“İktidarın yozlaştırdığı, mutlak iktidarın ise mutlak yozlaştırdığı” sözü, insanoğlunun binlerce yıllık tecrübesinden süzüle gelmiş bir gerçekliktir. Tabi bu durum gerçekliğe bizatihi şahit olmayı gerektirmez, ancak zamane insanları olarak coğrafyamızdaki bu durumu pornografi derecesinde maalesef pratize ediyoruz. Son zamanlarda ufak da olsa acaba seçimsizlik düzleminde Tiranlık mı geliyor? diye düşünüp bunun Tanzimat ile beraber yarım yamalak da olsa uzun süreli demokrasi tecrübemizde olamayacağını düşünürken, İktidarın seçimli otoriterlik yoluna tam anlamıyla karar kıldığını son icraatları ile öğrenmiş olduk.
Bu yolda, toplumun nispeten geniş tabanlı olmayan DEM Partisini uzun süredir paralize etmişken sonrasında amorf bir düzlemde buluşma ile sesinin oldukça kısıldığını; nispeten geniş tabanlı olan CHP’sinin ise ele geçirilme aşamasında olduğunu gözlemliyoruz. Gözlemliyoruz zira apati hali tam anlamıyla toplumun en kılcal damarlarına kadar sirayet etmiş durumda, yani genel olarak sadece gözlemliyoruz. Bu gerçeklik dolayısıyla da İktidarın cüretkâr davranışları gün geçerek artış gösteriyor. Uzun süredir mutlak bir ekonomik krizin kendiliğinden bir kırılma yaşatacağı yanılgısı birçoğumuzun umudunu besliyordu. Ki İktidarın bir şekilde para bulabildiği bir düzlemde mefhumu muhalifinden ekonomisini düzeltmiş hali mutlak kırılgansızlığı devam ettireceği bir gerçekti. Gerçi fark etmiyor sıcak para bulamadığı günümüz hali ile de kırılgansızlığı devam ediyor. Her ne kadar Erdoğan’ın yıllardır bitmek tükenmek bilmeyen hastalığı neticesinde öleceği sözde gerçekliğine inanan güruh şimdi de Ak Parti-MHP hattının fazlası ile karışık olduğunu iddia etse de. Bu toplumun sosyolojisine uzak olmanın entelijansa addedilmesi dolayısıyla apati halinin akut zannedilmesini de anlayabiliyoruz. Ancak bu menfi gerçekleri dile getirme çabası dahi ümitvarlığın bir göstergesi olduğu için hala ‘bırakıp gitme aşamasında’ değiliz, mücadele çetin hem de çok çetin.
İktidarın pratiklerine tekrar dönecek olursak şunu görebiliyoruz: İktidar hem orta yolcu olmayı kabul etmiyor yani ya bizdensin ya da düşmansın diyor hem de kendisinden tam olmayanlara karşı mutlak iktidarın kökleri Osmanlıya dayanan müsadere usulünü dirilttiğini ilan ediyor. Bahsimiz Can Holding üzerinden İktidarın duyurduğu nizamat hareketi. Bu pratik ile İktidar hem bir kısım parayı olduğu gibi uhdesine almış oluyor ki yurtdışından kuruşun bulunamadığı bir ortamda milyar dolarlık bir harekât pek de anlamsız değil, hem de bundan sonrası için müsadereye devam edebileceğini umuma ilan etmiş oluyor. Zaten uzun süredir bir kısım kodamanın edindiklerini yavaştan ülke dışına çıkarttığı haberleri dile getiriliyordu.
Bunlar olurken aynı zamanda CHP’ye kayyumun pre-denemesi olan İstanbul İl Başkanlığı harekâtı da yapıldı. Ne trajiktir ki Nepal’de olanlar da aynı zamana denk geliyor ya da yine yeniden Fransa’da olanlar vs. Tabi aynı zamanda CHP-Ak Parti aksında muazzam çirkinlikte akışkan geçişlerin olduğunu görüyoruz. Ah sizi gidi ahlaksız burjuva siyasetçileri ah.
Ezcümle zincirlerimizden başka kaybedeceğimiz hiçbir şeyimiz ve sınıf olarak kendimizden başka güveneceğimiz hiçbir kimsemiz yok.
Süleyman Güzel