İktidarın ‘şanlı’ Suriye zaferi süreci ve sonrasında HTŞ ile dirsek teması, dostluk ya da hamilik ilişkisi Erdoğan’ın son demeci ile niyetin tam olarak ne olduğunu iyice ifşa edecek bir düzleme oturdu. Türkiye, Türkiye’den büyüktü ve yediyüz küsür bin kilometre kare ile de sınırlanması düşünülemezdi. Aslında bu ve benzeri istekler iktidarın yirmi iki yıllık bakiyesinde hep vardı. Erdoğan daha koltuğa ilk oturduğu sıralarda kucağında Irak Savaşını bulmuştu ve hemen bundan yararlanmaya çalıştı ancak henüz etkili bir gücü yoktu daha doğrusu güçlü gözükmeyi başararak aygıtlara sahip değildi. Bunca yılın ardından içerde edindiği güç ile dışarıya karşı isteklerini bir üst seviyeye yani yapabilme gücünü de bünyesinde barındıran istence dönüştürebildiğini görüyoruz.
Osmanlı’ya olan hayranlığın ve özlemin hep imparatorluk dönemlerine olduğu malumumuzdur. Maalesef andaki durumda da duraklama ve çöküş dönemleri es geçilerek imparatorluğun en cafcaflı yıllarındaki kudrete ve dolayısıyla da padişaha öykünme mevcut. Maalesef diyoruz çünkü bu sıçramalı tarih okuması bedel gerçekliğinden bihaber oluyor. Yine maalesef çünkü bedeli hepimiz ödüyoruz ve ödeyeceğiz. Burada akla Berlin’in düşüşü öncesi son savunmanın yapılmaması ve dolayısıyla bir çok hayatın kurtulması konusunda Natzi generallerinin Führer’e uyarısı karşısında “bizi onlar seçti, elbette ölecekler*” cevabı geliyor. Ki Hitler’i de güdüleyen bir Lebensraum gerçekliği vardı. Ve benzer argümanlarla bir kabına sığmamayı ifade ediyordu. Analoji yaparken şunu da unutmayalım Natzi Almanya’sı yükselen bir ivme üzerine hülyalara kapılırken ‘bizim taraf’ düşüşün en şeddeli evresinde bu hülyalardadır.
Normalde hezeyan deyip geçebileceğimiz bu demeç hem iç hem de dış politikadaki etkisi dolayısıyla yazıya konu hale gelmiştir. Dış politikada müstakbel başkan Trump tarafından başı okşanan, AB liderleri tarafından tekrardan muhatap alınan, kimi zaman sınırları hatırlatılsa da genel olarak yaptıkları konusunda müspet düşünülen bir Erdoğan imajı oluşmuştur. İç politikada ise taze anketler Ak Parti yükselişinin barizliğini göstermektedir ve ana muhalefet ile fark tekrardan netleşmiştir. Sonuna kadar çatırdamış bir iktidara iç ve dış dengeler ile yine bir can simidi atılmış gibi görünüyor.
Muhalefetin dağınıklığı Esad Rusya’ya uçarken yaptığı “Esad ile görüş” çağrısında olduğu gibi dağınıklığı aşan ve komediye evrilen bir hale gelmiş durumda. Önceki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kılıçdaroğlu tarafından massedilen sokağın direncine ne kadar ihtiyacımız olduğunu bir kez daha görüyoruz. Daha çok olsa da, aksi halde 2028 yolu pek umut barındırmıyor. Ve henüz ekonomi konusuna gelmedik bile, özellikle Suriye’nin yeniden inşası düzleminde biraz sıcak para girişi dahi Erdoğan’ın kof da olsa argümanlarını canla başla savunacağı yeni bir alan açabilir. Sonuçta salt ‘fetih hülyası’ dahi elini bu kadar güçlendirebiliyorsa…
Bir de göçmenler evlerine dönüyor propagandası var ki bu durum evlerini inşa ediyoruz ile birleşirse sinerjiyi düşünmek bile istemiyoruz. Bu arada muhalefet ne mi yapıyor, gölge dış işleri bakanı Fırat’ın doğusuna yapılacak ihtimal dahilindeki bir operasyon konusunda hükümete yeşil ışık yakıyor. 17/25 aralığın seneidevriyesini bile artık pek hatırlayamadığımızı düşünecek olursak muhalefetten ne beklenebilir bilemiyoruz, hali pür melaliz.
Süleyman Güzel
*Sözün gerçekliği belirsiz olmakla birlikte tespitsel bir gerçekliği muhakkaktır ve çoğunluğu çocuk yaşta sayılacak genç erkek olan yaklaşık yarım milyon Alman hayatını kaybetmiştir.