Mersin’de çarşamba günü yine mülteci olduğu için kimsenin umurunda olmayan bir cinayet işlendi. 42 yaşındaki Suriyeli Hüseyin Azuz, iş yerinde namaz kıldığı sırada bıçaklı saldırıya uğradı. Saldırganlar, Hüseyin’i kafasından bıçaklayarak öldürdü.
Gazeteci Sema Kızılarslan’ın X hesabından aktardığı bilgilere göre, en büyüğü 6 yaşında olan üç çocuk babası Hüseyin, tehdit ediliyordu. Tehditlerin nedeni bir gün yoldan geçenlere “Buradan geçmeyin, demir kesiyoruz, size çarpabilir” demesi. Hüseyin’e, “Kendini buranın kralı ilan edemezsin. Burada bizim sözümüz geçer, bir Suriyeliden emir alacak değiliz” diye cevap vermişler. Patronu, saldırı olma riskini düşünerek iki gün boyunca dükkânda Hüseyin’le beklemiş.
3. gün Hüseyin’e saldırmak için 9-10 kişilik bir grup dükkânı basıyor. O sırada namaz kılan Hüseyin, kafasından bıçaklanıyor; iki arkadaşı da ağır yaralanıyor. Arkadaşları şu an geri gönderme merkezinde.
Irkçılık, Türkiye’nin her yerinde bir zehir gibi yayılıyor. Namaz kıldığı sırada bir insanı kafasından bıçaklamak, insanlık için bir utanç ve vahşet örneği. Her defasında sınırları aşan yeni bir barbarlıkla karşı karşıyayız.
Mülteci cinayetleri de tıpkı kadın cinayetleri gibi derin bir politik arka plana sahip. Çünkü mülteci öldürmenin caydırıcı bir cezası olmadığı gibi kimileri için kahramanlık. Her fırsatta ırkçılık zehrini topluma pompalayan Ümit Özdağ ve çetesi bu vahşetlerin tetikleyicisi ve sebebidir.
Bu ölümlerin hiçbiri yalnızca birer vaka değil, aynı zamanda sistematik. Zonguldak’ta Afgan maden işçisini diri diri yakanların iddianameye de geçen cümlesi, çok şey anlatıyordu: “Kimliği yok, Afgan zaten. Yakalım gitsin.”
Zanlılar gözaltına alındı
Hüseyin’i vahşice katleden ve arkadaşlarına saldıran 15 kişi gözaltına alındı.
