“Hakikat ve Adalet Komisyonu” kurulmalı
Meclis’te kurulan komisyonda dinlenen isimlerden Tahir Elçi Vakfı Başkanı Mahsum Batı, çözüm noktasında dile getirdikleri taleplere dair konuştu.
Sürecin şeffaf yürütülmesi gerektiğini belirttiklerini aktaran Mahsum Batı, özellikle faili meçhul cinayetler noktasında “Hakikat ve Adalet Komisyonu” kurulması önerilerinin olduğunu dile getirdi. Mahsum Batı, “Çünkü faili meçhullerin olduğu bir ülkede demokrasi olmaz. Dolayısıyla bu faili meçhul, gözaltında zorla kaybedilme ve işkence meselesinin çözülmesi gerekiyor” dedi.
Türkiye’deki birçok sorunun mevcut mevzuatlardan kaynaklandığına dikkati çeken Mahsum Batı, 30 yılı aşkın bir süredir cezaevinde olan ve infazları yakılan tutsakların durumunun bunlardan birisi olduğunu dile getirdi.
Kürt dili ve kimliği üzerindeki baskıların da devam ettiğine değinen Mahsum Batı, Barış Anneleri’nin komisyonda Kürtçe konuşmasına izin verilmemesini hatırlattı.
Komisyona Kürtçe çağrısı
Kürt Araştırmaları Derneği Eşbaşkanı Remziye Alparslan, Kürtçenin resmi ve eğitim dili olarak tanınması için Meclis komisyonuna çağrıda bulundu. ‘Yüz yıllık bu sorun artık çözülmeli. Kürt halkı kendi dilinde eğitim hakkını istiyor’ dedi.
Kürt Araştırmaları Derneği (Komeleya Lêkolînên Kurdî), Kürtçe dersler vererek kültür ve dil üzerine araştırmalar yapıyor. Kürtçe diline öncülük eden dernek, Kürtçenin aynı zamanda resmi ve eğitim dili olmasını talep ediyor. Dernek, dile dönük saldırı ve asimilasyon politikalarına karşı mücadelesini sürdürürken, Kürtçeye statü verilmesini de sıkça vurguluyor. Kürt diline dair çalışma yapan kurum ve kuruluşlar saldırılarla karşı karşıya kalırken, Kürtçe anadilin statüsü için yapılan çalışmalar aralıksız bir şekilde devam ediyor.
Kürt Araştırmaları Derneği Eşbaşkanı Remziye Alparslan, hem dile dönük saldırıları hem de süreç bağlamında anadil statüsüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kürtçe dili üzerindeki engelleri oluşturan politikaların yıllardan beri sürdüğünü söyleyen Remziye Alparslan, sık sık Kürtçe dil ve müziğinin önüne engeller koyulduğunu belirtti. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne işaret eden Remziye Alparslan, bir süreç söz konusu olmasına rağmen saldırıların hâlâ devam ettiğini şöyle dile getirdi:
“100 yıldır Kürt dili üzerinde yürütülen asimilasyon ve saldırı politikalarıyla Kürt halkını yok etmek istediler. Bu zihniyete karşı gençler çalışmalı. Kürt toplumu, dil ve kültürünün kabul edilmesini, bunun için yasaların çıkarılmasını istiyor.
Çağrımız; Kürtçe dilinin statü kazanıp eğitim kurumlarında yer alması ve Kürt halkının tanınmasıdır. Kürt halkının el ele verip bu taleplerin arkasında durması ve bunun gerçekleşmesi için çabalaması gerekiyor. Kürt halkına her zaman yaptığımız çağrılardan biri de çocuklarıyla Kürtçe konuşmalarıdır. Kurslarımız her yerde var, çocuklarını kursa gönderip kendi dillerinde eğitim görmelerini sağlamalılar. Her yerde kendi dillerine sahip çıkmalılar.”
Van’da binler barış için toplandı
DEM Parti, yürütülen çözüm süreci kapsamında dün Van’da miting düzenledi. Mitingde çok sayıda Kürtçe pankart yer aldı.
Mitinge DEM Parti eşgenel başkanı Tuncer Bakırhan, TJA aktivisti Gültan Kışanak, BDP eşgenel başkanı Keskin Bayındır katıldı.
Mitingde konuşan TJA Aktivisti Gültan Kışanak, ‘Komisyon Sayın Öcalan ile görüşmelidir. Bu sorunun çözümü parlamentodan geçiyorsa öncelikle bu görüşmeyi yapmalıdır’ dedi. Bu direniş ve özgürlük yolunun yeni bir aşamaya geldiğini belirten Gültan Kışanak, “Tüm haklarımızı kazanıncaya kadar bu yolu gençler, kadınlar ve halk yürümeye devam edeceğiz. Öcalan barışın temsilcisi ve çözümün adresi olarak halkımızın emeklerine denk bir çağrı yaptı. Bu çağrı silahların yerine demokratik dönüşümü esas alan yeni bir dönemin kapılarını açtı. Biz halk olarak barışa, çözümü, demokratik eşit bir yaşama hazırız. Ama bunu biz tek başımıza başaramayız. Bu demokratik dönüşüm süreciyse o zaman iktidar ve devlet de değişecek. Van’da kayyım varken bu süreci yürütmek sağlıklı olmayacaktır. Her şeyden önce halkın iradesine ve diline saygı gösterilmesi gerekiyor” dedi.
Mitingde DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan konuştu. Van halkının barışı savunmak için yine önemli bir buluşma gerçekleştirdiğini söyleyen Tuncer Bakırhan, “Bizler barışa inanıyoruz. Bizler barışın ne kadar mukaddes, ne kadar kutsal bir dava ve mücadele olduğunu çok iyi biliyoruz. Hep birlikte bu sürece sahip çıkarsak cezaevindeki Figenleri, Selahattinleri, Nazmileri, Bekirleri özgürleştireceğimize inanabilirsiniz” dedi.
Abdullah Öcalan’ın bu süreçte büyük emekleri olduğunu ifade eden Tuncer Bakırhan şöyle devam etti: “Türkiye’yi bir kaos ve kriz ortamından kurtarmak için bir kapı aralandı. Ama hala tecrit uygulanıyor. Öcalan’a uygulanan tecrit barışa uygulanan tecrittir. Hepimizedir, 86 milyon insanın barış umudunadır. Bir an önce bu tecrit ortamının kaldırılmasını Öcalan’ın çalışma koşullarını, toplumla buluşma koşullarını, fikirlerini özgürce Türkiye’nin bütün dinamikleriyle paylaşmasının koşulları yaratılmalıdır. Bu koşullar yaratılmalıdır ki barış süreci başarıya ulaşsın. 25 Temmuz’dan beri Öcalan’la görüşmeler neredeyse azaldı. Neden? İmralı kapıları elinizdeki bir musluk mudur? Bir ay açıyorsunuz, bir ay kapatıyorsunuz. Böyle mi bu sürece sahip çıkıyorsunuz? Böyle mi barışı sağlayacağız? Bu bir ay aç bir ay kapat barış sürecine hizmet etmiyor. Bir an önce bu yaklaşımdan vazgeçilmeli, gerçek anlamda Öcalan’ın düşüncelerinin, yaşam ve çalışma koşullarının düzeltilmesi gerektiğini tekrar dile getirmek istiyoruz.”
