Hindistan’ın Çarşamba günü Pakistan’a düzenlediği askeri saldırılarda 26 kişi öldü.
Nükleer silaha sahip iki devlet, Hindistan ve Pakistan, bölünmüş Keşmir toprakları için topyekûn savaşa yaklaşıyor.
Hindistan Çarşamba günü erken saatlerde Pakistan’a askeri saldırılar düzenleyerek aralarında çocukların da bulunduğu en az 26 kişiyi öldürdü.
Pakistan Başbakanı Shehbaz Sharif saldırıları “savaş nedeni” olarak nitelendirdi ve Pakistan’ın “karşılık vermek için her türlü hakka sahip olduğunu” söyledi.
Pakistan silahlı kuvvetleri bu saldırılara karşılık Hindistan hava kuvvetlerine ait birkaç jeti düşürdüklerini iddia etti. Pakistan’ın attığı mermi ve füzeler Keşmir’i ikiye bölen Kontrol Hattı’nın Hindistan tarafından yönetilen tarafında yaşayan en az 12 sivili öldürdü.
Hindistan Savunma Bakanı Rajnath Singh hava saldırılarının geçen ay Hindistan kontrolündeki Keşmir’de 26 turistin öldürülmesinin intikamını almak için yapıldığını söyledi.
Kendilerine Direniş Cephesi adını veren bir grup turistlerin vurulmasından sorumlu olduğunu iddia ederken Hindistan hükümeti Pakistan devletini suçluyor.
Hindistan ordusunun Sindoor Operasyonu, Pakistan kontrolündeki Keşmir’de ve Pakistan’ın güneyinde birçok noktaya saldırılar düzenlenmesini kapsıyordu.
Hindistan devleti saldırıların sadece “terörist altyapıyı” hedef aldığını söylese de bu saldırılar yoğun nüfuslu Lahor şehrini de hedef alıyor.
Ortama gerilimi tırmandırma anlayışı hakim. Hindistan, iki ülkenin suyu nasıl paylaşacağını düzenleyen İndus Su Anlaşması’nı çoktan askıya aldı.
Bazı Hintli yetkililer Pakistan’ın su kaynağının bir kısmını kesmek için İndus Nehri’nin kolları üzerinde barajlar inşa etmekten bahsetti.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump çatışmaların “çok çabuk” sona ermesini umduğunu söyledi. Trump, Hindistan’ın aşırı sağcı başkanı Narendra Modi ile yakın bir ilişki içinde ve Hindistan’ı bölgede Çin’e karşı bir denge unsuru olarak görüyor.
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy de bir “arabulucu” olarak hareket etmeye çalıştı ve her iki tarafı da “gerilimi azaltmaya” çağırdı.
Ancak İngiliz emperyalizminin mirası Keşmir çatışmasının tohumlarını ekti.
“İngiliz Rajı” olarak bilinen imparatorluk yönetimi, Hindistan’ın kontrolünü sürdürmek için böl ve yönet yöntemini kullandı. Hindistan’ın zengin sınıflarını yönetime dahil etmeye çalıştılar ve Müslümanlar, Hindular ve Sihler arasında mezhepçi ayrılıkları körüklediler.
Bağımsızlık talepleri 20. yüzyılda arttıkça İngilizler direnişin altını oymak için böl ve yönet politikasını uyguladı.
Britanya İmparatorluğu 1947’de Hindistan’ı terk etmek zorunda kaldı ama ülkeyi Hinduların çoğunlukta olduğu Hindistan ve Müslümanların çoğunlukta olduğu Pakistan olarak ikiye böldü.
Pakistan ve Hindistan güçleri Cammu ve Keşmir için çatıştı. Bölünme sırasında burası Britanya İmparatorluğu’nun müşterisi Hindu bir prens tarafından yönetiliyordu ancak nüfusunun çoğunluğu Müslümandı.
Keşmir, Kontrol Hattı boyunca bölündü ve insanlara gelecekleri konusunda Birleşmiş Milletler referandumu sözü verildi – ki bu hiçbir zaman gerçekleşmedi.
Bugün Keşmir’in büyük bir kısmı Pakistan ve Hindistan tarafından kontrol edilirken, Çin devleti kuzeyde seyrek nüfuslu bir bölgeyi kontrol etmektedir.
Pakistan ve Hindistan o zamandan beri Keşmir’in kimin kontrolünde olması gerektiği konusunda dört kez savaştı.
Pek çok Keşmirli, bağımsızlık için mücadele eden insanları hedef gözeterek öldüren, işkence ve tecavüz eden Hindistan devletinin bir parçası olmaktan rahatsız.
Bazı Keşmirliler Pakistan’ın bir parçası olmak istiyor. Ancak diğerleri, özellikle de sol kesim, Hindistan ya da Pakistan’dan bağımsızlık talep ediyor.
Çözüm, Keşmir halkının emperyalist ve bölgesel güçlerin müdahalesinden uzak bir şekilde kendi seçimlerini yapmasıdır. Bu da Keşmir’de ve Hindistan ve Pakistan’daki işçiler ve yoksullar tarafından mezhepçiliği ve savaşı körükleyen kendi yöneticilerine karşı direniş anlamına gelmektedir.
