Göçmenlerin Gündemi (2 Mart – 8 Mart)

3 Mart

Özbekistan hükümetinin baskısıyla Türkiye’de 6 çocuklu aile dağılmanın eşiğinde

Özbekistan’da yaşadıkları baskılar neticesinde 6 çocukları ile birlikte Türkiye’ye sığınan ailede, anne ve 3 çocuğu Çatalca Geri Gönderme Merkezi’nde, baba Binkılıç Geri Gönderme Merkezi’nde tutuluyor. Çocuklardan 3’ü ise yaşları küçük olmasına rağmen dışarıda refakatçi olmadan yaşam mücadelesi veriyor.

Özbekistan’daki baskılardan kaçarak Türkiye’ye sığınan Gavkhar Abdirakhimova ve Khabib Pulatov çifti, Özbek hükümetin tahdid kodu nedeniyle geri gönderme merkezlerine alınarak gözetim altında tutuluyor.

Ülkelerine iade edilmeleri halinde ölümle karşı karşıya kalabilme tehdidi bulunan çiftten anne Gavkhar Abdirakhimova, astım hastası olmasına rağmen 3 çocuğu ile birlikte Çatalca Geri Gönderme Merkezi’nde, baba Khabib Pulatov ise Binkılıç Geri Gönderme Merkezi’nde tutuluyor. Çiftin diğer 3 çocuğu yaşları küçük olmasına rağmen dışarıda refakatiz kaldıkları belirtiliyor.

Kanun ve yönetmelikler gereği hem astım hastası hem de küçük çocuklarının olması nedeniyle “hassas grup” içerisinde yer alan anne Gavkhar Abdirakhimova’nın idari gözetimin sonlandırılması ve alternatif yükümlülükler uygulanması mümkün iken, geri gönderme merkezinde tutulmaya devam ediliyor.

Göçmenlerle ilgili çalışma yapan kuruluşlar ise ailenin dağılmaması, hukukun yerini bulması için çiftin çocuklarıyla birlikte serbest bırakılmasını talep ediyor.

https://ilkha.com/guncel/ozbek-hukumetin-baskisiyla-turkiyede-6-cocuklu-aile-dagilmanin-esiginde-515661

3 Mart

BM Mülteci Yüksek Komiserliği, Orta Doğu’daki yerinden edilmelere müdahale ediyor

Orta Doğu’daki önemli askeri tırmanış, sivillerin can kayıplarına, hayati önem taşıyan altyapının hasar görmesine ve yıkılmasına, yüz binlerce insanın evlerinden kaçmasına neden olarak bölge genelinde acil müdahale gerektiriyor.

Son dönemdeki gerginliğin artmasından önce bile, etkilenen ülkelerde yaklaşık 25 milyon insan mülteci, ülke içinde yerinden edilmiş veya çok zor koşullar altında evlerine dönmüş durumundaydı.

Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı (UNHCR), ulusal hükümetleri desteklemek amacıyla Birleşmiş Milletler ve daha geniş insani yardım topluluğu adına mülteci akışını koordine ediyor. Bölgedeki etkilenen ülkelerde hayat kurtarıcı insani yardım sağlamak ve mevcut mülteci nüfusu için kritik hizmetleri sürdürmek için çalışıyor.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), en büyük BM kuruluşu olduğu İran’da, sivillerin ve mültecilerin güvenliği konusunda derin endişe duyuyor. Yetkililerin krizin ilk iki gününde Tahran’ı terk eden 100.000 kişiyle ilgili ilk tahminleri aşılmış durumda. İran, çoğunluğu Afganistan’dan kaçmak zorunda kalan 1,65 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor, bunların büyük bir kısmı yardım ve destek bekliyor. Devam eden savaş ve iletişim kesintileri arasında, siviller ve insani yardım çalışanları için tehlikeli bir ortam söz konusu, ancak UNHCR sahada çalışmalarına devam ediyor. Kabul merkezleri ve yardım hatları açık ve mültecilerden günde 250’den fazla çağrı alıyor.

Lübnan hükümetinin bildirdiğine göre, evlerini terk etmek zorunda kalan 96.000’den fazla kişi Lübnan’daki 440’tan fazla toplu barınakta kalıyor. Aileler, sınırlı eşyalarıyla daha güvenli bölgeler arayarak evlerini terk ediyor; bu bölgeler arasında Lübnan Dağı’nın bazı kısımları, Beyrut, kuzey bölgeleri ve Bekaa’nın bazı kısımları yer alıyor. Hareket halindeki insanların ifadeleri, özellikle İsrail’in Lübnan sakinlerine yönelik benzeri görülmemiş tahliye emirleri göz önüne alındığında, yoğun bir korku ve endişeyi ortaya koyuyor. UNHCR, Lübnan’da sadece dört gün içinde, hükümet barınaklarında bulunan 22.000 yerinden edilmiş kişiye yatak, battaniye, bidon, güneş enerjili lamba ve uyku minderi de dahil olmak üzere 65.000’den fazla yardım malzemesi ulaştırdı.

Suriye yetkililerine göre, en az 33.600 Suriyeli ve yaklaşık 3.000 Lübnanlı Suriye’ye geçti. Bunlar arasında, Lübnan’da zaten evlerine dönmeye karar vermiş Suriyeli mülteciler ve devam eden çatışmadan kaçan diğer kişiler bulunuyor.

Bu arada, Afganistan ve Pakistan’daki durumdan da endişe ediliyor. Sınır boyunca devam eden çatışmalar nedeniyle her iki ülkede de iç göç haberleri var: Afganistan’da tahminen 115.000, Pakistan’da ise yaklaşık 3.000 kişi göç etmiş durumda. Afganistan’daki durum zaten kırılgan. Afgan mültecilerinin büyük ölçekli geri dönüşü, temel hizmetler ve ev sahibi topluluklar üzerinde muazzam bir baskı oluşturuyor. Daha fazla desteğe ihtiyaç var.

https://www.unhcr.org/news/briefing-notes/unhcr-responds-rising-displacement-middle-east-emergency

4 Mart

İngiltere; Myanmar, Afganistan, Kamerun ve Sudan’dan gelen öğrenciler için öğrenim vizelerini sonlandıracak

Birleşik Krallık, ülkede göçmen karşıtı duyguların artması nedeniyle Afganistan, Kamerun, Myanmar ve Sudan’dan gelen öğrencilere verilen öğrenim vizelerini ve Afganlara verilen çalışma vizelerini sona erdireceğini açıkladı.

İngiltere İçişleri Bakanlığı Salı günü yaptığı açıklamada, öğrenim vizesiyle bulunan öğrencilerin sığınma başvurularındaki artışın ardından, “dört ülkenin vatandaşlarına yönelik vize işlemlerine ilk kez ‘acil durum freni’ uygulandığını” belirtti.

İçişleri Bakanlığı; Afganistan, Kamerun, Myanmar ve Sudan’dan gelen öğrencilerin sığınma başvurularının sayısının 2021 ile 2025 yılları arasında yüzde 470’ten fazla “arttığını” açıkladı.

İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, “Britanya her zaman savaş ve zulümden kaçan insanlara sığınma sağlayacaktır, ancak vize sistemimiz kötüye kullanılmamalıdır” dedi.

Mahmood, “Bu nedenle, cömertliğimizden faydalanmaya çalışan bu uyruklara vize vermeyi reddetme gibi emsalsiz bir karar alıyorum” dedi.

Göç, İngiliz siyasetinde önemli bir konu haline geldi ve aşırı sağcı Reform UK partisi, göçmen karşıtı duruşuyla kamuoyu anketlerinde yükselişe geçti.

Göçmenlik konusunda sertleşen kamuoyu tepkisini yatıştırmak ve Reform UK partisinin yükselişini durdurmak amacıyla Başbakan Keir Starmer hükümeti, iltica sürecini sıkılaştırdı ve yasadışı yollarla gelenlerin sınır dışı edilmesini hızlandırdı.

İngiltere Basın Birliği (PA), vize yasağının Perşembe günü göçmenlik kurallarında yapılacak bir değişiklikle resmen yürürlüğe gireceğini ve İçişleri Bakanı Mahmood’un aynı gün yapacağı konuşmada daha sıkı bir iltica sürecini açıklamasının beklendiğini bildirdi.

https://www.aljazeera.com/news/2026/3/4/uk-to-end-study-visas-for-myanmar-afghanistan-cameroon-sudan-students

5 Mart

Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı: “Savaşı durdurun, sınırları açın”

Tüm ülkeleri batı Asya’daki ABD-İsrail saldırılarına karşı çıkmaya çağıran Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, ülkeleri, göçmenlerin sığınma haklarıyla birlikte insani ihtiyaçlarının karşılanması için acil önlemler almaya ve bu çerçevede sınır kapılarını açık tutmaya davet etti.

Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı tarafından yayınlanan basın açıklamasının tam metni şöyle:

“Barışı ve bir arada yaşamı savunuyoruz

SAVAŞI DURDURUN, SINIRLARI AÇIN!

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı sonrasında, savaş çok kısa sürede bölge genelinde farklı cephelere yayıldı. İran, misilleme olarak sadece İsrail’i değil, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki, Katar’daki, Bahreyn’deki, Kuveyt’teki ve Irak’taki ABD üslerini de balistik füze ve insansız hava araçları ile hedef aldı. Bu süreçte İsrail Lübnan’da Hizbullah’a saldırmaya devam ediyordu. Böylece bölge ülkeleri doğrudan çatışmanın içine girerken, savaş artık yalnızca İran-İsrail hattı ile sınırlı değil. Yapılan saldırılar sonucunda yüzlerce insan öldü, binlerce insan yaralandı, bölgede başlayan büyük göç dalgaları ile yüz binlerce insan yerinden edilmiş oldu. 

Bu süreçte, İran’da yaşayan milyonlarca insanın yanı sıra, milyonlarca Afgan, Pakistan ile başlayan çatışmalar nedeniyle yerinden edilme riskiyle karşı karşıya. İran’da uzun yıllara yayılan hak ihlalleri ve ekonomik yaptırımlarla hassas hale gelmiş olan toplumun kırılganlığı mevcut saldırılarla daha da derinleşmişti. Ayrıca İsrail’in, Lübnan’ın güneyi ve Bekaa Vadisi’ne yönelik hava saldırılarının ardından binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. 

Trump öncülüğündeki ABD yönetimi göçmen karşıtı politikalar üretip hukuki dayanaktan yoksun ICE adlı silahlı kuvveti ile göçmenlerin yaşam hakkını ihlal ederken, diğer yandan büyük göç dalgalarına sebep olacak savaşlara neden olmaktadır. Ayrıca göç dalgaları neticesinde oluşacak olan krizleri fırsata dönüştürmek isteyen bir sermaye sınıfı olduğunu biliyoruz. Savaş her anlamda sömürüyü ve kayıtsız işçiliği arttıracak.

Gelişmeler karşısında, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), batı Asya’daki savaşın siviller üzerindeki etkisinden derin endişe duyduğunu açıkladı. UNHCR, özellikle Lübnan, Suriye ve Irak gibi kırılgan ülkelerde insani kapasitenin zaten sınırda olduğunu; çatışmanın genişlemesinin hem ülke içi yerinden edilmeleri hem de sınır ötesi göçü artırabileceğini vurgulamaktadır.

Sonuç olarak, ABD-İsrail’in başlattığı bu saldırıların yaratacağı göçü yalnızca güvenlik perspektifiyle ele almak sorunu çözmeyeceği gibi, uluslararası hukukun güvence altına aldığı sığınma hakkının etkin bir şekilde korunması ihtiyacı ortadadır. Savaşa açıktan taraf olmayan Türkiye hâlihazırda dünyanın en fazla göçmen barındıran ülkelerinden biri olmakla birlikte, sınırlarında yaşanan savaşlar karşısında, uluslararası toplum ile birlikte hareket ederek göçmenleri kabul etmek için daha somut bir projeksiyon ortaya koymalıdır. Güvenli üçüncü ülkelere geçiş ve iltica hakkı tüm ülkeler tarafından uluslararası hukuka uygun ve adil şekilde uygulanmalıdır. Savaşın genişlediği bir ortamda göçü engellemenin yolu sınırları kapatmak değil, savaşı durdurmaktır. Yerinden edilen insanlar için göç bir tercih değil, hayatta kalma çabasıdır. Savaşa karşı çıkmak ile göç etmek zorunda kalanlara sahip çıkmak aynı insani ve hukuki sorumluluğun parçalarıdır. İnsanların yaşam hakkını, beden bütünlüğünü hiçe sayan topluca  zorla yerinden edilmeye, hak ihlallerine, sömürüye, kayıtsız işçiliğe neden olan savaşların karşısında olmak tüm bireylerin ve kurumların sorumluluğudur.

Tüm ülkeleri batı Asya’daki ABD-İsrail saldırılarına karşı çıkmaya ve göçmenlerin sığınma haklarıyla birlikte insani ihtiyaçlarının karşılanması için acil önlemler almaya ve bu çerçevede sınır kapılarını açık tutmaya davet ediyoruz.

GÖÇMEN MÜLTECİ DAYANIŞMA AĞI”

5 Mart

Avrupa Birliği İran’dan göç dalgası beklemiyor

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, İran savaşının, Avrupa’ya yönelik yeni bir göç dalgasını tetikleyeceğine dair endişelere katılmadığını bildirdi.

Bild gazetesinin konuya dair sorularını yanıtlayan AB Komisyonu’nun İçişleri ve Göçten Sorumlu Üyesi Magnus Brunner, “Pazartesi günü Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la bir telefon görüşmesi yapma fırsatım oldu. O bana İran sınırını kapattığını ve diğer yandan Avrupa Birliği ile Türkiye arasında iyi bir iş birliği olduğunu belirtti” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanı Çiftçi: Sınır kapılarında hareketlilik yok

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de Çarşamba günü medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldiği buluşmada, İran savaşının Türkiye’ye etkileri ve olası bir göç dalgası konusunda konuştu. Bakanlığının koordinasyonunda Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Başkanlığı ve AFAD’ın katılımıyla bir toplantı gerçekleştirdiklerini aktardı.

İçişleri Bakanlığı’nın İran sınırındaki Van, Hakkâri, Iğdır ve Ağrı valileriyle sürekli iletişim halinde olduğunu dile getiren Çiftçi, sınır kapılarında şu ana kadar olağan üstü bir hareketlilik tespit edilmediğini bildirdi.

Bakanlığın verilerine göre Türkiye-İran sınır kapılarından geçiş yapan kişi sayısı şu şekilde kayıt altına alındı:

1 Mart Pazar: bin 224 giriş, bin 591 çıkış; 2 Mart Pazartesi: bin 754 giriş, bin 938 çıkış; 3 Mart Salı: 2 bin 32 giriş, bin 966 çıkış.

Bu arada İran’ın kendi vatandaşlarının ülke çıkışına şu an izin vermediği, ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile üçüncü ülke vatandaşlarının sınırdan geçiş yapabildiği bildirildi.

https://www.dwturkce1.com/tr/avrupa-birli%C4%9Fi-i%CC%87randan-g%C3%B6%C3%A7-dalgas%C4%B1-beklemiyor/a-76225473

8 Mart

İltica başvurusu reddedilen ailelere İngiltere’den ayrılmaları için 40.000 sterline kadar tazminat teklif edilecek

İçişleri Bakanı Shabana Mahmood tarafından açıklanan bir pilot uygulama kapsamında, iltica başvuruları reddedilen kişilerin ailelerine İngiltere’den ayrılmaları için 40.000 sterline kadar ödeme yapılacak.

Mahmood, hükümetin, yedi gün içinde kişi başı 10.000 sterline kadar, aile başına ise en fazla dört kişiyle sınırlı olmak üzere “teşvik ödemelerini” kabul etmeyen başarısız sığınmacıları zorla sınır dışı etmeye çalışacağını söyledi.

Söz konusu planın, vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen konutlarda yaşayan yaklaşık 150 aileyi hedeflemesi bekleniyor ve İçişleri Bakanlığı, başarılı olması durumunda 20 milyon sterlin tasarruf sağlayabileceğini tahmin ediyor.

Ancak Muhafazakarlar ve Reform UK, bu ödemelerin insanları İngiltere’ye yasadışı yollarla gelmeye teşvik edeceğini söyledi.

https://www.bbc.com/news/articles/c0j559146e6o

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…