Ozan Tekin: “Ekonomik krizde göçmenlerin payı olduğuna dair sağcı anlatıyı kırmalıyız”

18 Aralık Uluslararası Göçmenler Günü için yaptığımız röportaj dizisi devam ediyor. Enternasyonal Dayanışma aktivisti Ozan Tekin’e sorularımızı yönelttik.

1 Ocak 2026’dan itibaren göçmenler sağlık konusundaki haklarını kaybedecek. Birçok alanda göçmenlere yönelik benzer zorluklar ortaya çıkıyor. Toplumun en yoksul kesimini oluşturan göçmenlerin pek çok alanda haklarının kısıtlanması hakkında neler söylemek istersiniz?

Aşırı sağın yükseldiği, otoriterleşmenin ve savaş ihtimallerinin arttığı bir dünyada pek çok yerde göçmenler ekonomik krizin sorumlusu olarak günah keçisi ilan edilmeye çalışılıyor. Merkez ve neoliberal partiler de aynı yolu benimsiyor. Türkiye’de son yıllarda merkez sağdan çok daha sağa doğru kaymış ve hatta faşist partiyle ittifak yapmış olan AKP de bu dinamiklerin içinde hareket ediyor ve göçmenlere karşı ilk yıllarda benimsediği ılımlı dili değiştiriyor. Hükümetin ilk başlarda Ortadoğu’daki yayılmacı politikaları için kabul ettiği göçmenler, uzunca bir süredir ona oy kaybettiren bir sorun olarak görülüyor.

Dolayısıyla burada hem ırkçıların basıncını püskürten hem de hükümet üzerinde göçmenler lehine basınç oluşturan bir dayanışma hareketi olmadıkça, toplumun en saldırıya açık kesimi olan göçmenlerin koşulları kötüleşiyor, sağlıktakine benzer uygulamalar her yana yayılıyor.
Emek hareketinin ve solun görevi, ekonomik krizde göçmenlerin payı olduğuna dair sağcı anlatıyı kırmak olmalı. Ekonomik krizin, toplumun alt katmanlarındaki yoksullaşmanın sorumlusu egemen sınıf ve onun çıkarlarına hizmet eden hükümet politikalarıdır. Dizginlenemeyen enflasyona vergi adaletsizliği ve ücretlerin düşürülmesi yoluyla yoksullardan zenginlere bir servet transferi eşlik ediyor. İşçi sınıfının içinde bunun propagandası başarı kazanırsa göçmenlere yönelik ırkçılık geriler. Hükümetin bu uygulamalardan vazgeçmesi için karşısında buna itiraz eden birleşik bir hareket bulması gerekir.

Son bir yılda ağırlaşan koşullar ve artan baskılar nedeniyle yaklaşık bir milyon kişi Suriye’ye geri döndü ya da gönderildi. Suriye yönetiminin farklı etnik ve dini kimliklere yönelik olumsuz tutum ve uygulamalarına sürekli tanıklık ediyoruz. Bu koşullarda Suriyelilerin geri gönderilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Biz enternasyonal sosyalistler olarak ulus devletlere, sınırlara, milliyetçiliğe ve ırkçılığa karşı mücadele ediyoruz. Dolayısıyla bize göre zaten herkesin istediği yerde yaşama hakkı vardır. Suriyeli göçmenlerin Türkiye’deki işçi sınıfının eşitlik temelinde üyeleri olması için, bunun resmileşmesi için mücadele veriyoruz.

Ancak sosyalist olmasanız dahi insanların kaçtıkları bir yere -çeşitli gerekçelerle- geri gönderilmeleri uluslararası hukuka aykırı. Biz 2011’den beri “Mülteciler hoşgeldiniz” diyen küresel ırkçılık karşıtı hareketin parçasıyız ve bu hareket sosyalistlerden daha geniş bir toplamı içinde barındırıyor. Suriyelileri Türkiye toplumunun bir parçası olarak görüyoruz, onlarla birlikte mücadele ediyoruz. İşçilerin onları ezen patronlarla aynı ulustan oldukları için ortak bir çıkarı olmadığını düşünüyoruz. Dolayısıyla tüm zorla geri göndermelere karşı aktif mücadele yürütüyoruz.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…