AKP iktidarı, Karadeniz, Ege ve Akdeniz bölgelerindeki yer altı kaynaklarını milletvekilleri ve yandaş şirketler arasında bölüştürdü. Aslan payı, AKP Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz, Cengiz Holding ve Limak Holding’e verildi.
Devlet, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) eliyle 2023 yılı başından 2025 yılı sonuna kadar açtığı maden ihalelerinde yüzlerce sahayı maden ve petrol şirketlerine peşkeş çekti. İhaleler, AKP Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’e ait Alagöz Maden başta olmak üzere, Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır, Çalık Holding’e bağlı Lidya Madencilik, BNP Üretim Anonim Şirketi, Karadeniz Zemin İnşaat Mühendislik Limited Şirketi, Lider Bentonit Madencilik, Petsan Bentonit Madencilik ve Safi Galata Madencilik gibi şirketlere verildi.
Karadeniz’de HES, taş ocakları ve maden sahaları
Karadeniz Bölgesi’nde en büyük yıkım hidroelektrik santralleri üzerinden yapılıyor. Hidroelektrik santralleri kaynaklardaki bütün suyu kullandığı için, vadilerde küçük kollardan gelen suyu yaz aylarında tamamen kurutuyor ve ekolojik dengeyi tamamen bozuyor. Ayrıca akarsu doğal akışını ve yapısını değiştirmesi, su kalitesini de bozuyor. Su miktarı azaldığı için, mikroorganizmalardan balıklara kadar suda yaşayan canlıların, karada yaşayan hayvanların ve tarım arazilerine olumsuz etkisi ile tarım ürünlerine kadar tüm canlıların yaşamlarını tehdit ediyor, doğal yaşam alanlarını yok olan bazı türlerin neslini tüketiyor. Karadeniz’de 250’den fazla HES’in olduğu belirtilirken, son yıllarda buna taş ocakları ve maden sahaları da eklendi.
HES’ler özellikle Giresun, Trabzon, Rize ve Ordu illerine yapılırken, taş ocakları ise yine Giresun, Ordu ve Samsun’da inşa ediliyor. Bu illerden Türkiye’nin yanı sıra dünyada da önemli fındık üretim merkezlerinden olan Giresun’da HES’le başlayan ekolojik yıkım son yıllarda madenler ile hız alarak devam ediyor. Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre 45 aktif HES’in bulunduğu kentte yeni HES projeleri için de sürekli girişimlerde bulunulurken, kentin yüzde 85’i maden ruhsatıyla kaplandı.
Kent özellikle MAPEG ihalelerinden sonra şu anda Alagöz Madenciliğin kıskancında. MAPEG verilerine göre, kentin yüzde 85’i 4’üncü grup (altın, gümüş, bakır, çinko vb.) madenlere ruhsatlı durumda. 16 ilçesinin 11’inde bu oran yüzde 90’ın üzerindeyken, orman alanlarının yüzde 90’ı, tarım alanlarının yüzde 85’i, meraların yüzde 99’u, iskân alanlarının yüzde 84’ü maden ruhsatlı alanlar. Yine bölgenin hem doğal hem tarihi alanları da maden tehdidi altında.
Tirebolu’na bağlı Sekü köyü başta olmak üzere Derli, Görele ve Çanakçı ilçelerini kapsayan geniş bir alanda başlatılan maden çalışmaları, çevre örgütleri ve köy halkının tepkisini çekiyor. Yaşam alanlarını ve su kaynaklarını korumak isteyen bölge sakinleri, hukuki süreci başlatarak mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı aldı. Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına rağmen, şirketin gece saatlerinde kaçak olarak faaliyetlerine devam ediyor. Halk ise bölgede kurduğu çadırla madenci şirkete karşı direnişini sürdürürken, köylüleri ziyaretler de sürüyor. Kentte ayrıca Kartepe, Duman, Küllük, Çakırgöl ve Dereyurt gibi birçok yaylası da büyük şirketlere ihale edildi.
Öte yandan, Ordu, Rize, Samsun ve Sinop illerinde binlerce hektarlık alan, 9 Nisan’da yapılan ihalelerle başta Eti Bakır olmak üzere şirketlere verildi. Yine Kastamonu’nun Küre ilçesinde 1939 yılından bu yana işletilen bakır madeni ihaleleri de Eti Bakır’a verildi. Hanönü ilçesinde İlbak Holding ve Akfen Holding ortaklığında bakır madeni işleten Acacia Maden İşletmeleri başka bir ocak daha açmak istiyor. ÇED süreci başlatılan maden, Vakıf Geymene Mahallesi’nde bin 448,17 hektarlık bir alanda açılmak isteniyor. Alana ocağın dışında zenginleştirme ve atık depolama tesisleri de kurulacak. Zonguldak’ın Alaplı ve Ereğli ilçelerinde kafes balıkçılığı ve organize sanayi siteleri, Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde maden ocağı ve Samsun’da “atık dökme” projeleri onaylandı.
Ege’de yıkım daha görünür
Ege Bölgesi’nde 2020’li yıllardan bu yana yaz mevsiminde yerleşim yerlerine ve sahile yakın yerlerde çıkarılan, tepkilere rağmen “yangın söndürme uçağı yok” denilerek söndürülmeyen yangınlar sonucu küle dönüşen yerler birer birer imara açılıyor. Yakılamayan yerler de tıpkı Karadeniz’de olduğu ÇED raporlarıyla sömürülüyor. Oteller ve lüks villalar yapılıyor, maden ve kömür ocaklarının açılması için halkın topraklarına el konuluyor, geçim kaynakları çalınıyor ve direnen kişiler tutuklanıyor.
Bergama’da altın madeninden Akbelen’de kömür ocakları ve termik santrallerine, Karaburun’da rüzgâr enerji santrallerinden (RES) Aydın’da jeotermal enerji santrali (JES) kadar birçok bölgesinde talan yürütülen İzmir’de açık bir eko-kırım yapılıyor.
Urla ilçesine bağlı Kuşçular ve Yağcılar köylerinde, 13 Mart’ta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan yeni imar planları ile 15 hektarlık “Doğal sit alanı” yapılaşmaya açıldı. Yapılaşmaya açılan bu alanda doğal koruma alanındaki araziler ve tarım arazilerine 85 adet villa yapılacağı belirtiliyor.
Zeytin, arıcılık ve organik tarımın üretim merkezlerinden Seferihisar’ın Orhanlı köyünde halk, 6 yıldır JES’e karşı hukuk mücadelesi veriyor. 2 bin 500 kişinin yaşadığı zeytincilik, arıcılık ve organik tarımla geçimini sağlayan köy, Küçük Menderes şirketinin inşa etmek istediği JES’in tümden kapaması için yargıdan çıkacak kararı bekliyor.
Aydın’ın Söke ilçesindeki Latmos bölgesi çam fıstığı ve zeytin cenneti olarak biliniyor. Latmos, 2004’ten bu yana Kale ve Kormed şirketlerinin yürüttüğü kuvars, kuvarsit ve feldspat madenciliği faaliyetleri yüzünden eko-kırıma uğruyor. Şirketlerinin 18 yıl boyunca ruhsatsız biçimde işlettikleri madenler nedeniyle birçok yer taş ve toprak yığına dönüştü. Ruhsatsız işletmeye karşı üç yıl önce dava açılmış olsa da şirketler devletten ruhsat alarak maden çıkarmayı sürdürüyor.
Akbelen’de direniş
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de bulunan Akbelen Ormanı’nda maden sahasını genişletmek için gerçekleştirdiği ağaç kesimine karşı bölge halkının mücadelesi 2019 yılından beri sürüyor. Geniş bir alana sahip olan orman, 740 hektarlık bir alanı kapsıyor; çam, meşe, kızılağaç, kestane ve çınar gibi çeşitli ağaç türlerine ev sahipliği yapıyor. Burada 200’den fazla bitki türü, 100’den fazla kuş türü ve 30’dan fazla memeli türü yaşıyor. İkizköy halkı, Akbelen Ormanı’nda linyit madeni işletmesi açmak isteyen YK Enerji’ye karşı 2019 yılında dava açtı. Ancak devlet, dava sonuçlanana kadar YK Enerji’ye orman kesimi için izin verdi. Bunun üzerine köylüler, orman kesimini durdurmak için 17 Temmuz 2019’da Akbelen Ormanı’nda doğa nöbetine başladı. Köylüler bir yandan direnişini sürdürüp bir yandan dava sonucunu beklerken; 2025’te çıkarılan maden yasasının ardından İkizköy ve çevre köylerde zeytin talanı başladı. 10 Ocak 2026’da Cumhurbaşkanı imzası ile yapılan acele kamulaştırma da baskıları arttırdı.
Şu anda Akbelen Ormanı çevresindeki 6 mahallede 679 parsel tarım arazisinin acele kamulaştırma kararı dolayısıyla başlayan bilirkişi keşifleri yapılıyor. Muğla 2’nci Asliye Mahkemesi’nin görevlendirdiği bilirkişi heyeti, termik santrale “kömür sağlamak” için kamulaştırılacak alanların değerlerinin tespit edilmesi ve el koyulması için parsellerde çalışmasını sürdürüyor. Duruma tepki gösteren köylüler ise 30 Mart’tan bu yana köy girişinde nöbet tutuyor. Keşif heyetine tepki gösteren İkizköy Mahallesi Muhtarı Nejla Işık’ın kızı Esra Işık gözaltına alındı ve tutuklandı. Bölgede söküm devam ederken, köylülerin de alanda bekleyişi sürüyor.
