Trump çatışmanın sona ermesini istiyor, ancak bu onun “Rusya taraftarı” olduğu anlamına gelmiyor
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında Alaska’da yapılan görüşmelerde Ukrayna meselesinde ateşkes anlaşması imzalanamadı.
Kısa süren görüşmelerin ardından Trump, “Birçok konuda anlaşmaya vardık,” dedi. Ardından ekledi: “Anlaşma sağlanana kadar anlaşma yok. Anlaşmaya varamadık, ancak varma şansımız çok yüksek.”
Ukrayna savaşı on binlerce kişinin hayatına mal oldu ve üç yılı aşkın süredir devam ediyor. Görüşmeler yaklaşırken hem Rusya hem de Ukrayna saldırı drone’ları kullandı. Geçen hafta Rus piyadeler Ukrayna’ya daha da ilerledi. Bu savaş başlangıcından bu yana Rusya ile Batı arasında bir vekalet savaşıydı. Bu durum, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin Cuma günü görüşmelerden dışlanmasında açıkça görülüyor.
Trump’ın savunma bakanı Pete Hegseth, Ukrayna’ya NATO üyeliği veya 2014 öncesi sınırlarının geri verilmesi konusunda gerçekçi bir adım atılmayacağını söyledi.
Geçen hafta Trump anlaşmanın bir parçası olarak Zelenski’yi Ukrayna topraklarının bir kısmını terk etmeye zorlamayı gündeme getirdi. Ancak Avrupa Komisyonu, Fransa, İtalya, İngiltere, Polonya ve Finlandiya liderleri Ukrayna cumhurbaşkanını destekledi.
Ortak bir açıklamada, “Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü etkili bir şekilde savunmasını sağlayacak sağlam ve güvenilir güvenlik garantileri” talep ettiler. “Uluslararası sınırların zorla değiştirilmemesi ilkesine bağlı kalmaya devam ediyoruz,” dediler.
Batı Avrupa liderleri Ukrayna’nın kaderinin kendi güvenlikleri için kritik öneme sahip olduğunu düşünüyor. ABD’nin Ukrayna’yı terk etmesi halinde, nakit ve silah yardımı yapmaları gerekeceğinden endişe ediyorlar.
Önerilen toprak takası Cuma günü kabul edilmedi. Ancak Trump, Ukrayna’ yı anlaşma yapması için sıkıştırmaya devam ediyor ve “Rusya çok büyük bir güç, Ukrayna ise değil. Ukrayna büyük bir savaş makinesiyle savaşıyor, Rusya ise hayır” diyor.
ABD başkanı görüşmelerin ardından şunları söyledi: “Şimdi, bunu gerçekleştirmek tamamen Başkan Zelenski’ye bağlı.”
Ve ekledi: “Avrupa ülkeleri de biraz müdahil olmalı. Ancak bu tamamen Başkan Zelenski’ye bağlı.”
Batı ile Rusya arasında bölgede yaşanan emperyalist rekabet, 2000’li yıllardan bu yana, yani Rusya’nın 2022’deki acımasız işgalinden önce de yoğunlaşmıştı. 2014 yılında, Ukrayna Batı’nın yanında yer almaya çalışırken Rusya Kırım’ı ilhak etti. Rusya ayrıca Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk ve Luhansk bölgelerinde ayrılıkçı isyanları destekledi.
Eski ABD Başkanı Joe Biden, sıradan Ukraynalıların kurtuluşunu desteklediği için değil, Rusya’yı zayıflatmak ve ABD’nin çıkarlarını savunmak için bir fırsat gördüğü için Ukrayna’yı destekledi.
Uygulamada bu, ABD’nin Rus güçlerini oyalamak için yeterli silah göndermesi, ancak daha geniş bir çatışmaya sürüklenmemesi anlamına geliyordu.
Ancak Trump, Biden’ın yaklaşımından koptu. Görev süresinin ilk gününde vaat ettiği gibi çatışmayı çözmedi. Ancak Şubat ayında Putin ile müzakerelere başladı. Trump, kendini barış elçisi olarak tanıtmaya çalıştı. Ancak bu, onun “Rusya taraftarı” olduğu anlamına gelmez.
Trump, Biden’dan daha “tek başına hareket etme” stratejisi izledi. Ukrayna’daki savaşın sona ermesini istiyor, böylece ABD ana jeopolitik rakibi Çin’e daha fazla odaklanabilir. Ve savaşı sona erdirip Putin ile bir anlaşma yaparak Rusya’yı Çin ile olan ittifakından koparabileceğini umuyor. Üst düzeydeki manevralar Ukrayna’da akan kanın sona ermesi için hiçbir şey yapmadı. Savaş karşıtı hareket, bunu bir vekalet savaşı olarak nitelendirmek ve “Rus askerleri dışarı, NATO’ya hayır” demekte haklıydı.
Camilla Royle
(Socialist Worker’dan Bahan Gönce çevirdi.)
