Türkiye’de işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki yapısal sorunlar ocak ayında da can almaya devam etti. Yapılan tespitlere göre 2026 yılının ocak ayında en az 146 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Ölümlerin büyük bölümü inşaat, taşımacılık ve metal iş kollarında meydana geldi.
İSİG’in verilerine göre, iş cinayetlerinin yüzde 61’i ulusal basına yansıyan haberlerden, yüzde 39’u ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, sendikalar, iş güvenliği uzmanları ve yerel kaynaklardan edinilen bilgilere dayanıyor.
Ocak ayında öne çıkan veriler
- En çok iş cinayeti inşaat (29), taşımacılık (23) ve metal (16) iş kollarında yaşandı.
- Ölümlerin başlıca nedenleri: ezilme-göçük, yüksekten düşme ve trafik kazaları.
- En az 4 çocuk işçi hayatını kaybetti.
- Ölen işçilerin yüzde 98’i sendikasızdı.
- En az 4 göçmen işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
Fırtınada çalıştırma ölüme davetiye çıkardı
8 Ocakta birçok kentte etkili olan şiddetli lodos fırtınasına rağmen üretim durdurulmadı. Denizli Çardak’ta TOKİ inşaatında çalışan 48 yaşındaki Fahri Akın, kuvvetli rüzgar nedeniyle 5. kattan düşerek hayatını kaybetti. Aydın Kuşadası’nda İsmail Dağ, gece vardiyasında çalıştırıldığı sırada denize düştü.
Oysa 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesi, işçilere “yakın ve ciddi tehlike halinde işten kaçınma hakkı” tanıyor. Ancak bu hak, örgütlü bir güç olmadığı sürece fiilen kullanılamıyor.
İşe bağlı intiharlar: Borç, mobbing ve geleceksizlik
Türkiye’de her yıl yaklaşık 100 emekçi, çalışma ve yaşam koşulları nedeniyle hayatına son veriyor. 15 Ocak’ta Makine Mühendisi Muammer Sünger, borç sarmalını ve yaşadığı baskıyı anlatan bir mektup bırakarak intihar etti.
Uzun çalışma saatleri, güvencesizlik, düşük ücret, performans baskısı ve işsizlik tehdidi; depresyon, tükenmişlik sendromu ve ağır psikolojik sonuçlara yol açıyor. Özellikle genç işçiler için geleceksizleştirme, bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor.
