Barış hukukun içine oturmalı

Bütçe görüşmelerinde konuşan DEM Parti Meclis Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, süreç ile ilgili ‘hukuki güvence’ vurgusu yaptı, ‘Barış hukukun içine oturmalıdır’ ifadesini kullandı.

Bütçenin eşitsizlik ve adaletsizlik üzerine kurulduğunu belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, ‘vergi toplarken kimsenin ayrıştırılmadığını ancak konu eşit yurttaşlık ve temel haklar olunca iktidarın ‘dışlayıcı ve yok sayan bir tutum sergilediğini’ söyledi:

“Aleviler, tıpkı Kürtler gibi, yıllardır tekçi sistemin mağduru olmuş; eşit yurttaşlar olarak kabul edilmemişlerdir. Alevi köylerine camiler yapılmakta, cemevleri ise hâlâ ibadethane olarak tanınmamaktadır.”

Uygulanmayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına ve bu kararlara rağmen serbest bırakılmayan siyasetçilere işaret eden Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Adaletsizlik bir kanser uru gibi toplumun tüm hücrelerinde kol gezmektedir. Biz, üstünlerin değil, adaletin bütçesini savunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Kürt sorunun çözümü kapsamında başlatılan sürece değinen Gülistan Kılıç Koçyiğit şöyle devam etti:

“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, yıllardır dile getirilen ama ertelenen bir gerçeğin kabulüdür. Bu meselenin çözüm adresi Meclis’tir. Bugün artık şu soruyu erteleyemeyiz: Sonlandırmaya çalıştığımız çatışmalı sürecin yerini nasıl bir dönem alacak?

Demokratikleşme için; hak temelli yeni bir toplumsal sözleşmenin oluşturulması, demokratik siyaset zemininin güçlendirilmesi, tüm kimliklerin, inançların, kültürlerin eşit yurttaşlık temelinde güvence altına alınması, demokrasiyi geriye çeken, özgürlüklerin önünü tıkayan anti demokratik yasal mevzuatın baştan sona demokrasi ve özgürlük eksenli olarak yeniden düzenlenmesi, anadilinde eğitim, öğrenim ve kültürel özgürlüklerin güvence altına alınması, güçlü yerel demokrasi ve demokratik yerel yönetimlerin önünün açılması, kayyım rejiminin sonlandırılması, cinsiyet eşitlikçi ve cinsiyet özgürlükçü bir toplumsal yaşamın güvenceye bağlanması, bağımsız, tarafsız yargı ve gerçek adalet sisteminin kurulması, düşünce, ifade, örgütlenme ve basın özgür özgürlüğünün güvence altına alınması, ekonomik refahın, adil paylaşımın, insanca yaşamın, sosyal adaletin ve sosyal devletin öncelikli politika haline getirilmesi gerekmektedir.

En nihayetinde, kalıcı barışın, güçlü demokrasinin, ortak ve eşit yaşamın hukuki güvenceye bağlanması bir zaruriyet olarak önümüzde durmaktadır.

Devlet aklı, siyaset ve hukuk aklıyla buluşmalıdır. Siyaset kurumunun dilindeki kardeşlik hukukunu, şimdi eşitlik hukukuyla taçlandırma ve bunun için gerekli adımları atma zamanıdır.

Silahlı çatışma iklimi bir daha geri dönülmemek üzere geride bırakılacağına göre, çatışmalı dönemin siyasette, yargıda, bürokraside, idari sistemde, ekonomide yarattığı 40-50 yıllık statükoyla bu ülke daha fazla ilerleyemez. Her alanda değişimin, dönüşümün önünün açılması gerekir. Dilde barış varsa elde de barış olmalıdır. Barış hukukun içine oturmalıdır. Önümüzdeki dönemin temel anahtarı ‘barış aklıdır’, ‘çözüm aklıdır’.” 

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…