Dünya Sulak Alanlar Günü’nde Bursa’dan ortak çağrı: “İznik Gölü’nü savunacağız”

Bursa, Nilüfer, Mudanya, Osmangazi, Gemlik Kent Konseyleri, İznik Çevre ve Yaşam Platformu ve DOĞADER tarafından 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde, İznik Gölü kıyısında “İznik Gölü’nü savunacağız” başlıklı basın açıklaması yapıldı.

Gölün 2022 yılında 4. Dünya Göçebe Oyunları için tahrip edilen kıyısında yapılan açıklamada konuşan İznik Çevre ve Yaşam Platformu üyesi Kazım Sargın, yaşam alanlarına sahip çıkacaklarını, İznik’in gölüyle birlikte var olduğunu ifade etti. 

Bursa Barosu avukatlarından Erol Çiçek göl kıyısında yapılanları şöyle aktardı: “Üzerinde bulunduğumuz alanın bir kısmı sürdürülebilir tarımsal kullanım bölgesiydi, diğer bir kısmı da kontrollü kullanım bölgesindeydi, gördüğünüz tesisler yapıldı. Buna karşı dava açtık, keşif bile yapmadan davanın reddine karar verdiler.” Gölün tarımsal ilaç kullanımı bakımından 4. sınıf kirli su durumunda, ağır metal kirliliği bakımından ise sınırda olduğunu söyleyen Çiçek, bölgede yetişen marullarda bazı değerlerin aşıldığının raporlandığını, gölde mayıs sonu haziran başında patlayan bakteri çokluğundan suya girme yasağının ilan edildiğini vurguladı. 

İznik Çevre Platformu’ndan Özlem Rodoplu, sadece 4 gün süren 4. Dünya Göçebe Oyunları için alanda bir helikopter pisti dahil olmak üzere asfalt dökülen bölümler, doğadan söküp alınması çok zor olan mıcır dökülmüş bölümler ile oba çadırlarının olduğu büyük bir kamp alanının bulunduğunu belirtti. Rodoplu, bu alanda, ağaç parkı denilen arboretum, kuş araştırma, halkalama ve rehabilitasyon merkezi ve bir ornitoloji müzesi yapılmasını önerdi.

Bursa Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Dr. Özge Sivrioğlu katılanlar adına basın açıklamasını okudu. Açıklamasında, sulak alanların kritik rolüne rağmen, en yüksek azalma, kayıp ve bozulma oranlarına sahip ekosistemler arasında yer aldığına dikkat çekerek, sulak alanların insan faaliyetleri sonucu ormanlardan üç kat daha hızlı yok olmakta olduğunu söyledi. Sivrioğlu, gölün yakın çevresinde ve havzasında aşırı su kullanan ve atık üreten sanayi tesislerine kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini ifade etti. 

Basın açıklamasının tamamı şöyle:

1997 yılından beri her yıl kutlanan 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü, sulak alanların çevremizdeki hayati rolünü vurgulayan ve bunların korunması ve sürdürülebilir yönetimi hakkında farkındalık yaratan küresel bir etkinliktir. Dünya Sulak Alanlar Günü’nün bu yılki teması “Ortak Geleceğimiz İçin Sulak Alanları Korumak” olarak belirlenmiştir. Bizler de burada sulak alanların önemi hakkında farkındalık yaratmak ve taleplerimizi sunmak için bir araya geldik.

Hem tatlı su hem de kıyı ve deniz ekosistemleri olarak tanımlanan sulak alanlar bataklıklar, turbalıklar, haliçler, deltalar ve mangrovlar gibi su kaynaklarını içermektedir. Bu ekosistemler, su kalitesinin korunmasında, biyolojik çeşitliliğin desteklenmesinde, iklim değişikliğinin hafifletilmesinde ve dünya çapında milyonlarca insana geçim kaynağı sağlanmasında önemli bir rol oynar ve doğa için kritik öneme sahiptir. Sulak alanların kritik rolüne rağmen, en yüksek azalma, kayıp ve bozulma oranlarına sahip ekosistemler arasındadırlar. Örnek vermek gerekirse sulak alanlar insan faaliyetleri sonucu ormanlardan üç kat daha hızlı yok olmakta ve yok edilmektedir.

Ülkemizde toplam 122 adet sulak alan bulunmaktadır ve bunların 3 tanesi Bursa’dadır. Uluabat Gölü Ramsar Sözleşmesi kategorisinde olup, Kocaçay Deltası ve İznik Gölü, “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” kapsamında korunmaktadır. İznik gölü sulak alanı sık sazlıkların arasında karışık koloniler kuran küçük karabatak ve gece balıkçılı ile Önemli Kuş Alanı (ÖKA) statüsündedir. Gölün dünyadaki en önemli kuş göç yolları üzerinde olduğu da ayrıca önem arz etmektedir. 5’i endemik olmak üzere 19 iç su balığı türü; 11 familyaya ait 24 sürüngen türü; 5 familyaya ait 8 iki yaşamlı türü; 44 familyaya ait 172 kuş türü ve 16 familyaya ait 37 memeli türünün yayılış gösterdiği bilinmektedir. 88 familyaya ait 497 tür bitki taksonu vardır ve bunların 11’i ülkemize özgü endemiktir.

Bursa’nın İznik ve Orhangazi ilçeleri sınırları içindeki İznik gölü Marmara Bölgesinin en büyük, Türkiye’nin beşinci büyük gölü olup, derin göller sınıfına girmektedir. Bilimsel veriler 1978 yılından beri göl seviyesindeki azalmayı desteklemektedir, son yıllarda bu durum gözle görülür boyutlara ulaşmıştır. Ancak 1990’lı yıllardan itibaren evsel ve tarım kaynaklı kirlenme, iklim krizi, yanlış su politikaları ve özellikle endüstriyel faaliyetler sonucunda ciddi boyutlara gelip İznik Gölü ekosistemini ve buradaki yaşamı tehdit etmektedir. Geçtiğimiz yıl gölde oluşan alg patlaması kirlilik sorununun vahametini gözler önüne sermektedir.

Etrafındaki sanayi tesisleri gölü besleyen su kaynaklarından su çekmekte olup gölü besleyen ve temizlemesi gereken damarların yok olmasına neden olmaktadır. 1. sınıf tarım arazisi ve su havzası üzerine kurulu olan ve mısırdan nişasta bazlı şeker üretiminde bulunan firmanın DSİ verilerine göre yılda 1 milyon 458 bin m3 su kullanmakta, bu suyun 120 ila 155 metre derinlikten, stratejik yeraltı sularından çekmekte olduğu iddia edilmektedir. Tarım ilaçları etken madde üretimi, tehlikesiz atıktan bakır sülfat üretimi ve kimyevi gübre üretim tesisi kurmak isteyen başka bir firma ÇED olumsuz kararına ve Bursa Valiliğinin ruhsat iptaline rağmen, İznik Gölü’ne 350 metre mesafede 2 bin 550 metrekarelik alanın özel endüstri bölgesi ilan edilmesiyle birlikte faaliyetlerini ve kapasitesini arttırarak devam edecek ve bu da göle zarar verecektir.

Modern kâğıt hamuru fabrikalarında su tüketimi; üretilen 1 ton kâğıt başına 10 ila 50 m3 arasında değişmektedir ve endüstriler arasında 3 üçüncü büyük endüstriyel atık su üreticisidir. Gölün sulak alan tampon bölgesinde kalan ve sulak alanların korunması yönetmeliğine göre de yasaklanmış faaliyetler listesinde olan kâğıt endüstrisi, kurulmak istenen “kâğıt oluklu mukavva fabrikasının” da bu alanda ciddi miktarda su kullanacağı ve gölü kirleteceği de yukarıda bahsettiğimiz bilimsel veriler ışığında aşikârdır.

Su kullanım izinleri sadece etrafındaki sanayi tesisleri ile sınırlı olmayıp, havza dışındaki sanayi tesislerine de örneğin Gemlik’te bulunan gübre fabrikasına (10 milyon m3 kullanım izni) ve Yenişehir-Kirazlıyayla’da bulunan çinko kurşun bakır üretim tesisine (200.000 m3) verilen su kullanım izinleri İznik Gölü’nün tükenişini hızlandırmaktadır.

Bunların yanı sıra 2022 yılında yapılan 4. Göçebe Oyunları için seçilen alanda sazlar yok edilmiş, asfalt yol yapılmış, mıcır dökülmüş ve göçebe çadırı şeklinde üst yapı düzenlemeleriyle doğal bütünlük tahrip edilmiştir. Bu tahribat ekolojik olarak onarılmalı ve derhal göl ekosisteminin parçası haline getirilmelidir.

Bu yüzden;

1. Bölgede tahrip edilen kısımların biyoçeşitlilik bakımından rehabilitasyonu yapılmalıdır.
2. Yeraltı suları bilimsel yöntemlerle izlenmelidir.
3. Gölün kirlenmesini önlemek için buraya bağlanan derelere yapılan deşarjlar engellenmelidir.
4. Tarımsal faaliyetlerde zararlı tarım ilacı kullanımı durdurulmalı ve doğal yöntemler kullanılmalıdır.

5. Göl havzasından veya gölden aşırı su kullanım izinleri kontrol altına alınmalı, gölün ekolojik taşıma kapasitesine göre yeniden düzenlenmelidir.
6. Göl yakın çevresinde ve havzasında aşırı su kullanan ve atık üreten sanayi tesislerine kesinlikle izin verilmemelidir.

Dün olduğu gibi bugün de yarın da İznik Gölü’nü savunmaya devam edeceğiz.

Bursa Kent Konseyi, Nilüfer Kent Konseyi, Osmangazi Kent Konseyi, Gemlik Kent Konseyi, Mudanya Kent Konseyi, İznik Çevre ve Yaşam Platformu, DOĞADER

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…