Trump’ın gelişinin politik doğrucu düzlemi üzerine

Yine yeniden başkan olan Trump’ı anlamanın, politik doğruculuğun ne menem bir şey olduğunu anlamak ve politik doğruculuğu anlayabilmenin ise bazı kavramların ancak netleşmesi üzerinden olabileceği öngörümüz ile tümevarımsal bir yol izleyip öncelikle gerekli bazı kavramları kendi zaviyemizden açmaya çalışacağız.

Gerçek ve hakikat ile başlayacak olursak, gerçeğin basit anlamı ile görülen, deneyimlenebilen ve hakikatin ise bu görülenin zihinde oluşturduğu ve derununa vakıf olma hali olduğunu söyleyebiliriz. Burada Marx, Engels ve Lenin’e gidip materyalizm/idealizm tartışmasına girmeden var olan hali ve var olan halin en önemli müsebbibi olan halkı öncelikle anlamaya ve bu kavrayış sonrası var olan halin nasıl dönüştürülebileceği üzerine kafa yoruyoruz. Bu anlamda bazı tartışmaları şimdilik olduğu yerde bırakmak fazlası ile faydalı gelmektedir.

Neyse, yaptığımız gerçek ve hakikat tanımlamaları sonrası ahlak ve etik kavramlarına gelebiliriz. Ahlak, tutum ve davranışların içine doğduğumuz toplum tarafından şekillenmiş doğru, yanlış ve hakikat düzleminde zuhur etmiş hali iken etik, ahlakın bu normatif ve sübjektif halinden kendini sıyırma iddiasında ve steril bir pozisyon benimsemiş düşünsel faaliyet alanını oluşturmaktadır.

Gelelim şimdi asıl konumuz olan politik doğruculuğa; öteki ile, farklı ile, bir küme dışında kabul edilenle ilgili incitmemenin azami düzeyde dikkate alındığı nevzuhur bir adabı muaşeret kompozisyonu ise politik doğruculuğu tanımlamaktadır. Peki, bizim için anlamı nedir bu olgunun, insanları incitmemeye çalışmak kötü bir şey midir? Öncelikle gerçek ve dolayısıyla etik olan iddiası ile kendisini ussal ve rasyonel ilan etmiştir politik doğruculuk. Dolayısıyla onun dışında kalan her şey önceki dönemlerin, patriyarkel sistemin, tevatürün tortularıdır. Bu kesinkes kabul üzerine de neredeyse pseudo bilimsel bir hal almıştır ve dokunulmazlığını ilan etmiştir.

Bununla birlikte politik doğruculuk, maalesef sınıfsal bakışın iyiden iyiye kadim ve arkaik varsayıldığı dolayısıyla da sosyalist yekünü paramparça eden ve sınıf yerine de ikame olarak yönelim, kimlik gibi soft olgular koyan, bunlarla teori oluşturmaya çalışan kendince münbit bir düzlemi de oluşturmaktadır. Çalışan diyoruz çünkü öylesine eğretidir ki yapaylığının büyüklüğü oranında söylem üstünlüğünü ele geçirme istenci de yoğundur ve neredeyse bir çeyrek yüzyıldır da bunu başarmıştır. Bunu başarmıştır ancak geldiği nokta itibariyle fütursuzca bonapartist pratikler ortaya koymuş ve dolayısıyla da seslendiği kitleyi değiştirme gücünün sonsuz olduğu vehmine kapılmıştır. Tabii bu pratikler manzumesi sol şemsiyesi adı ile anılmakla birlikte bir süre sonra bunu dile getirme gereği bile duymayıp liberal, özgürlükçü, demokrat vb. adlandırmaları kendisine yakıştırır olmuştur. Kapital dünyanın özgürlük kavramını nasıl da kirlettiğini bilen bizler olarak mezkûr ifadelerin bir örtü olduğunu tahmin etmek kolaydır. Ancak öncesinde de bahsettiğimiz üzere söylem üstünlüğü öyle bir haldedir ki politik doğruculuğu örseleme riski olan herhangi bir demeç hatta abartarak söyleyelim düşünce dahi tu kaka ilan edilmiştir. Hatta ve hatta güncel Gazze katliamında olduğu gibi antisemitizm değerlendirmesi üzerinden hakikati tu kaka ilan etmeyi, baskılamayı aşan yasaklama yolları görünür hale gelmiştir. Ya da daha az politik olduğu varsayılan film endüstrisinden örnek vermek gerekirse cast seçimleri öyle bir hal almıştır ki bir beyaz, bir siyahi (alın size bir politik doğrucu pratik daha, zenci lafzını kullanmak tehlikelidir ve siyahi ya da afro-amerikalı demek zorundayımdır ve bu şekilde söylemin halihazırı değiştireceği düşünülür) bir hispanik, bir kilolu, bir gözlüklü, bir kadın, bir erkek, bir homoseksüel…(bu liste uzayıp gitmektedir) şeklinde dağılım yapmak zorunluluk halini almıştır.

Şimdi asıl konumuz olan Trump’ın iktidarına geliyoruz. Söylediğimiz gibi politik doğruculuk öyle bir haldir ki başkan adayları belirlenirken (evet belirlenirken Amerikan halkının sözde ön seçimle de olsa pek bir dahli yoktur) siyahi, kadın, Yahudi, queer vb. tıynette olması zorunludur. Kendisi değilse bile en kötü, ilişkiler ağında bunları mutlaka barındırmalıdır. Bu hem demokratlar hem de cumhuriyetçiler için benzerdir ancak demokratlar politik doğruculuğun ana barınma alanını oluşturduğu için Trump’ın karşısındaki aday olan Harris bahsettiğimiz tüm bu heterodoksi sıfatlarını bağrında barındıran bir aday profili çizmişti. Bu durum Musk’ın iddiasındaki gibi Harris’in makine, robot ya da yapay olmasını gerektirmez ama söylem üstünlüğünü elinden barındıran politik doğruculuğun eleğinin üst sırasında kalmasına yetmiştir.

Peki bu duruma karşın Trump hakiki ya da doğal olan mıdır? Tabii ki hayır, coğrafyamızdaki Ümit Özdağ vari bir tiptir; bomboş, derinliksiz, nobran, ırkçı, düşmanlaştırıcı vs. Fakat politik doğrucu bu müesses nizama yalan da olsa sözde başkaldırı ve yozlaşmış sistemi parçalayacak aday imajı ile bir nevi straight vatandaşta kurtarıcı imajı çizebilmiştir. Öyle ki dört yıllık ara sonrası önceki Clinton seçimlerini de aşacak şekilde mutlak bir galibiyet elde etmiştir. Müslümanlar, siyahiler, göçmenler vb. konusunda sarih bir karşıtlığı olmasına rağmen bu kitlelerden dahi hatırı sayılır oy almıştır.

Hülasa, bu yazının amacı sorunu kitlelerde, halkta, çoğunluk iradesinin yanlışlığında arama hatasına düşmeden var olan durumu özetleyip buna göre bir aksiyon alma isteğinin bir tezahürü olarak yazılmıştır. Çünkü seçim sonrası demokrat kitlenin bakış açısını gördüğümüzde bir zamanların kemalist CHP’sinin bidon göbekli tanımlamasına benzer bir hava hissedilmektedir tabii onlardaki karşılığı average joe’dur. Hatta bizdekine benzer şekilde artık Amerika’yı terk etmenin zamanı geldi gibi demeçler bile duyulmaktadır.

Ekonomi, dünya siyaseti ve birçok başka dengenin seçim üzerindeki etkisinin tahlili süreğen şekilde yaptığımız bir pratiktir. Ancak durumun bahsettiğimiz zaviyesinin de varlığını dile getirmenin Trumpvari yönelimlerin ilelebet çöp kutusuna atılmasına olacak katkısını görmemizin oldukça ama oldukça etkili olacağını düşünmekteyiz. Peki, ilk kısımda sorduğumuz soruya yani insanları incitmemeye çalışmanın kötü bir şey olup olmadığına gelecek olursak, bu denli masumane görünen bir iddianın dahi pratiğinin geniş kitlelerde nasıl da yanlış bir biçimde tepkiselliği neden olduğunu görünce mış gibi olan, yapay olan, zorunluluktan olan hiçbir şeyin anlamı olmadığını görebiliyoruz. Devrimci dönüşümün Şubat-Ekim arasında nasıl olabileceğini gösteren Lenin’i hatırlamak dileğiyle…

Süleyman Güzel

Yazar

You May Also Like

Kira krizi derinleşiyor

Ekonomik kriz, konut kiralarını fahiş seviyelere çıkarırken, birçok kiracı açısından mahkemeye taşınan kira davaları da sonuçlanmaya başladı. Tahliye…

Neden Enternasyonal Dayanışma?

İktidarın kanatları arasında mafyatik çeteler üzerinden başlayan güç savaşları (Sinan Ateş cinayeti, Ayhan Bora Kaplan operasyonu, emniyet-adliye içi…