Göçmenlerin Gündemi (6 Ağustos – 12 Ağustos)

6 Ağustos

Ömer Faruk Gergerlioğlu, Akyurt GGM’de incelemelerde bulundu

Gergerlioğlu, yaptığı inceleme ile ilgili X hesabından paylaşımda bulundu: “Akyurt Geri Gönderme Merkezi’nden herkese merhaba, selamlar, sevgiler sunuyorum. Bir insan hakları savunucusu olarak sığınmacıların bir müddet bulunduğu geri gönderme merkezlerindeki durumları takip ediyoruz” dedi.

https://twitter.com/i/broadcasts/1MYGNMREmONKw

7 Ağustos

İngiltere’de mülteciler ırkçı ve göç karşıtı saldırıların hedefinde (BBC Türkçe)

İngiltere’de geçen hafta ülkenin kuzeybatısında üç küçük kız çocuğunun ölümüyle sonuçlanan bıçaklı saldırıdan sonra, ülkenin bazı kesimlerinde şiddet olayları içeren gösteriler düzenlendi.

Deniz kıyısındaki Southport kasabası bu trajik olayın yasını tutarken, aşırı sağcı gruplar saldırıyı görüşlerini yaymak ve beyaz olmayan toplulukların gözünü korkutmak için kullandı.

Southport’taki barışçıl anma törenleri kısa sürede yerini şiddet ve yıkıma bıraktı.

Göstericilerin polise tuğlalar, sis bombaları ve başka nesneler attığı, otellerdeki mültecilerin hedef alındığı olaylar dalgası, aralarında Liverpool, Hull, Manchester, Blackpool ve Belfast gibi yerlerin de bulunduğu ülkenin diğer kesimlerine yayıldı.

Hindistan, Nijerya ve Malezya İngiltere’ye seyahat uyarısı yayımlayan ülkeler arasında yer aldı.

Başbakan Keir Starmer, ortaya çıkan sahneleri “Aşırı sağcı haydutluk” diye tanımlarken “Bunları yapmanın hiçbir meşruiyeti yok” dedi.

BBC Doğrulama Servisi’nin analizine göre Southport saldırısıyla ilgili olarak sokaklara çıkan ya da paylaşım yapan herkes isyana destek vermiyor veya aşırı sağcı gruplarla bağlantıları da yok.

Göstericiler ayrıca, şiddet suçlarından kaygılı ya da bıçaklı saldırının yasadışı göçle bağlantılı olduğu yönündeki dezenformasyonla yanlış yönlendirilen insanları da çekmiş gibi görünüyor.

Yazının devamı aşağıdaki linkte:

https://www.bbc.com/turkce/articles/cx2yyej84vmo

8 Ağustos

Göçmen kadınlar ve kadına yönelik şiddet raporu (Bianet)

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Birleşmiş Milletler Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunması Komitesi’ne sunduğu “Türkiye’de Göçmen Kadınlar ve Kadına Yönelik Şiddet” başlıklı raporu kamuoyuyla paylaştı.

Raporda, Göç İdaresi’nin verilerine atıf yapıldı ve Nisan 2024 itibarıyla Türkiye’de Geçici Koruma Statüsü sahibi 3,1 milyon Suriyeli ile 320 bine yakın diğer ülke vatandaşlarından göçmen ve mülteci bulunduğu ifade edildi. Ayrıca farklı ikamet izni türleriyle Türkiye’de 1,1 milyon yabancının yaşadığı belirtildi. Kayıt dışı göçmen sayısının ise yaklaşık 300 bin olduğu vurgulandı.

Raporda, şiddete maruz bırakılan kadınların deneyimleri sıralandı.

“Ayrımcılık ve önyargıların”, “anadili sorununun” şiddete maruz kalan mülteci kadınların, karşı karşıya kaldıkları en önemli problemler olduğu ifade edildi.

Yazının devamı aşağıdaki linkte:

https://bianet.org/haber/anadili-sorunu-ve-ayrimcilik-adalete-erisimi-engelliyor-298372

9 Ağustos

Mülteci Düşmanlığı İktidar Getirmeyecek: Kanser Tek Bir Hücreyle Başlar – Bekir Berat Özipek (Tezkire)

Söyleşen: Mehmet İhsan ÖZDEMİR[2]

M(ehmet İhsan ÖZDEMİR): Milliyetçilik, aşırı/uç sağ ve ırkçılığı tanımlayan şey nedir, bu kavram ve örüntüler birbiriyle nasıl konuşurlar?

B(ekir Berat ÖZİPEK): Milliyetçiliğin ayırıcı vasfı, “bizimkiler; iyi veya kötü”dür. Bir benlik tanımı, bir ruh hali ve onunla bağlantılı bir dünya görüşü ve ideoloji olarak milliyetçilik, “vatanı milleti sevmek”ten ibaret değildir. Onun esası, özü dünyaya “milliyet” perspektifinden bakmaktır. Milliyetin neyi içerdiği milliyetçiliğin türüne veya milliyetçinin “biz” algısına bağlı olarak farklılık arz edebilir.

Sağ genel bir etikettir. Siyaset tayfındaki sağın kapsamında liberal, muhafazakâr ve diğer akımlar da yer alır. Milliyetçilik, genel olarak sağ siyaset içinde kabul edilse de sağa özgü olmayıp solda ve bu ikili ayrımın ötesinde sayabileceğimiz pek çok akımın içinde de mevcuttur.

“Bizden olan ve olmayan” ayrımı liberal olanından şoven olanına tüm milliyetçiliklerde mevuttur. Milliyetçilik bu ayrımı, çoğu kez insanların elinde olmadan sahip oldukları veya onlara atfedilen soy, etnisite, dil kimlik özellikleriyle tanımlanan “biz” üzerinden yapar. Aşırı sağ ve ırkçılık bu ayrımın keskin ve hak ihlalleri üretecek bir politikaya dönüşmüş halidir.

Irkçılığın da geniş ve dar tanımları vardır. Günümüzde ırkçılık, ırklar arasında biyolojik temelli bir hiyerarşi vehmetmeye ilişkin eski dar anlamından yeni ve daha geniş anlamlara, bir grubu gerçek veya algılanan kültürel farklılığı üzerinden hedef almaya kadar çeşitli görünümler alabilmektedir. Ötekine yaşattıkları ve ortaya çıkardığı sonuçlar farklı olsa da hepsinin ortak noktası, adil olmayan veya irrasyonel bir temelde insanları ayırmasıdır.

Yazının devamı aşağıdaki linkte:

https://www.tezkire.net/gundem/multeci-dusmanligi-iktidar-getirmeyecek-kanser-tek-bir-hucreyle-baslar

10 Ağustos

Suriyeli üç çocuk ve anneleri Urfa’da kampta tutuluyorlar, serbest bırakılmaları gerekir

“Ekmek almaya giderken kimliklerini evde unutan üç çocuk ve anneleri, Gaziantep’ten Suriye’ye sınır dışı edildi !”

Bu haberi yaklaşık 1 ay önce paylaşmıştık. O gün aile Türkiye’ye geri getirildi. Fakat o günden beri Şanlıurfa’daki kamplarda, onların ifadesiyle “hapis gibi” kampta tutuluyorlar. Ve serbest bırakılmayı talep ediyorlar.

10 Ağustos

Devlet üniversiteleri Suriyeli öğrencilerden yüzbinlerce lira harç istiyor

Yabancı öğrenciler için Devlet Üniversitelerinin yıllık ücretleri aşırı fazla miktarlara ulaşıyor. Bir tanesinde Tıp fakültesine girebilmek için 500 bin lira, yani yarım milyon lira isteniyor. Özel değil Devlet. Bir öğrencinin ablası benimle iletişime geçti ve kardeşinin YÖS sınavında tam puan aldığını, 5 üniversitede Tıp kabulü aldığını ama aşırı fazla ücretler yüzünden kayıt olamadığını söyledi. Bu öğrencinin yaşadığını yaşayan bir sürü başarılı öğrenci var.

Yabancı öğrenciler için bu sorun gerçekten özellikle bu yıl çok büyük zorluk oldu. Aşırı fahiş yükseklikte rakamlar isteniyor.

11 Ağustos

Mülteci savaşçılar meselesi – Ercüment Akdeniz (İlke TV)

Filistin halkı için “kendi topraklarında mülteci olarak yaşayan halk” dense yeridir.

Dünya üzerinde 14 milyon 630 bin Filistinli yaşıyor. Bu nüfusun yüzde 44,8’i Arap ülkelerinde, yüzde 22,5’i Batı Şeria’da, yüzde 15,4’ü Gazze’de görünüyor. Gazze işgal altında tarumar edilince durum değişti ve mülteci sayısı büyük artış gösterdi. Bir de İsrail’de yaşayan Filistinliler var. Onların toplam Filistinli nüfus içindeki oranı ise yüzde 12. Geriye kalan yüzde 5,30’luk nüfus diğer ülkelere dağılmış durumda.

Bugün 5 milyon 900 bin Filistinli mülteci Birleşmiş Millet (BM) bünyesinde ve UNRWA’nın yardımlarına bağlı yaşıyor. UNRWA’nın 58 kampında 1,5 milyon Filistinli yaşıyor. Yaklaşık 2,2 milyon kişinin yaşadığı Gazze’de 1,7 milyon kişi yerinden edildi ve mülteci durumuna düştü. Gazze’de UNRWA’nın 8 mülteci kampı bulunuyor. İşgalden bu yana İsrail ordusu Gazze’deki mülteci kamplarını defalarca vurdu! BM’nin buna karşı herhangi bir yaptırımı olmadı.

Yazının devamı aşağıdaki linkte:

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…