Bazı rakamlar yoksulluğu tarif eder.
Bazıları ise yoksulluğu kurumsallaştırır.
20 bin TL, tam olarak budur.
“En düşük emekli aylığını 20 bin TL’ye çıkardık” demek, bir iyileştirme ilanı değil; emekliliği kalıcı yoksulluk statüsüne hapsetmektir. Bu rakam, emekliyi ayağa kaldırmaz, geçindirmez. Ve en tehlikelisi şudur: Yoksulluğu geçici bir sorun olmaktan çıkarıp, devamlı bir hayat biçimi haline getirir.
Üstelik bu yapılırken emekliler arasındaki denge bilinçli biçimde bozulmakta, tüm aylıklar aşağı doğru hizalanmaktadır. Bu bir maaş politikası değil, sefaleti yönetme stratejisidir.
Emekli aylıklarında makas nasıl kapatıldı?
Resmi veriler, emekli aylıkları arasındaki farkın yıllar içinde nasıl sistematik biçimde kapatıldığını açıkça ortaya koymaktadır. 2019 yılında en düşük emekli aylığı 1.000 TL iken, ortalama emekli aylığı 2.090 TL düzeyindeydi. Bu, ortalama aylığın en düşük aylıktan yüzde 109 daha yüksek olduğu anlamına geliyordu.
Aradan geçen yıllarda tablo tersine döndü. Temmuz 2025 itibarıyla hazine katkısıyla en düşük emekli aylığı 16.881 TL’ye yükselirken, ortalama emekli aylığı 20.992 TL’de kaldı. Böylece ortalama aylık ile en düşük aylık arasındaki fark yüzde 24’e kadar geriledi.
AKP’nin Ocak 2026 için sunduğu teklifle birlikte bu makas daha da daraltılmak istenmektedir. En düşük emekli aylığının 20 bin TL’ye çıkarılması, buna karşın ortalama emekli aylığının yalnızca sınırlı bir artışla 23.551 TL’ye ulaşması halinde aradaki fark yüzde 18 seviyesine kadar düşmektedir.
Sefalette eşitlik modeli
En düşük emekli aylığı yüzde 18,5 oranında artırılırken, diğer emekli aylıklarına yalnızca yüzde 12,2 zam yapılması teknik bir ayrıntı değildir. Bu açık bir tercihtir. Bu tercihin anlamı bellidir:
Ortalama ve görece yüksek emekli aylıkları baskılanmakta, sistemin tamamı dibe doğru çekilmektedir.
Adına “denge” denilen bu yaklaşımın gerçek adı toplu yoksullaştırmadır.
20 bin lira gerçeği
Bugün açlık sınırı 30 bin lirayı aşmışken, 20 bin TL;
Kira ödemeye yetmez
Pazarı ay sonuna taşımaya yetmez
Sağlık giderlerini karşılamaya yetmez
20 bin TL emekli aylığı değildir. Bu bir sefalet harçlığıdır. Ve bu harçlık, emeklilerin yaşamını değil, sessizliğini satın almak için önerilmektedir.
5 emekli birleşirse ancak yoksul oluyor
Bugün en düşük emekli maaşı 20 bin TL oldu. Buna karşılık açlık sınırı 30 bin TL’ye, yoksulluk sınırı ise yaklaşık 98 bin TL’ye dayanmıştır. Rakamlar bellidir: Tek emekli açtır, iki emekli ancak açlık sınırını aşabilmektedir; beş emekli birleştiğinde ise ancak yoksul sayılmaktadır. TÜİK’in açıkladığı yüzde 30,89’luk yıllık enflasyonun, pazarda, markette ve kirada yaşanan artışlarla örtüşmediği açıktır. Asgari ücrete yüzde 27 zam yapılırken, kira artış oranının yüzde 34,88’e çıkarılması; buna karşın emeklilere yüzde 12–18 aralığında zam verilmesi, emeklilerin bilinçli biçimde yoksullaştırıldığını göstermektedir.
Prim sistemi nerede, adalet nerede
En düşük SSK ve BAĞ-KUR emekli aylığının 20 bin TL olarak belirlenmesiyle birlikte 4 milyon 917 bin emekli, fiilen aynı aylığa mahkûm edilmiştir. Türkiye’de toplam emekli sayısının yaklaşık 16 milyon 800 bin olduğu düşünüldüğünde, en düşük emekli aylığına sıkışanların oranı her geçen gün artmaktadır.
Bu noktada temel bir soru cevapsızdır:
Nerede prime göre emekli aylığı?
Nerede “daha çok prim ödeyin, daha uzun süre sistemde kalın, daha yüksek maaş alın” vaadi?
Yıllarca yüksek prim ödeyenle asgari düzeyde prim ödeyenin aynı aylığa mahkûm edilmesi, sosyal güvenlik sisteminin ruhuna aykırıdır. Bu durum yalnızca düşük aylıkları değil, emeklilik sisteminin tamamını çökerten bir adaletsizliktir.
Çifte adaletsizlik
Bir yandan en düşük aylık düşük bir eşiğe sabitlenirken, diğer yandan tüm emekli aylıkları o eşiğe doğru çekilmektedir. Sonuç açıktır:
Herkes dipte buluşmaktadır.
Bu nedenle mesele yalnızca “en düşük emekli aylığı” değildir. Bu, emekliliğin bilinçli biçimde değersizleştirilmesi meselesidir.
Yapılması gereken bellidir
1) En düşük emekli aylığı açlık sınırının üzerine çıkarılmalıdır.
2) Tüm emekli aylıkları eşit oranda artırılmalıdır.
3) Seyyanen zam olmadan bu adaletsizlik giderilemez.
4)Dipte eşitleme değil, insanca yaşam hedeflenmelidir.
20 bin TL yetmez.
Yetmediği gibi, bu rakam emeklilere “idare edin” demenin başka bir adıdır.
Bir ülkede emekliler yoksulsa, sorun bütçede değil; bilinçli tercihlerdedir.
Sefalette eşitlik çözüm değildir.
Çözüm, her emeklinin insanca yaşayabileceği bir maaştır.
Erkan Erdem