Türkiye halkları tek adam rejimiyle cebelleşirken madalyonun diğer yüzünde neler yaşıyoruz? Tüm kamusal alanlarda siyasi partiler, sendikalar, meslek odaları ve bunlardan bağımsız yurttaşlar birbirine kenetlenmiş biçimde anayasal haklarını koruma, emek yanlısı demokratik bir toplumu inşa etme adına hukuksuzluğa ve sömürüye karşı barışçıl tepkisini gösterirken CHP’nin elinde olan yerel yönetimlerde yaşanan pek çok örnek ise bu birliğe set çekildiğini göstermekte, emeği merkeze alan bir gelecek ufkunu şimdiden daraltmaktadır.
Yakın zamanlarda birçok ilçe belediyesinde emekçilerin sendika değişimi için CHP’nin belediye yönetimleri tarafından baskıya maruz kaldığını, türlü ayak oyunlarıyla sözleşmelerinin uzun süre geciktirildiğini, çalışma koşullarının mobbing vb. uygulamalarla kötüleştirildiğini öğreniyoruz. Örneğin Bakırköy Belediyesi’nde DİSK’e bağlı Genel İş üyesi işçilerin geçtiğimiz ay belediye yönetimi baskısıyla Belediye İş’e üye edildiğinin, Beykoz Belediyesi’nde yaklaşık bir yıldır Alaattin Köseler yönetiminde toplu iş sözleşmesi yapılmadığının haberlerini okuduk. Buna mobbing ve emekçilerin temel kazanımlarını ortadan kaldırma girişimleri eklendiğinde CHP belediyelerinde emekçiler aleyhine kara bir tablo ortaya çıkmaktadır.
Bugün de CHP’li Beyoğlu Belediyesi’nde emekçilerin sendika üyelik hakkı ortadan kaldırılıyor, emekçilere mobbing ve baskılar uygulanıyor. 15 Mayıs 2024’ten bugüne yaklaşık bir yıldır çalışma koşullarının iyileştirilmesi için mücadele veren ve bu nedenle sendika üye çoğunluğunu kazanan KESK’e bağlı Tüm Bel-Sen’in üyelerinin yetki almaya son hafta kala İnan Güney yönetimi tarafından mobbing yoluyla Birleşik Kamu İş’e bağlı Tüm Yerel-Sen’e geçirilmeye zorlandığı öğrenildi. Tüm Yerel-Sen ise belediye yönetimleriyle aykırı düşmeyen bir sendika olmasıyla biliniyor.
Beyoğlu Belediyesi’nde çalışan kamu emekçileri belediye yönetimi tarafından görevlendirilen müdürler ve amirler devreye sokularak zor, baskı ve mobbing yoluyla sendikalarından vazgeçiriliyor. Sendika üyelik süreçlerinin doğal akışına uygun olmayan bir biçimde istifa ettirilen onlarca Tüm Bel-Sen üyesi Tüm Yerel-Sen’e üye edildi. Ancak Tüm Bel-Sen üyeleri bütün baskı ve mobbing uygulamalarına rağmen direnerek sendikal haklarına sahip çıkma mücadelesi veriyor.
Tüm Bel-Sen 2 No’lu Şube Yönetimi ve İşyeri Temsilciliği süreci her yönüyle takip ettiğini, hak gaspına karşı taviz vermemekte kararlı olduğunu bildirerek 14.04.2025 Pazartesi günü saat 12.30’da Şişhane Başkanlık Ana Binası önünde düzenlenecek basın açıklamasına emek ve sivil toplum örgütlerini davet etmektedir.
Sendika üyelerinin en temel haklarının gasbedilmesi, kötü toplu iş sözleşmelerinin (TİS) dayatılması, mobbinge, baskıya uğramaları doğallıkla emekçilerin aklında şu soruyu oluşturuyor: Eğer CHP belediyelerinde de AKP’li belediyelerde gördükleri sömürüyü, mobbingi, kötü muameleyi göreceklerse ve yok sayılacaklarsa demokratikleşme adına girişilen bu mücadelede emekçiler lehine ne kadar yol katedilebilmiştir?
Bu soru kuşkusuz sorudan ve hatta bir hayal kırıklığından daha çok hatırlanmak istenmeyen bir sorunun kendini iyiden iyiye göstermesinden başka bir anlama sahip görünmüyor. Sosyal demokrat ya da bu iddiaya sahip siyasi partilerin işçi sınıfıyla organik bir bağa sahip olamaması, hem emek mücadelesinin zayıflamasına, hem de faşizmin küresel ölçekte kurumsallaşmasına büyük katkıda bulunuyor.
Rasih Gönenç