Ankara Onur Yürüyüşü, tüm engelleme girişimlerine rağmen yapıldı. Yürüyüş tamamlandıktan sonra polis ara sokaklarda bulunan 8 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.
Yürüyüşte yapılan açıklamada, LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılık, nefret politikaları ve 12. Yargı Paketi kapsamında gündeme gelen LGBTİ+ karşıtı düzenlemelere tepki gösterildi. Açıklamada, “Türkiye’de LGBTİ+’lar yıllardır sistematik bir nefret siyasetiyle, hedef göstermelerle, ayrımcılıkla, şiddetle ve görünmezleştirme politikalarıyla karşı karşıya bırakılıyor. Bizler bu topraklarda var olduğumuz günden beri yalnızca kimliğimizle değil; yaşam hakkımız, barınma hakkımız, sağlık hakkımız, ifade özgürlüğümüz ve örgütlenme hakkımız için mücadele ediyoruz” denildi.
Açıklamada, 12. Yargı Paketi’nde yer aldığı belirtilen LGBTİ+ karşıtı düzenlemelerin, özellikle transların cinsiyet uyum sürecine erişimini hedef aldığı belirtilerek şöyle denildi:
“Bir insanın kendi bedeniyle barış içinde yaşayabilmesi için üreme hakkından vazgeçmeye zorlanması; beden özerkliğine, sağlık hakkına ve insan onuruna açık bir saldırıdır. Bizim bedenlerimiz devletin kontrol edeceği, üzerinde karar vereceği ya da izin mekanizmalarıyla yöneteceği alanlar değildir. Transların hayatları bir ‘düzenleme konusu’ değildir. Bizim bedenlerimiz deney alanı, kimliklerimiz tartışma malzemesi, yaşamlarımız siyasi hesapların aracı değildir.”
“Mücadeleye devam edeceğiz”
Basın açıklamasında son dönemde LGBTİ+ dernekleri ve hak örgütlerinin sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerine de değinildi. Açıklamada, erişim engellerinin yalnızca dijital platformlara yönelik olmadığının altı çizilerek şu ifadeler kullanıldı:
“LGBTİ+ derneklerinin ve hak örgütlerinin sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engelleri; yalnızca birkaç dijital platformun kapatılması değildir. Bu kararlar LGBTİ+’ların sesini kısmaya, dayanışma ağlarını zayıflatmaya ve örgütlü mücadeleyi görünmez hale getirmeye yönelik sansür politikalarının bir parçasıdır.”
Açıklamada ayrıca Esat ve Eryaman’da trans kadınlara yönelik saldırılar ve yıllardır süren adalet mücadelesi hatırlatılarak, transfobinin örgütlü bir şiddet biçimine dönüştüğüne dikkat çekildi.
LGBTİ+’lar, açıklamanın sonunda şu mesajı verdi:
“Bedenlerimiz üzerinde söz sahibi olamazsınız. Kimliklerimizi yok sayamazsınız. Örgütlenmemizi engelleyemezsiniz. Sesimizi susturamazsınız. LGBTİ+’lar bu ülkenin gerçeğidir. Bizler buradayız. Yaşıyoruz. Mücadele ediyoruz. Onurumuzla, öfkemizle, sevgimizle ve dayanışmamızla yaşamlarımızı savunmaya devam edeceğiz.”
