Geçen hafta Sınırsız Dayanışma tarafından düzenlenen “Suriye’nin yeniden inşası” konulu toplantıya katıldım. Forum şeklinde, soru cevap yöntemi ile devam eden toplantıda önemli bilgiler edindim. Toplantıya katılan çok sayıda Suriyeli arkadaşımız değerli bilgiler verdiler. Edindiğin bilgileri ve izlenimleri aşağıda yazmaya çalıştım.
Suriye’deki siyasi durum oldukça nazik bir dengede. Ülkede iç savaşın sona ermesiyle birlikte yeni bir siyasi süreç başladı. Kürtlerle Şara hükümeti arasında anlaşma imzalandı. Diğer azınlık grupları ile böylesi kapsamlı anlaşmalar imzalanmadıysa da çeşitli görüşmeler, sözlü mutabakatlar yapıldı, yapılıyor.
Ekonomik yaşam felç olmuş durumda
Günümüz Suriye’sinde en önemli konu ekonomik yıkım. İç savaş sonrası ülke tam anlamıyla harap olmuş durumda. Ayakta kalan ev sayısı sınırlı, pek çok insan kendi evini bulamıyor, çünkü yıkılmış durumda. Alt yapı büyük hasar aldı, elektrik pek çok kentte günde en fazla 1-2 saat verilebiliyor. Çünkü elektrik üreten santrallerde hem teknik sorunlar var, hem yakıt sıkıntısı var.
Şara yönetimi iş başına geldikten sonra, eski rejimin çalışanlarının büyük bölümü işlerine devam etti, az sayıda Esad dönemi çalışanının işine son verildi. Ancak bu kişilere verilen ücretler çok düşük, 200 – 300 dolara çalışıyorlar. Oysa fiyatlar, en temel malların bile yokluğu nedeniyle ateş pahası, Türkiye’yi aratmıyor.
Yaptırımların kaldırılması Suriye halkı için sürpriz oldu
Suriye halkı için yaptırımların kaldırılması, geleceğe dönük büyük bir umut oldu. Aslında Suriyeliler ve yönetim, yaptırımların en az bir sene daha süreceğini sanıyorlardı, özellikle Alevi katliamından sonra, çok daha uzun süre yaptırımların kaldırılması beklenmiyordu. Kaldırılması büyük bir sürpriz oldu, tabi olumlu anlamda. Bu arada şu da belirtmek gerekir, yaptırımlar 6 aylık geçici bir süre için kaldırıldı, sonrasında tekrar gözden geçirilecek, o yüzden istikararın sürmesi önemli, aksi halde takrar yaptırımlar devam edebilir.
ABD ve Avrupa Birliği’nin Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırması ülkedeki ekonomik toparlanma sürecini hızlandıracak, yatırımların önünü açacak. İlk olarak Dünya Bankasına 15,5 milyon dolarlık borç Suudiler ve Katar tarafından ortaklaşa ödendi. Bu kadarlık bir yardım bile yaptırımlar varken yapılamıyordu.
Yaptırımların geçici olarak kaldırılması, Şara yönetimi için önemli bir uyarı, bir daha Alevi katliamı benzeri bir olayın tekrarlanmasını hiç kimse artık istemiyor. Ama buna yeltenecek çok sayıda aşırılık yanlısı gruplar elbette varlığını sürdürüyor. Bu da Şara yönetimi için en büyük sorun, sıkıntı.
Her toplumsal kesim daha demokratik bir devlet talep ediyor
Süreç tabi pek çok engelle karşı karşıya. Örneğin Şara yönetimi için Dürzilerle ilişkiler bugünlerde önemli bir sorun.
Geçen hafta Şara yönetimi tarafından atanan Süveyda Valisi, Dürzi bir silahlı örgüt tarafından valilik binasında rehin alındı, Şara hükümeti Valinin serbest bırakılması için örgütün isteklerini kabul etti. Bu olay da gösteriyor ki, Şara hükümeti, Dürzileri karşısına alacak adımlar atmaya çekiniyor. Çünkü en basit bir olay bile, sonrasında bütün bir Dürzi toplumunun ayaklanmasına yol açabilir.
Suriye’nin güneybatısındaki Süveyda bölgesinde yoğun olarak yaşayan Dürziler, yeni yönetimden demokratik bir devlet yönetimi talep ediyorlar. Dürzi liderler, yeni yönetimle yapılan görüşmelerde yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve merkezi otoritenin azaltılması yönünde taleplerde bulundular.
Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 3’ünü oluşturan Dürzi toplumunun bu tavrı, diğer azınlık gruplar için önemli bir örnek. Başta nüfusun yüzde 13’ünü oluşturan Aleviler, yüzde 10’unu oluşturan Kürtler ve yüzde 7’sini oluşturan Hristiyan topluluklar olmak üzere, tüm etnik ve dini azınlıklar, Şara yönetiminden demokratik bir devlet ve toplum düzeni talep ediyorlar.
Ahmet Şara geçen hafta yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, “Suriye, tüm Suriyelilerindir” dedi, Suriye Cumhuriyeti’nden bahsetti. Hâlbuki devletin resmi adı halen Suriye Arap Cumhuriyeti. Arap kimliğini öne çıkarmayan bu iki konuşma, önemli gelişmeler olarak görülmeli.
Şam’da bahar havası var
Şam’dan gelen haberler aslında oldukça umut verici. Şam’da çok sayıda gazete ve yayın çıkarılıyor ve satılabiliyor. Yaşam tarzı konusunda büyük bir hoşgörü var. Çerkes toplumu Suriye’de ilk defa 21 Mayıs’ta Çerkes soykırımını anma toplantısı düzenledi.
Bu özgürlük ortamı ve biraz da Şam’ın büyük bölümünün iç savaşta hasar almaması nedeniyle, insanlar çoğunlukla Şam’da yaşamak istiyorlar. Bulundukları yerden Şam’a göç etmeye çalışıyorlar. Bu da Şam’da ev kiralarının astronomik rakamlara ulaşmasına neden oluyor. Aylık 1000 veya 1500 doları bulan ev kiraları söz konusu ki bir çalışanın ortalama maaşının aylık 200-300 dolar olduğu bir ülkeden bahsediyoruz.
Şara yönetimi, bütün bu hengâmeden en azından 1 yıl içinde çatışma olmadan çıkmaya çalışıyor. Dürzi silahlı örgüte karşı davranışını böyle de izah etmek mümkün. Şara yönetimi, ABD ve AB yaptırımları kaldırırken, yeniden bir iç çatışma görüntüsü vermek istemiyor.
Alevi katliamını yapanların cezalandırılmaması Şara yönetimine güveni azaltıyor
Lazkiye ve Tartus çevresi, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı bölge. Mart ayında buralarda hükümetten de destek alan bazı silahlı gruplar Alevilere yönelik katliamlar düzenlediler, bu katliamlara karışanlar büyük ölçüde cezasız kaldılar. Bu cezasızlık, Alevi toplumunda Şara yönetimine karşı büyük bir hayal kırıklığı oldu.
Şara yönetimi, Alevi toplumunun güvenini kazanma konusunda henüz somut bir adım atmış değil. Yeni rejimin nasıl devam edeceği, edip edemeyeceği, Alevi toplumu ile ilişkilerinin nasıl olacağına çok yakından bağlı. Çünkü diğer gruplar, özellikle Kürtler, bu konuyu sürekli gündemde tutuyorlar, Şara yönetimi ile ilişkilerinde Alevilere yapılan katliamın sorumlularının hesap vermesi gerektiğini belirtiyorlar.
Kürt bölgesi sessiz ama tetikte bekliyor
Kürtlerin, Rojava yönetiminin, Suriye’nin gidişatı konusunda önemli bir rolü var. Öncelikle, Suriye’de nispeten huzurlu ve sakin bir bölge. Yaşam düzeyi konusunda da Rojava, halkın en az sıkıntı çektiği yer.
Rojava’nın da Dürziler gibi demokratik devlet talebi var. Hatta toplanan Suriye Kürt Ulusal Konferansı özerlik talebinde bulundu. İlerleyen Anayasa yapım sürecinde bütün bu konular tekrar gündeme gelecek. Ama yeni anayasanın yapılması için en az 2 yıl, belki de 5 yıllık bir süreçten bahsediliyor.
Yeni anayasanın sorunların çözümü noktasında önemli bir adım olacağını düşünenler için, bu oldukça uzun bir süre.
Şara yönetimi, muhtemelen bu süreçte önceliği ekonomik durumun düzeltilmesine, alt ve üst yapı yatırımlarının gerçekleştirilmesine verecek. Ama bütün gözler, dikkatler yeni anayasa sürecinde olacak. Demokratik bir toplum inşası için demokratik, katılımcı, çoğulcu bir anayasa şart.
Şara yönetiminin önünde bir temel konu da İsrail ile olan ilişkiler
İsrail 1967 savaşında, Suriye’ye ait Golan tepelerini işgal etmişti. Şimdi bu işgalin sınırlarını daha da genişletmiş durumda. İsrail askerleri ile Şam arasındaki mesafe 20 kilometreye inmiş durumda.
ABD Başkanı Trump’ın Şara ile görüşmesinde, Suriye’nin İbrahim Anlaşmasını imzalamasını istediği medyada yazıldı. Henüz bu konuda bir açıklama olmamasına rağmen, Suriye yönetiminin İbrahim Anlaşmasını imzalaması sürpriz olmaz. İbrahim Anlaşması, İsrail’in varlığının kabul edilmesi anlamına geliyor. Bu da Suriye yönetiminin kendi destekçileri arasındaki gücünü zayıflatabilir. Öte yandan savaş yorgunu Suriyeliler için komşularla barış (bu isterse İsrail olsun) önemli, destekleniyor.
Ayrıca İbrahim Anlaşmasını imzalaması, Şara yönetimine bütün batı dünyasının, kapitalist şirketlerin kapısını açabilir.
Şara yönetimi, bir yandan kapitalist batı sistemine entegre olmaya çalışıyor, bir yandan çok etnisiteli, çok dinli, çok mezhepli bir toplumda devlet otoritesi oluşturmaya çalışıyor.
21.yüzyılda bir devletin bir toplumun yeniden doğumuna tanıklık ediyoruz. Demokratik, insan haklarına saygılı, düşünce ve yaşam tarzı özgürlüğüne imkân tanıyan bir Suriye için hepimiz elimizden gelen katkıyı ortaya koymalıyız. Bütün Suriyelilere kolay gelsin.
Faruk Sevim