Filistinlileri savunan Kuban Kural yalnız değildir!

Eskişehir’de yaşayan Kuban Kural’a katıldığı bir Filistin eylemindeki konuşması nedeniyle TCK 301’den (Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılama) soruşturma başlatıldı.

Kuban Kural, konuşmasında İsrail ile Türkiye arasında süregelen ticari ve askeri işbirliğinin, Filistin’deki soykırımı desteklediğini vurgulamış ve bu ilişkileri eleştirmişti. Özellikle Azerbaycan petrolünün Türkiye üzerinden İsrail’e taşınmasının, Filistin halkına yönelik saldırılarda kullanıldığını açıklamıştı.

Kuban Kural, facebook hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Asıl suç bu soykırıma Türkiye’yi ortak etmektir ve yargılanması gereken bu kararlarda sorumluluğu olan yöneticilerdir” dedi.

Kural: Bu ülkenin en etkin kurumları halka yalan söylemektedir

Kuban Kural facebook hesabında konu ile ilgili şunları söyledi:

“Savcılık tarafından hakkımda Eskişehir Filistin ile Dayanışma Platformu’nun eylemlerinden birinde yaptığım konuşmadan dolayı açılan soruşturmanın ardından kişisel olarak arayan, mesaj atan, destek açıklayan herkese teşekkürler. Merak edenler için; Gayet iyiyim, ailem tabi ki tedirgin oldu. Ama alışık olmadıkları bir durum değil. Tedavi gören bir babam var, onun duyması ve üzülmesi en büyük endişem. Ama bizim endişelerimizin ya da yaşadığımız sıkıntıların Filistin’de yaşananların yanında esamisi okunmaz…

Başıma gelen şeyin daha önce FİBG ve Direniş çadırı aktivistlerinin başına gelenden (amacı itibariyle) bir farkı olduğunu düşünmüyorum. Gerçeklerden korkanların, onuru, haysiyeti, karakteri korkularından güçlü olanlara açtığı bir “savaş”la karşı karşıyayız. Suçlular bugün İsrail’e hala (şu an şu dakika) petrol sevk edenlerdir. O kurumların yöneticileridir. Yargılanması gereken onlardır.

Savcının iddia ettiği gibi ne benim, ne EFDP’deki dostlarımın ne FİBG’in, ne Direniş Çadırı’nın yaptığı açıklamalarda suç unsuru yoktur. Aksine en ağır suçlardan birinin ifşası vardır. Bu sebeple ifademde de belirttiğim gibi bu vesileyle ülkede bulunan savcılara suç duyurusunda bulunuyorum.

“Bu ülkenin en yetkin/etkin kurumları (Ticaret Bakanlığı, Dış İşleri Bakanlığı Cumhurbaşkanlığı vd.), ve yöneticileri “ticareti kestik” “Filistin’in yanındayız” vb. açıklamalarıyla halkı yalan ve yanlış yönlendirdikleri, başlarında bulundukları kurumları bu tarz davranışlarıyla küçük düşürdükleri ve en önemlisi İsrail’in gerçekleştirdiği ve UCM’nin suçlu bulduğu, BM’nin açıklama yaptığı bir soykırıma petrol taşıdıkları için suçludurlar. Ülkede gerçek savcılar var ise eğer, onlar hakkında soruşturma açmalıdır. Tekrar ediyorum; asıl suç bu soykırıma Türkiye’yi ortak etmektir ve yargılanması gereken bu kararlarda sorumluluğu olan yöneticilerdir.

Ayrıca hala ülkede elini kolunu sallayarak gezen, ödüller alan, matrahsız ve vergi ödemeyen SOCAR gibi, BOTAŞ gibi, Zorlu Holding gibi, İÇDAŞ vb. gibi şirketler ve yöneticileri bu suçun diğer ortaklarıdır.”

Ticareti kesmediniz, bu suça ortak olmaya devam ediyorsunuz. Bu halkı ahmak yerine koymak asıl suç olan. Bu kadar pişkinlik insan olana fazla. Biz utanıyoruz sizin bu tavrınızdan (insan olarak) sizde zerre kadar utanma emaresi yok. Artık yeter. Biliyoruz ki o vanaları kapattığınız anda değişecek denklem. O zaman gerçekten Gazze halkının ve Filistin’in yanında olacak bu ülke…

O zamana kadar da bitmeyecek bu ülkede gerçeği haykırmaktan korkmayanlar…

Bu arada destek açıklayan herkesten kişisel ricam bundan sonra eylemlere daha geniş katılımlarla destek olmalarıdır…”

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…