladı.
Mahkeme, Demirtaş’a TCK 301’den (Türkiye Cumhuriyeti hükümetini, yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılamak) 1 yıl 6 ay, TCK 216’dan (Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek) suçlamasından 1 yıl 6 ay hapis cezası verdi.
Demirtaş’a toplamda 3 yıl hapis cezası veren mahkeme, daha sonra takdir indirimi yaptı ve cezayı 2 yıl 6 aya düşürdü.
