Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile Dil Hakları İzleme, Belgeleme ve Raporlama Ağı (DHİBRA), Diyarbakır’da 21 Şubat Dünya Anadili Günü etkinlikleri kapsamında bir panel düzenledi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Serra Bucak ve Doğan Hatun da “Anadil ve Eğitim (Zimanê Dayikê û Perwerde)” paneline katıldı.
Panel, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’nın organizasyonuyla Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlendi, panele çok sayıda yurttaş katıldı.
Bucak: “Çok dilliliği savunuyoruz”
Panelin açılış konuşmasını yapan Serra Bucak, 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nü selamlayarak başladı. Anadilin bir hak olduğunu vurgulayan Bucak, eğitimin kreşten üniversiteye kadar anadilinde sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.
Göreve geldikleri günden bu yana hak, özgürlük ve eşitlik temelinde çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Bucak, Dil Şube Müdürlüğü’nün kongre merkezinde faaliyetlerini sürdürdüğünü ve farklı lehçelerin gelişimi için eğitim çalışmaları gerçekleştirdiklerini söyledi. Çok dilliliği savunduklarını belirten Bucak, bu alandaki çalışmaları büyütme kararlılığını dile getirdi.
Panel kapsamında DHİBRA’nın 12 anadilde hazırladığı 21 Şubat Dünya Anadil Günü deklarasyonu da katılımcılarla paylaşıldı.
Akademisyenler anadili ve tarihsel süreci ele aldı
Panelde Dr. Yasemin Oral Sarıbaş, “Anadil Nedir? 21 Şubat’ın Tarihsel Arka Planı ve Bugün” başlıklı sunumunda anadil kavramının tarihsel gelişimini ve 21 Şubat’ın anlamını değerlendirdi.
Prof. Dr. Bülent Bilmez ise Türkiye’de konuşulan dillerin siyasal ve toplumsal çerçevede nasıl konumlandığını ele aldı. Prof. Dr. Christoph Schroeder, Dr. Salim Orhan, Dr. Cuma Çiçek ve Dr. Bahar Öngüç anadil, kimlik ve eğitim ilişkisine dair görüşlerini paylaştı.
“Tehlike Altındaki Diller” Forumu düzenlendi
Panelin ardından “Tehlike Altındaki Diller (Ziwanê ke Tehlûke de yê)” başlıklı forum gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Dr. Ronayi Önen yaptı.
Forumda Deniz Gündüz (Kırmanckî), Fırat Mercan (Ermenice), İrfan Çağatay (Lazca), Saliba Açı̧ş (Süryanice), Emel Özdemir (Çerkesce) ve Mahir Özkan (Hemşince) konuştu. Konuşmacılar, kendi dillerinin karşı karşıya kaldığı riskleri ve çözüm önerilerini paylaştı.
Saliba Açı̧ş, Diyarbakır’da yalnızca iki Süryani ailenin kaldığını belirterek dilin yaşatılması için daha güçlü dayanışma çağrısı yaptı. Emel Özdemir sunumunu Çerkesce gerçekleştirdi. Mahir Özkan ise konuşmasının sonunda kızıyla birlikte yazdığı Hemşince öykünün videosunu izleyicilere sundu.
Yaklaşık dört saat süren etkinlik boyunca anadili hakkının teorik ve pratik boyutları kapsamlı biçimde tartışıldı. Katılımcılar sorunları ve çözüm önerilerini değerlendirdi. Program, soru-cevap bölümüyle sona erdi.
Diyarbakır’da anadil yürüyüşü: ‘Kürtçe konusunda somut adımı atılmalı’
Diyarbakır’da Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde bir araya gelen yüzlerce kişi, 21 Şubat Dünya Anadil Günü nedeni ile yürüdü.
Bağlar’daki DBP binası önünde bir araya gelen yüzlerce kişi, “Kürtçeye statü, Kürtçe eğitim” sloganı ile Koşuyolu Parkı’na ulaştı. Polis, AZC Plaza önüne yürümek isteyen kitleye izin vermedi, açıklama Koşuyolu Parkı’nda yapıldı.
Kürtçe okunan açıklamanın ardından Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar açıklama yaptı.
“Statü istiyoruz”
Basın metinin okuyan Kürtçe dili eğitmeni Nuh Bozkurt, şöyle dedi:
“Kürt halkının Kürtçe eğitim ve statü talebi devlet tarafından karşılanmıyor. Yüz yıldan fazla inkar ve imha politikaları devreye konmuş durumda. 27 Şubat’ta başlayan süreç ile barışın ilanı verildi. Türk devleti sürecin ruhuna denk bir yaklaşım ile Kürtçe konusunda somut adımlar atmalı. Eğitim dili ve statü meselesini anayasal güvenceye almalı. Diğer hakları dili hakkı neyse Kürt halkının hakkı odur. Kürtçe önündeki engeller derhal ortadan kaldırılmalı. Uluslararası hukuk tanınarak bu yönlü adımlar atılmalı. Taleplerimiz kabul edilene kadar mücadele devam edecek. Kürt halkı da yaşamın her alanında Kürtçe konuşup Kürtçe yaşamalı”
“Kürtçeye statü”
Daha sonra konuşanDBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise Kürtçeye dönük baskılara dikkat çekti, devletin inkar politikalarına son vermesi ve anayasal adım atması çağrısı yaptı.
Kılıçgün Uçar şöyle dedi:
“Bugün dillerin özgürlüğü ve geleceği için önemli bir gün. Yapılan bir araştırmaya göre Kürtçenin Kirmançki dili yok olmak ile yüz yüze kalmış durumda. Kürtçeye dönük saldırılara hep birlikte başa çıkabiliriz. Sayın Öcalan Kürtçe için verilen mücadelenin önemine hep değinmiştir ve bu konuda mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Devlet, bir yıldan fazla bir süredir başlayan sürecin gerekliliklerini yerine getirerek Kürtçeye statü ve eğitim dili olması yönünde adım atması gerekiyor. Dilimiz onurumuzdur. Dilimiz varlığımızdır.”
