Zenginler, sevgi ve şefkatin taklitlerinin belirli bir fiyat karşılığında satın alınabileceğini öğrenirler.
Zengin ve güçlü erkekler, İran’da kız öğrencilere bombalı saldırılar düzenlemekten Manhattan ve Florida’da kız çocuklarını kaçırıp istismar etmeye kadar, tarif edilemez şeyler yapıyorlar.
Her türlü ayrıcalıkla yetişmiş erkekler, kendilerinden daha güçsüz olanlara neden bu kadar acımasızca davranıyorlar?
Tory Spectator dergisinde Flora Watkins, Andrew Mountbatten Windsor’un davranışının Kraliçe Elizabeth’in “nazik ebeveynlik” tarzının bir sonucu olduğunu öne sürdü. Ancak Andrew’u hak iddia eden bir canavara dönüştüren şey, aşırı şefkat değildi.
Egemen sınıfın acımasızlığı sistemik bir durumdur.
Zenginler kendilerini her şeye gücü yeten hissedebilirler. Ancak Karl Marx’ın açıkladığı gibi, daha zengin olma içgüdüsü, “bir cimri için sadece bir tuhaflık iken, kapitalist için, kendisinin sadece bir dişlisi olduğu toplumsal mekanizmanın bir sonucudur”.
Egemen sınıfın sahip olduğu devasa üretim güçleri, onlara hayal gücümüzün ötesinde zenginlikler getirebilir. Ancak sistemin muazzam ekonomik güçlerini kontrol edemezler.
Marx’a göre egemen sınıf, “kişi olarak sermaye” ve “bilinç ve iradeye sahip sermaye”dir.
Patronların sermaye biriktirmek için birbirleriyle rekabet etmekten başka seçeneği yoktur.
Bu rekabet, hayatlarını gölgeliyor. Kendi sınıflarından insanlarla kurdukları ilişkiler, kârlı anlaşmaların yapılabileceği seçkin dünyaların kapılarını açmaya dayanıyor.
Alt sınıflardan gelen insanlar, yalnızca kullanılmak, sömürülmek ve bir kenara atılmak için varlar.
Zenginler yatlar, elmaslar ve Picasso tabloları satın alabilirler, ancak bu edinimlerden aldıkları tek zevk, zenginliklerinin teyit edilmesidir.
Rekabet, hayatlarının en mahrem kısımlarını zehirliyor. Egemen sınıf kadınları, geri kalanımıza dayattıkları aile hayatı beklentilerine hiçbir zaman uymamışlardır; bakım işlerini dadılara ve au pairlere yaptırırlar.
Mike Donaldson ve Scott Poynting, Ruling Class Men—Money, Sex, Power (Egemen Sınıf Erkekleri—Para, Seks, Güç) adlı kitaplarında, zengin erkek çocukların “kreşte hizmetçiler tarafından ‘yetiştirildiğini’, bu nedenle de aşk ve duyguların piyasa tarafından sağlanan bir meta gibi göründüğünü” savunurlar.
Sevgi ve aşkın taklidinin satın alınabileceğini öğrenirler.
Egemen sınıf erkeklerini yetiştirmede en büyük sorumluluğu taşıyan kurumlar olan özel okullar, zorbalığı kurumsallaştırır.
Bu zehirli erkekliğin tarihi, Britanya İmparatorluğu’na kadar uzanır. Viktorya dönemi yatılı okulları, yerli halkı katletmek ve gençleri düşman ateşine göndermek üzere sosyalleştirilmiş erkekler yetiştiriyordu.
Günümüzün özel okulları hâlâ militarizm ve zorla dayatılan uyum anlayışıyla doludur. Öğrenci başkanlığı sistemi sayesinde zorbalar ödüllendirilmekte ve güçlendirilmektedir.
Bu durum, öğretmenler ve yaşça büyük öğrenciler tarafından yaygın olarak işlenen cinsel istismara zemin hazırlamaktadır. İstismar normalleştirilmekte ve faillerin okulların itibarını korumaları sağlanmaktadır.
Wounded Leaders—British Elitism and the Entitlement Illusion (Yaralı Liderler—İngiliz Elitizmi ve Hak Sahipliği İllüzyonu) adlı kitabında Nick Duffell, “Küçük çocuklar evlerinden uzaklaştırılarak, yatılı okuldan Oxbridge’e, oradan da yargı, ordu, finans sektörü ve özellikle hükümet gibi kurumlardaki yüksek mevkilere uzanan yolu izlemeleri için gönderiliyorlar” diye anlatıyor.
Sosyal ayrıcalık, dokunulmazlık demektir. Babanın serveti, sizi beladan kurtarabilir.
Zengin çocukların kabul ettiği tek davranış kuralı, kendi çıkarlarıdır.
Egemen sınıf kadınları, kocalarının ve oğullarının hizmetçileri, personeli ve işçi sınıfı kadınlarını sömürmesini haklı çıkarır ve normalleştirir.
Kapitalizm, bizi insan yapan şeyden, yani ihtiyacımız olanı üretmek için kolektif olarak çalışma kapasitemizden, hepimizi uzaklaştırır.
“Evrenin efendileri de işçi sınıfı kadar sistemin kölesidir. Ancak aralarında hayati bir fark vardır.
Marx, Kutsal Aile adlı eserinde şöyle demiştir: “Mülk sahibi sınıf ile proletarya sınıfı, aynı insani yabancılaşma durumunu sergiler.
“Ancak ilk sınıf bu yabancılaşmada kendini evinde hisseder, burada kendi varlığını teyit eder ve yabancılaşmada kendi gücünü görür.”
Egemen sınıf, istismarcı sistemini savunmak için dişini tırnağına takarak mücadele edecektir. İşçi sınıfı, bu sistemi devirmekte maddi çıkarı olan tek sınıftır.
Judy Cox
(Socialist Worker’dan DeepL yardımıyla çevrilmiştir.)
