Asgari Ücret İnisiyatifi: “Yeniden zam mücadelesini hep birlikte büyütelim”

Asgari Ücret İnisiyatifi, asgari ücretin yılda dört kez güncellenmesini öngören yasal değişiklik taleplerini içeren dilekçelerin TBMM’ye sunulmasından önce basın açıklaması yaptı. Açıklamanın ardından inisiyatif temsilcileri, hazırladıkları dilekçeleri iletmek üzere TBMM’ne gitti.

İnisiyatif üyelerinin TBMM Dikmen Kapısı önünde açıklama yapmasına izin verilmezken, açıklama Madenci Anıtı önünde gerçekleştirildi.

Asgari ücrete yeniden zam talebi

“Akaryakıta, gıdaya, elektriğe, kiraya her şeye zam varsa asgari ücrete de yeniden zam” yazılı pankartın ardında toplanan işçi ve emekçiler, “Asgari ücrete yılda 4 zam”, “Emekçiye refah payı”, “6 saat iş günü ile herkese iş” ve “Asgari ücrete yeniden zam” yazılı dövizler taşıyarak slogan attı. DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın açıklamaya destek verdi.

Açıklamada söz alan DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi İlknur Birol, dile getirilen taleplerin arkasında olduklarını ve bu doğrultuda mücadele edeceklerini ifade etti.

Asgari Ücret İnisiyatifi adına basın açıklamasını Nurseli Gözüaçık okudu.

Gözüaçık şunları söyledi:

“Hepimizin bildiği gibi, 23 yıllık AKP iktidarı döneminde değişmeyen sefalet senaryosu, 2026 yılına girerken bir kez daha sahneye kondu. TÜİK’in yıl sonu resmi enflasyonunun dahi gerisinde kalan yüzde 27’lik asgari ücret zammı, daha emekçilerin eline geçmeden enflasyon karşısında ezildi. 2026 yılı ilk üç aylık resmi enflasyonun yüzde 10,04 olarak açıklanmasıyla birlikte, asgari ücrete yılbaşında yapılan 5 bin 971 liralık artışın 2 bin 819 lirası, yani yüzde 47’si daha nisan ayı gelmeden eridi gitti. 30 bin lirayı geçen açlık sınırı karşısında 28 bin liralık asgari ücret, temel ihtiyaçların karşılanabildiği insani bir yaşam sağlamaktan artık fersah fersah uzaktır.

Enflasyonla mücadelenin faturasının, açlığa ve yoksulluğa mahkum etmek pahasına milyonlarca emekçiye ödetilmesini kabul etmiyoruz. Asgari Ücret İnisiyatifi olarak bizler, asgari ücrete yeniden zam mücadelesini büyüterek haykırıyoruz: Akaryakıta, gıdaya, kiraya, her şeye zam varsa asgari ücrete yeniden zam!”

Dilekçe hakkı kullanıldı

Gözüaçık, Anayasa’nın 74. maddesiyle güvence altına alınan dilekçe hakkını kullanarak TBMM’nin konuyu gündemine almasını ve 4857 sayılı İş Kanunu’na “Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir düzeyde, milli geliri ve enflasyonu baz alarak yılda dört kez güncellenecek şekilde belirlenir” maddesinin eklenmesini istediklerini belirtti.

İnisiyatifin siyasi partilerle paylaşacağı önerileri şöyle sıraladı: Asgari ücret işçi ve ailesinin yaşam maliyeti temelinde belirlenmeli, insan onuruna yaraşır bir düzeye çıkarılmalı, yılda dört kez güncellenmeli, asgari ücretin genel ücret haline gelmesine son verecek düzenlemeler yapılmalı, emeğin payını büyüten adil bir bölüşüm politikası hayata geçirilmelidir.

Basın açıklamasının tamamı şöyle: 

Akaryakıta, gıdaya, kiraya, her şeye zam varsa asgari ücrete de yeniden zam!

Bizler,  emeğin giderek daha fazla değersizleştirildiği, asgari ücretin bir istisna olmaktan çıkıp milyonlarca emekçi için fiili genel ücret haline getirildiği bir süreçte bir araya geldik. Asgari ücret adı altında sefalet ücretine mahkum edilen milyonlarca emekçinin sesi sözü olmak için  28 örgütlü kurumun imzasıyla kurulan Asgari Ücret İnisiyatifi olarak, çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 

Kasım 2025’ten bu yana yürüttüğümüz çalışmalarla, asgari ücret belirlenirken milli gelirin, gerçek enflasyon oranlarının ve emekçilerin geçim şartlarının hesaba katılması gerektiğini belirttik. Aynı zamanda asgari ücretin yılda en az dört kez güncellenmesi gerektiğini vurguladık.

Bu çalışmalar 1 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirdiğimiz Asgari Ücret Çalıştayı ile daha somut bir çerçeveye kavuştu. Asgari ücret meselesinin tüm yönleriyle değerlendirildiği çalıştayımızdan çıkan sonuçları ve hedeflerimizi paylaşmak, aylardır yürüttüğümüz çalışmalarla asgari ücret yasası için toplanan yaklaşık 2000 dilekçeyi Meclise sunmak üzere bugün buradayız. 

Hepimizin bildiği gibi, 23 yıllık AKP iktidarı döneminde değişmeyen sefalet senaryosu, 2026 yılına girerken bir kez daha sahneye kondu. TÜİK’in yıl sonu resmi enflasyonunun dahi gerisinde kalan yüzde 27’lik asgari ücret zammı, daha emekçilerin eline geçmeden enflasyon karşısında ezildi. 2026 yılı ilk üç aylık resmi enflasyonun yüzde 10,04 olarak açıklanmasıyla birlikte, asgari ücrete yılbaşında yapılan 5971 liralık artışın 2819 lirası, yani yüzde 47’si daha Nisan ayı gelmeden eridi gitti. 30 bin lirayı geçen açlık sınırı karşısında 28 bin liralık asgari ücret, temel ihtiyaçların karşılanabildiği insani bir yaşam sağlamaktan artık fersah fersah uzaktır.

Siyasi iktidar “enflasyonla mücadele” adı altında rakamlarla oynayadursun, savaşın ve dışa bağımlılığın yarattığı enerji krizi Türkiye’yi en ağır biçimde vurmaya devam ediyor. Mart ayında mazot fiyatlarındaki yıllık artışın yüzde 40’ı aşması, tarladan sofraya her adımda maliyetleri körüklüyor. OECD verilerine göre Türkiye, petrol ve doğalgaz ithalatına en bağımlı dördüncü, gübre ithalatına ise altıncı ülke konumunda. Savaş ve dışa bağımlılık sürdüğü müddetçe enerji enflasyonu durmayacak, emekçinin sırtındaki yük katlanarak artacak.

Beslenme krizi ise artık sürdürülemez bir boyuta ulaştı. Türkiye; Güney Sudan ve İran’ın ardından yıllık gıda enflasyonunda dünya üçüncüsü, Avrupa ve G20 ülkeleri içinde ise açık ara lider konumunda. Süregelen savaşın ve enerji maliyetlerinin gıda fiyatlarına yansımasıyla, 1 Nisan itibarıyla birçok şehirde ekmeğe zam geldi; 200 gram ekmeğin fiyatı 15 liradan 17.5 liraya yükseldi. Pazardaki domatesten marketteki süte kadar her etiket anında değişirken, etin, bakliyatın ve balığın sofralardan tamamen kalktığı bu düzende halkımız hayatta kalabilmek için sadece karbonhidrata sığınıyor. Öyle ki, 2023 yılında 52 kilo olan kişi başı yıllık patates tüketimi, 2025 yılına geldiğimizde 67 kiloya fırladı. Milyonlarca insan sağlıklı beslenmekten vazgeçip sadece karnını doyurabilme derdine düşmüştür.

Bunun üzerine bir de son yıllarda sistematik olarak derinleşen barınma krizi eklendi. TSKB verilerine göre, bugün Türkiye’de ortalama bir hane halkı eğer ev sahibi değilse, gelirinin yaklaşık üçte ikisini doğrudan kiraya ayırmak zorunda kalıyor. Emekçi için barınma ve beslenme artık bir hak değil, bir lüks haline gelmiştir.

Siyasi iktidar tutmayan enflasyon hedeflerine göre yapılan zamlarla ücretleri baskılayıp emeği değersizleştirmeye, patronları ise dolar milyoneri yapmaya devam ediyor. Ülke ekonomisi büyürken emekçinin milli gelirden aldığı pay 12 Eylül seviyesine geriletiliyor. 

Enflasyonla mücadelenin faturasının, açlığa ve yoksulluğa mahkum etmek pahasına milyonlarca emekçiye ödetilmesini kabul etmiyoruz. 

Asgari Ücret İnisiyatifi olarak bizler, asgari ücrete yeniden zam mücadelesini büyüterek haykırıyoruz: Akaryakıta, gıdaya, kiraya, her şeye zam varsa asgari ücrete yeniden zam!

Asgari ücretli olsun ya da olmasın, tüm yurttaşlar belirlenen asgari ücretten doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenmektedir. Bu gerekçeyle, Anayasa’nın 74. maddesiyle güvence altına alınan dilekçe hakkımızı kullanarak, TBMM’nin konuyu gündemine almasını ve 4857 sayılı İş Kanunu’na “Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir düzeyde, milli geliri ve enflasyonu baz alarak yılda dört kez güncellenecek şekilde belirlenir.” maddesinin eklenmesini istiyoruz. 

Asgari Ücret İnisiyatifi olarak asgari ücret meselesinin yalnızca bir ücret kalemi değil, aynı zamanda bir bölüşüm, temsil ve demokrasi meselesi olduğu gerçeğinden hareket ediyoruz. Bu nedenle bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ziyaret ederek, topladığımız dilekçeleri teslim edecek ve Meclis’teki siyasi partilerle hedeflerimizi paylaşacağız. Bu ziyaret, bir başvuru olmanın da ötesinde emeğin sesi ile siyaset arasındaki mesafeyi kapatma çağrısı olacaktır.

Meclis’teki tüm siyasi partilerle paylaşacağımız hedef ve önerilerimiz şunlardır:

Asgari ücret, işçinin değil işçi ve ailesinin yaşam maliyeti temelinde belirlenmelidir. Asgari ücret hesabında yalnızca bireysel değil, hane düzeyinde insanca yaşam koşulları esas alınmalıdır.

Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir düzeye çıkarılmalıdır. Sosyal devlet ilkesi gereği asgari ücret, açlık sınırına sıkışmış değil, insanca yaşamı güvence altına alan bir toplumsal taban olmalıdır.

Asgari ücret yılda bir kez değil, yılda dört kez güncellenmelidir. Enflasyon karşısında hızla eriyen ücretlere karşı, milli gelir ve enflasyon verileri esas alınarak çoklu güncelleme sistemi kurulmalıdır.

4857 sayılı İş Kanunu’na açık hüküm eklenmelidir. “Asgari ücret insan onuruna yaraşır bir düzeyde, milli geliri ve enflasyonu baz alarak yılda dört kez güncellenecek şekilde belirlenir” hükmü yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

Asgari ücret yeniden gerçek anlamda bir başlangıç ücreti olmalıdır. Asgari ücretin genel ücret haline gelmesine son verecek düzenlemeler yapılmalı; ücret skalasının tamamını aşağı çeken bu rejime karşı koruyucu mekanizmalar oluşturulmalıdır.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu demokratik ve temsili biçimde yeniden düzenlenmelidir. Emekçilerin doğrudan temsil edilmediği, fiilen tek taraflı işleyen mevcut yapı değişmeli; karar süreçleri şeffaf, katılımcı ve toplumsal meşruiyete sahip hale getirilmelidir.

Türkiye, ILO’nun 131 sayılı Asgari Ücret Tespit Sözleşmesini derhal onaylamalıdır. İşçilerin ve ailelerinin ihtiyaçlarını, hayat pahalılığını ve ekonomik koşulları dikkate alan uluslararası standartlara uygun bir sistem kurulmalıdır.

Toplu sözleşme ve sendikal örgütlenme kapsamı genişletilmelidir. Asgari ücret rejiminin panzehiri örgütlü emektir. Güçlü toplu pazarlık olmadan ücret adaleti sağlanamaz.

Bölüşüm politikaları emekçilerden yana yeniden kurulmalıdır. “Kaynak yok” söylemi gerçek değildir. Sorun kaynak eksikliği değil, bölüşüm tercihidir. Emeğin payını büyüten adil bir bölüşüm politikası hayata geçirilmelidir.

Asgari ücret artık tüm ücretleri aşağı çeken bir ortalama ücret haline getirilerek tüm toplum yoksullukta eşitlenmek isteniyor. Bu nedenle çağrımız yalnızca asgari ücretlilere değil, tüm emekçilere, gençlere, kadınlara, güvencesiz çalışanlara ve insanca yaşamı savunan herkese yöneliktir.

Meclis’te yapacağımız görüşmelerle hedeflerimizin takipçisi olacağız. Emeğin payını küçülten bu düzene karşı, daha adil bir bölüşüm ve daha demokratik bir ücret rejimi için mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

Emekçiler, emekliler ve bu ülkenin yok sayılan tüm kesimleri olarak; bizi yoksullukta eşitleyen bu gidişatı birlikte değiştireceğiz.

Asgari Ücret İnisiyatifi

İmzacı kurumlar: Asgari Ücretle Çalışanlar Derneği, Birleşik Siyaset, Çaycuma Çevre Gönüllüleri Platformu, Dayanışma Datça, Datça Demokrasi Platformu, Datça Sağlık Meclisi, DEM Parti Emek Komisyonu, Devrimci Parti, Doğu Güneydoğu Dernekler Platformu, Emek Partisi, Emekçi Hareket Partisi, Emekli Meclisleri Sendikası, Enternasyonal Dayanışma, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Jineps Gazetesi, Muğla Su İnisiyatifi, Samsun Emek ve Demokrasi Güçleri, Sinop Kent Konseyi Ekoloji Meclisi, Sinop Nükleer Karşıtı Platform Derneği, Sosyalist Dayanışma Platformu, Sosyalist Emekçiler Partisi, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, Türkiye İşçi Partisi, TÜKODER – Tüketiciyi Koruma Derneği, Toplumsal Özgürlük Partisi, Yeşil Sol Parti, 2021 Tüm Emekli Sen

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…