Sivil toplum savunucusu Osman Kavala, 1 Kasım 2017’den beri, yani tam 2 bin 644 gündür tutuklu.
Osman Kavala, tutuklandıktan sonra da adalet, insan hakları ve demokrasi gibi pek çok konunun odağında yer aldı. Bu tartışmaların simge isimlerinden biri hâline geldi.
Prof. Dr. Ayşe Buğra ve Asena Günal’ın hazırladığı ‘Bir Dava Hikâyesi; Osman Kavala’nın Yedi Yılı‘ derlemesi kitapçılarda yerini aldı. Öncelikle böyle bir çalışmanın hazırlanması, ‘unutturma’ çabası karşısında hafızamızın tazeliği için kıymetli. Hem olup bitenlerin hukuki ve siyasi boyutlarını yakından görüyoruz hem de Osman Kavala’yı biraz daha iyi tanıma fırsatı yakalıyoruz. Kitap Türkiye’deki adalet mekanizmasının durumuna ve toplumsal meselelere ayna tutuyor.
Diken’den Onur Öncü, Ayşe Buğra’yla bu değerli çalışma hakkında konuştu:
Öncelikle emeklerinize sağlık, Osman Kavala’nın yaşadığı tüm süreci iyi özetleyen bir derleme olmuş. Neden böyle bir derleme ihtiyacı hissettiniz?
Herhalde bunda, başından beri anlaşılmaz bulduğum ve mutlaka bir noktada sona sereceğini düşündüğüm zor dayanılır bir durumun 7’inci yılına yaklaşmasının yarattığı sarsıntının bir rolü oldu. Dava sürecini izlemiş ve yaşananların kabul edilmez olduğunu düşünen pek çok kimseyi de sarstı Osman Kavala’nın tutsaklığının 7’inci yılına girmiş olması. Başından beri süreç çok şaşırtıcı gelişmelerle doluydu, ama yedi yıl gibi bir süre ben dahil herkesi şaşırttı zannediyorum.
Kitabın hazırlanmasının gerisinde biraz bu şaşkınlık vardı. Bu şaşkınlığı aşmak veya onunla baş etmek için, bu süre boyunca yaşananların, Osman Kavala’nın bu yaşananları nasıl karşıladığı, anlamlandırdığı ve bunlara nasıl dayandığının anlatılması gerekiyordu. Anlatılması ve unutulmaması gerekiyordu.
Böyle düşünen sadece ben değildim. Ama mülakatları, basın açıklamalarını, ödül konuşmalarını ve dava sürecinin bütün aşamalarının sonuçlarını, yani kitapta kullanılan malzemeyi bir araya getirmek, seçmek ve derlemek, Asena Günal’la benim için herkesten daha kolaydı. Kitaba sunuş yazısı yazan Ertuğrul Günay gibi böyle bir derleme girişiminin anlamlı olacağına inanan dostlarımız da bizi teşvik etti. Osman Kavala’nın avukatları Köksal Bayraktar ve Tolga Aytöre, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki eski yargıçlarından Rıza Türmen kitaba yazılarıyla katkıda bulundu. Osman Kavala cezaevindeyken onunla ve benimle mülakat yapan gazetecilerin derleme fikrini desteklemeleri de çok önemliydi; onların katkısı kitabın merkezinde yer alıyor.
Ne kadar sürede hazırladınız?
Fikir oluştuktan sonra kitabın hazırlanması çok uzun sürmedi, altı ay kadar zannediyorum. Biliyorsunuz osmankavala.org diye bir web sitesi var, orada dava süreciyle ilgili gelişmeler, mülakatlar, açıklamalar bulunuyor. Derlemenin malzemesinin bir kısmı elimizin altındaydı.
Siz de yedi yıldır hem hukuki hem de siyasi mücadele veriyorsunuz. Bu kitabı hazırlarken zorlandınız mı?
Hukuki olarak yapılması gereken şeyler yapıldı. Avukatlar ellerinden gelen herşeyi en iyi şekilde yaptı. Ama hukuk sisteminin işleyişindeki sorunlar karşısında onlar da çaresiz kaldı ve bu çaresizliklerini dile getirdiler. Hukuki olması gereken bir sürecin siyasileşmesi karşısında ne onların ne de bizim yapabileceğimiz bir şey vardı. Siyasi bir mücadele verdiğimiz söylenemez.
Kitabı hazırlarken zorlandım tabii. Her şeyi yeniden yaşar gibi oluyor insan ve yaşananların ne hukukla ne de mantıkla anlaşılamazlığı karşısında bir kere daha şaşırıyor. Hala şaşırıyor olmama da şaşırdım bunu yaşarken.
Kitabı okurken Osman Kavala ile sohbet etme hissiyatı oluştu. Yeniden Osman Kavala’nın nasıl hukuksuzluktan geçtiğini ‘anlamaya’ çalıştık. Amaç biraz bu muydu? Tüm hukuksuzlukları tüm çıplaklığıyla okuyucuya hissettirmek mi?
Derlemenin önsözünde yazdığım gibi, kitabın bir amacı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin tutuklanmasını haklı kılabilecek makul bir şüphe oluşturmaya yeterli kanıtlar olmadığını belirten iki kararına rağmen, inanılmaz suçlamalarla müebbet hapse mahkûm edilen, aynı zamanda kendisi hakkında kamuoyunda ‘karanlık’ ve ‘kötü’ bir insan izlemi yaratılmaya çalışılan bir insanın, yaşadığı ağır mağduriyete rağmen, nasıl dünyadan kopmamayı, kendisi olarak kalmayı başardığını, herkes için daha adil ve daha insani bir hayat üzerine düşünmeye devam ettiğini biraz olsun yansıtabilmekti. Ama kitabın aynı zamanda, hukuk devletinden uzaklaşılan bir ortamın kanıksanmasına karşı bir uyarı olarak, sadece Osman Kavala’nın değil, özgürlükleri elinden alınan bütün suçsuz insanların yaşadıklarına duyarlı olma daveti olarak okunmasını da amaçladık.
Bu kadar çok ‘adaletsizlik’le nasıl başa çıkıyorsunuz?
Okuyarak, düşünerek, çalışmaya devam ederek herhalde. Birlikte okuyarak, okuduklarımız ve düşündüklerimizi paylaşarak.
Bu kitabın derlenmesi, yayına çıkması da bir şekilde mücadelenin parçası. İlerleyen zamanlarda farklı mücadele yöntemlerine başvuracak mısınız?
Dediğim gibi, hukuki alanda ne yapılabilecekse yapacağız. Belki bu kitap da adaletsizliğin görülmesine ve kanıksanmamasına yardım edebilir. Asıl mücadele kendimiz olarak kalabilme mücadelesi tabii.
Osman Kavala’nın kitaba yaklaşımı nasıl oldu?
Kendisi bize mülakatların ve açıklamaların seçiminde ve içindekilerin düzeninde çok yardımcı oldu. Zannediyorum sonuçtan memnun, kapağı beğendiğini de söyledi. Bu vesileyle Ateş Alpar’a kapak görseli için tekrar teşekkür edeyim.
Kitabın yayınlanmasının ardından insanların yaklaşımı nasıl oldu?
Benim tanıdıklarım böyle bir derlemeyi çok anlamlı bulduklarını, kitabı beğendiklerini söylediler. Bana gelen tepkiler hep çok olumluydu. Ama şu sırada hem Türkiye’de hem dünyada o kadar çok çarpıcı ve endişe verici şey oluyor ki insanların herhangi bir kitapla ne kadar ilgilenebilecek durumda olduğu şüpheli. Ayrıca eskisi gibi kitap tanıtma yazısı yazma ve yayınlama adeti de pek yok. Gene de derlemenin kalıcı bir anlamı olduğu düşünülebilir.
Son olarak yedi yılın hikâyesini anlattınız. Adalet bir gün tecelli edecek mi?
Bu, adalete ne kadar önem verildiğine, adaletsizliğin insanları ne kadar rahatsız ettiğine bağlı. Hukuk devletinden uzaklaşılmasının normalleşmemesine, kanıksanmamasına bağlı. İnsan haklarını savunan örgütlerin ve özellikle uluslararası kurumların ne kadar etkili olabildiğine de bağlı.
