Kamu emekçilerini yedi dönem boyunca yoksullaştıran “Toplu İş Sözleşmeleri”ne (TİS) 26 Ağustos’ta bir yenisi daha eklendi. Yetkili konfederasyon Memur-Sen, Kamu-Sen ve Birleşik Kamu İş’in en fazla üyeye sahip ilk üç konfederasyon olarak masaya oturduğu 8. Dönem Toplu İş Sözleşmesi, hükümetin kemer sıkma politikalarını genişletmesinin bir basamağı olarak işlev gördü. Memur-Sen ve Kamu-Sen, TİS görüşmelerinde hedeflenen enflasyon üzerinden kamu emekçilerine düşük artışlar dayatan hükümeti kurtarmakta gecikmedi. Böylece yetkili konfederasyonuyla ve hükümetiyle (ya da hükümetin diğer adı olan) kamu işvereni, emekçilere yönelik saldırılarını artırıyor.
8.Dönem TİS görüşmeleri kamu emekçilerinin beklediği mali ve sosyal kazanımlarla sonuçlanmadı. 8. Dönem TİS süreci nasıl gelişti? Akılda kalanlarıyla birlikte maddeler halinde inceleyelim:
- Sözleşme görüşmeleri 4688 Sayılı Sendikalar Kanunu gereği ağustos ayının ilk işgünü başlamasına hükmedilirken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından ‘erteleyemeyeceği’ yurtdışı gezisi nedeniyle 28 Temmuz’da başlatıldı. Bu keyfiyete ve hukuksuzluğa yönelik tepkiler sonrası, başlatılan görüşmeye Bakanlıkça “Hazırlık Toplantısı” adı verilerek kılıf uydurulmaya çalışıldı.
- Memur-Sen teklifini 2026 için toplam %88, 2027 için ise %46 şeklinde açıkladı. Ayrıca yeni kazanımlar sağlamak üzere 58 Madde’yi kabul ettirmeyi amaçladıklarını kamuoyuna duyurdular. Ancak KESK-AR tarafından yapılan araştırma sonucunda söz konusu maddelerin 44’ünün önceki dönem Hakem Kurulu kararında harfiyen aynı şekilde yer aldığı, 11’inin yalnızca küçük rütuşlarla değiştirilerek yeniden dolaşıma sokulduğu, yalnızca 3 maddenin yeni olduğu duyuruldu. KESK konfederasyonunun teklifi ise temel ücretlerin en az yoksulluk sınırı üzerinde olması, grev haklı toplu iş sözleşmesi, 4688’in kaldırılması, demokratik çalışma yaşamı, güvenceli istihdam, vergide adalet gibi taleplerle sunuldu.
- Hükümet ilk teklifini 12 Ağustos’ta açıkladı: 2026’nın ilk altı ayı için %10, ikinci altı ayı için %6; 2027’nin her iki altı ayı için %4’erlik artış.
- Hükümetin ikinci teklifi 15 Ağustos’ta açıklandı: İlk teklifteki oranların üzerine yalnızca taban aylığa 1000 TL (binTL) artış teklif edildi.
- Hükümetin açıkladığı teklifleri alaycı ve gülünç olarak değerlendiren konfederasyonlar 18 Ağustos Pazartesi günü iş bırakacaklarını duyurdu.
- 18 Ağustos Pazartesi günü kamu emekçileri ülke genelinde iş bırakma eylemi düzenledi, ortak/birleşik mücadele çağrılarına karşı Memur-Sen de eylemlerini ayrı düzenleme kararı aldı.
- 18 Ağustos’ta düzenlenen eylemlerin dağınıklığı ve zayıflığı nedeniyle Hükümetin son teklifi yine oldukça düşüktü: 2026’nin ilk altı altı ayı için %11, ikinci altı ayı için ise %7; 2027’nin her iki altı ayı için yine %4’er şeklinde.
- Önceki yedi dönem boyunca hükümetin son teklifini ya imzalamış ya da Hakem Kuruluna götürmüş Memur-Sen’e “Hakem’e Gitme, Hakem Çözüm Değil” şeklindeki çağrılara rağmen 22 Ağustos’ta Hakem Kuruluna başvurmayacağını duyursa da bir gün sonra kamu işvereninin süreci Hakem Heyetine götürmesi sonrası Hakem Kuruluna katılma kararı aldı.
- Memur-Sen 23 Ağustos’ta “Hakem’e başvurma!” çağrısında bulunan kamu emekçileri ve ilerici sendikal örgütlere muhtıra diliyle yanıt verdi: “…Memurun hak ve menfaatlerinden öte siyasi ve sendikal çıkarlarına kurban etmek isteyen hiç kimsenin bizleri kazanım elde edebileceğimiz yolu bırakarak meçhul bir yola tevessül etme maceracılığına sürüklemesine izin vermeyiz.”
- 26 Ağustos’ta Memur-Sen Hakem Kurulu toplantısından çekildi, ancak Hakem Kurulunun toplantıyı başlatması ve oy çoğunluğuyla artış oranını belirlemesi için toplantıya katılıp gerekli çoğunluğu sağlayarak Hakem Kurulunun oy çoğunluğuyla düşük artışı onaylamasının da müsebbibi oldu. Toplantının başlaması için en az 8 üye gerekirken Memur-Sen bu çoğunluğu kamu işvereni lehine sağladı. Başladıktan sonra toplantıdan çekilmesi ise hiçbir hükmü kalmayan bir “şov” olarak nitelendirildi.
- Memur-Sen’in toplantıya katılma kararı sonrası kamu emekçileri sendikal mücadele tarihinde, özellikle grev hakkını fiili kılmada, büyük bir dönüm noktası fırsatını kaçırmış oldu. Memur-Sen’in toplantıya katılmaması durumunda Hakem Kurulu karar alamayacak ve görüşmeler TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi)’ye taşınacak; böylece; (1) kamu emekçilerinin talepleri politikleşecek, (2) bütçe görüşmeleri ve zam gündemi çakışacak ve (3) 4688 sayılı Sendikalar Kanunu tartışmaya açılarak kamuoyunda yer edinme imkanına sahip olacaktı.
- Hakem Kurulu hükümetin son teklifini yalnızca 1 puan artırarak (yalnızca 2027’nin ilk altı ayı için %5’lik artışa onay vererek) iktidarın noteri olduğunu bir kez daha gösterdi.
- İlerici sendikal örgütler ise sürecin sonunda Memur-Sen’e üye emekçilerin istifa etmesi ve sendikalarına üye olması, gelecek dönem için güçlü bir örgütlenme ve ortak mücadele çağrısında bulundu.
Rasih Gönenç