İngiltere seçimlerinin ardından: Çıkış yeni bir umutta

İngiltere’deki 7 Mayıs yerel seçimleri ile İskoçya ve Galler parlamento seçimleri, Britanya’nın köklü partileri açısından ağır bir hezimetle sonuçlandı. Her üç ülkede de aşırı sağı temsil eden Reform UK önemli oranda oy kazandı. Yerel belediye seçimlerinde Reform, ülkenin büyük bölümünde en çok belediye meclisi üyesi çıkaran parti olurken, birçok şehirde belediye meclislerinde çoğunluğu sağlayarak yerel yönetimlerin başına geçti. Reform’un yanı sıra Yeşiller Partisi de hem oy oranını hem de ülke çapındaki belediye meclisi üye sayısını artırdı. Ne var ki Yeşillerin kazanımları, ırkçı, göçmen düşmanı ve islamofobik Reform Partisi’nin yükselişi kadar güçlü olmadı. Reform 1.454 belediye meclisi üyesi kazanırken Yeşiller 587 üyede kaldı.

Galler’de ise Plaid Cymru (Galler Partisi) azınlık hükümeti kurdu; Reform ikinci sırada yer aldı. İşçi Partisi, Galler Senatosu’nu kaybederken 100 yıldır süren hâkimiyetini de yitirdi.

Yerel seçimlerde Reform’un hem İşçi Partisi’nden hem de Muhafazakâr Parti’den oy aldığı görülüyor. Bu yeni politik tablo, gelecekteki parlamento seçimlerini de büyük ölçüde etkileyecek gibi görünüyor. Aşırı sağın seçimlerde elde ettiği kazanım, onların sokaktaki örgütlenmelerini ve güçlerini pekiştirmelerine de yardımcı olacak.

Seçimlerin ardından İşçi Partisi içinde liderlik mücadelesi de başlamış durumda. Bu yazı yazılırken Keir Starmer koltuğuna sıkı sıkıya tutunmaya çalışıyor; ancak milletvekillerinin ve koltuklarını kaybeden binlerce politikacının kazan kaldırmaya hazır olduğu, yaptıkları basın açıklamalarından anlaşılıyor. Kısacası Starmer’ın zamanı dolmuş görünüyor. Eğer Starmer da giderse, Britanya halkları son 10 yıl içinde 6. başbakanlarına da “güle güle” demiş olacak.

İşçi Partisi’ne yönelik güvensizlik yeni bir şey değil.

Emekçi taban, uzun zamandır sözde kendi çıkarları için mücadele etmesi gereken partiden uzaklaşmaya başlamıştı. Bunun arkasında yıllardır sürdürülen neoliberal ekonomi politikaları, sosyal haklara yönelik saldırılar, özelleştirmeler, ekonomik kriz dönemlerinde fakirden alıp zengine verme tercihleri ve burada sayamayacağımız daha birçok ekonomik ve sosyal politika var. Bunların yanında bir diğer etken de Corbyn liderliğinin başarısızlığı ve Starmer’ın partisinin hem aşırı sağa hem de İsrail’e verdiği tavizler oldu. Bu gelişmeler, göçmen halkların geleneksel evi olan İşçi Partisi’nden uzaklaşmasına; bağımsız adaylara ya da son dönemdeki radikal söylemleriyle öne çıkan Yeşiller Partisi’ne yönelmesine neden oldu.

Starmer’ın İşçi Partisi, son dönemdeki göçmen politikaları ve Gazze’deki soykırımı coşkuyla destekleyen tutumuyla aşırı sağcı Reform Partisi’ni aratmayacak bir hâle gelmiş durumda. Bunun üstüne, Peter Mandelson’un dünya çapında cinsel tacizci ve tecavüzcü olarak bilinen Amerikalı milyoner Jeffrey Epstein’la olan sıkı fıkı ilişkileri bilinmesine rağmen Amerika’ya büyükelçi olarak atanması ve Starmer’ın sürekli olarak bu ilişkiden haberdar olmadığını söylemesi, İşçi Partisi’nin ve liderlerinin ne kadar güvenilmez olduğunu bir kez daha açığa çıkardı.

Bu arada Yeşiller Partisi’nin başarısının, bir alternatifin nasıl mümkün olabileceğine dair fikir verdiği söylenebilir. Yeşiller, sol politikalar üzerine kampanya yürüttükleri için tarihlerindeki en iyi sonuçları aldılar. Bunun gösterdiği şey şudur: Irkçılık ve islamofobi karşıtı, zenginleri hedef alan ve Gazze’deki soykırımı tereddütsüz biçimde kınayan, kendine güvenen bir sol alternatif ortaya konduğunda, emekçi kesimler ona oy verebilir.

Ancak emekçiler açısından asıl soru, Yeşiller’in ne kadar süreyle “kızıl” kalacağıdır. Geçmişteki yerel yönetim deneyimleri, Yeşiller’in hükümetin bütçe kesintilerine karşı mücadele etmek yerine bu kesintileri kabul ettirme yönünde hareket ettiğini gösteriyor. Eğer geçmiş deneyimlerinden ders çıkarmaz ve neoliberalizm batağından çıkmanın yollarını aramazlarsa, bunun onları nereye götüreceğini biliyoruz.

Yeşiller’in başarısı, örgütlenemeyen ve kısa sürede kendi içinde dağılan Jeremy Corbyn ve Zarah Sultana önderliğindeki Your Party liderliğinin fiyaskolarıyla da bağlantılı görülebilir. Your Party üzerine burada fazla söz söylemeyeceğim; çünkü konu daha ayrıntılı biçimde incelenmeli. Yalnızca, Yeşiller karşısında birkaç istisna dışında başarı gösteremediklerini belirtmek yeterli olacaktır.

Sözün kısası, sosyal demokratların ve merkezci partilerin yıkılışından yeni bir sol eğilimli parti değil; nefret söylemleriyle en savunmasız kitleleri hedef alan aşırı sağcılar pay çıkardı. Fakat bu yükseliş uzun süredir devam eden bir sürecin sonucu. Hem sokaklarda hem de seçimlerde kendini gösteren bir gelişme.

Özellikle son iki yıldır aşırı sağcılar göçmenlerin kaldığı yerlere, çalıştıkları işyerlerine ya da yardım aldıkları vakıflara yönelik fiziksel saldırılarda bulunuyor. Bunu yaparken, milyonerlerin yanı sıra kurulu düzenden umudunu kaybetmiş yoksul halk kesimlerinin desteğini de kazandılar. Propagandalarında, kapitalist ve neoliberal politikalardan kaynaklanan işsizlik, kötü sağlık ve eğitim hizmetleri ile yerel yönetimlerin yetersizlikleri gibi sorunların kaynağının göçmenler ve sığınmacılar olduğu yalanını kullandılar. Sistemin yarattığı umutsuzluğa merhem olma iddiasıyla örgütlendiler. Elbette bu örgütlenmeyi besleyen ana damarlardan biri de islamofobik ırkçılık oldu.

Ve şu an itibarıyla Britanya’nın dört bir yanında bu görüşleri savunan binlerce belediye meclisi üyesi göreve başlayacak. Reform UK belediyeleri, bize gelecekteki olası bir Reform hükümetinin nasıl bir şey olacağına dair ilk örnekleri verecek. Büyük ihtimalle kesintileri dayatacaklar, yerel bakım evlerini kapatacaklar, bütün eşitlik politikalarına saldıracaklar, en savunmasız kesimlerin sosyal güvencelerini ellerinden alacaklar ve göçmenleri günah keçisi yapmaya devam edecekler.

Peki bu durumdan çıkış var mı?

Çıkış yeni bir umutta; ama içi boş umut vaatlerinde değil.

Umut, emekçilerin kendilerine yönelik saldırıları durdurma gücüne sahip olduklarını hissettikleri anda ortaya çıkacak. İşverenlerinin boğucu kontrolünden çıkıp hayatlarının kontrolünü geri alabileceklerini hissettiklerinde yüzünü gösterecek. Göçmenlerden ve sığınmacılardan korkmadıklarında; onları hayatlarını zenginleştiren kardeşleri olarak kabul ettiklerinde ise yerli yerine oturacak.

Bu tür bir umut ancak hükümetin saldırılarına karşı emekçilerin birlikte vereceği direnişle yaratılabilir.

Bu umudun bir örneği, 28 Mart’ta yarım milyon insanın aşırı sağa karşı Londra sokaklarında “Biz buradayız” demesiyle kendini gösterdi. Bu, Britanya tarihinin en büyük ırkçılık karşıtı yürüyüşüydü ve ülkedeki bütün işçi sendikaları tarafından desteklendi.

İşçi hareketinin ve örgütlerinin, aşırı sağ güçleri bertaraf etmek için ne kadar önemli bir rol oynadığını hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız. Bu, dünyanın her yerinde aynı önemi taşıyor. Birlikte mücadelede sendikalardaki sosyalist aktivistlere de büyük bir sorumluluk düşüyor.

Sendika liderlerinin yıllardır içinde oldukları uykudan uyanıp tabanlarındaki emekçileri ırkçılığa ve kapitalist sistemin dayatmalarına karşı fiilen eyleme teşvik etmesi, yine tabandan gelecek baskılarla mümkün olacak.

Britanya halkları için gelecek günlerin zor olacağı açık. Ama umut örgütlenmede, eylemlerde ve direnişte.

Seçimlerin ardından aşırı sağa karşı yapılacak ilk gösteri 16 Mayıs’ta.

Faşist lider Tommy Robinson’un düzenlediği “Krallığı Birleştir” (Unite the Kingdom) gösterisi, Filistin’le dayanışma gösterisiyle aynı gün yapılacak. Faşistler bu gösteriyi özellikle 16 Mayıs’ta, Nakba’yı anma gününde düzenlemek istediler.

Bunu, en çok korktukları harekete, yani Filistin hareketine yönelik bir meydan okuma olarak tanımlamak yerinde olur.

O yüzden hem ırkçılık karşıtları hem de Filistin’le dayanışma gösterenler; ırkçılığa, faşizme, emperyalizme ve soykırıma karşı kol kola, omuz omuza 16 Mayıs’ta Londra sokaklarını dolduruyorlar. Irkçıların yalanlarına ve gözdağı verme girişimlerine boyun eğmediğimizi; çoğunluğu temsil edenlerin bizler olduğunu 28 Mart’tan sonra bir kez daha gösterecekler.

İngiltere’den dayanışmayla.

Ümit Kemal Y.

Yazar

You May Also Like

Kira krizi derinleşiyor

Ekonomik kriz, konut kiralarını fahiş seviyelere çıkarırken, birçok kiracı açısından mahkemeye taşınan kira davaları da sonuçlanmaya başladı. Tahliye…