Çocuklara ve gençlere yönelik cinsel şiddet, “istismar çeteleri”nden daha geniş bir sorundur; kökleri sınıflı toplumda ailenin işleyiş biçimine dayanır.
Sağ, destek tabanını oluşturmak için “istismar çeteleri” konusundaki gerçek öfkeyi kullanmaktadır. Ancak eğer bir çocuksanız, size tecavüz etme ihtimali en yüksek olan kişi yerel taksi şoförünüz ya da dışarıdan yemek getiren bir görevli değildir. Babanızdır.
Bu istismar gerçekleştiğinde muhtemelen rapor edilmeyecek ve yerel yetkililer tarafından fark edilmesi de pek mümkün olmayacaktır.
Bu, 2023’ün Eylül ayında ailedeki cinsel istismarla ilgili bir rapor yayınlayan Çocuk Cinsel İstismarı Uzmanlık Merkezi düşünce kuruluşundan gelen yıkıcı bir öngörüdür.
Rapor, aile içi çocuk cinsel istismarının (ÇCİ) “İngiltere ve Galler’de polise bildirilen tüm cinsel suçların neredeyse yarısını oluşturduğunu” ortaya koymuştur. Ancak bu tür istismarların genellikle yetkililere bildirilmemesi, ÇCİ’nin gerçek boyutunun tespit edilmesini zorlaştırmaktadır.
“Rapora göre her on çocuktan biri, kızların yüzde 15‘i ve erkeklerin yüzde 5’i, 16 yaşından önce bir tür cinsel istismara maruz kalmaktadır.
“İçerdiği kandırma, yaftalama ve örtbas etme nedeniyle özellikle travmatik olabilir. İstismara uğrayanlar için bu durum kötü fiziksel ve ruhsal sağlık, daha düşük gelir, ilişki zorlukları ve yaşam boyunca yeniden mağduriyetle bağlantılıdır.”
Bir anket, bir ebeveyn ya da ebeveyn figüründen tecavüz ya da penetratif cinsel istismara maruz kalan katılımcıların yüzde 64’ünün o sırada bunu ifşa etmediğini göstermiştir.
Bu, yüksek profilli çocuk cinsel istismarı (ÇCİ) vakalarının gerçek dehşetinden faydalanmak isteyen sağcılar ve ırkçılar tarafından çizilen resim değildir. Irkçı nefretlerini ilerletmek amacıyla istismarın yapısı hakkında yalanlar yaymaktadırlar.
Sonuç olarak ÇCİ’nin neye benzediğini, kimler tarafından ve nasıl gerçekleştirildiğini anlamak artık her zamankinden daha önemli.
ÇCİ, çocukların ve gençlerin erkekler tarafından kandırıldığı ve daha sonra genellikle para ya da sigara veya yiyecek gibi şeyler karşılığında onlara tecavüz edildiği istismar biçimidir.
Bazı mağdurlara, bir manipülasyon ve zorlama yöntemi ile rızaya dayalı bir ilişki içinde olduklarına inandırıldıktan sonra sevgi ve ilgi vaat edilmektedir. Birçok mağdur, yetişkinliğe ulaşana kadar yaşadıklarının ÇCİ olduğunu bile anlamamaktadır.
Her ÇCİ vakası, toplumumuzdaki en savunmasız gençlerden bazılarının kasıtlı olarak hedef alındığı zulüm ve şiddetle şekillenir.
Ancak bu genç kadınlar sadece saldırganlarının elindeki şiddetin kurbanı değildir. Kendilerini koruması gereken makamlar tarafından sürekli küçümsenmekte, reddedilmekte ve bazen de suçlu ilan edilmektedirler.
Mağdurlara çoğunlukla inanılmıyor çünkü cinsel şiddet ve istismar toplumda yeterince ciddiye alınmıyor. Ancak, mağdur çocuklar ve özellikle de yoksul çocuklar olduğunda, bu durum onların normalden daha fazla göz ardı edilmesi anlamına gelmektedir.
Kiliselerden genç suçlularla ilgilenen kurumlara, bakım evlerinden yatılı okullara kadar, çocuk istismarı tekrar eden bir olgudur. Bu ortamlardaki hiyerarşik kültürler, istismar ve tacizden şikayetçi olan insanların göz ardı edilmesini kolaylaştırmaktadır. Ve bu ortamlar, tehlikeli yetişkinlerin sözde çocuklarla ilgilenmek için güvenilir mevkilere yerleştirildiği, fakat bu mevki ve yetkiyi istismar için bir fırsat olarak kullandığı ortamlardır.
Çocukların göz ardı edildiği ve görmezden gelindiği tekrarlanan vakalar, gençlerin kendi başlarına birer insan olarak ciddiye alınmadıklarını da gösteriyor.
Çocuklara her zaman kendi hayat zenginliğine, deneyimlerine ve zorluklara sahip birer birey olarak davranılmamaktadır.
Çoğu zaman sadece ebeveynlerinin ayaklı birer kopyası veya topluluklarının temsilcileri olarak görülmektedirler.
Bu durum kısmen yasalara da yansımaktadır. Örneğin, çocuklar fiziksel şiddete karşı yetişkinlerden daha az yasal savunmaya sahiptir. İngiltere’de ebeveynlerin çocuklarını tokatlamaları “makul bir ceza” olarak görüldüğü takdirde yasaldır.
Ayrıca, anne ve babanın izin vermesi halinde, dadı veya çocuk bakıcısı gibi ebeveynlerden ayrı olarak çalışan bir çocuk bakım görevlisinin de çocukları tokatlaması yasaldır.
Kapitalizm altında evin istismar için neden bu kadar uygun bir zemin hazırlamasının özel bir bağlamı vardır. Kapitalist çekirdek aile sadece daha geniş bir sistemin ürünü değildir, aynı zamanda bu sistemin pekiştirilmesinde de önemli bir rol oynar.
Aile aracılığıyla çocuklara herkesten önce ebeveynlerine güvenmeleri ve daha genel olarak yetişkinlere itaat etmeleri öğretilir.
Aile içi yaşamı saran ve gizleyen bir mahremiyet bulutu vardır. “Kanın sudan daha kalın oluşunun” ve ‘kolun kırılsa da yen içinde kalmasının” önemli olduğu düşüncesi hakimdir.
Temel insani ihtiyaçlarımızın çoğu aile aracılığıyla karşılanır – yemek ve uyku ihtiyacı, insani etkileşim ve güvenlik ihtiyacı. Bize ailevi ve romantik ilişkilere diğer tüm akrabalık veya bağlantı türlerinden daha fazla öncelik vermemiz öğretilir. Ve çoğu zaman bu olumlu bir deneyimdir ve aile üyelerimiz zor ve saldırgan bir dünyada bize destek olurlar.
İşçi sınıfındaki herkes kapitalizm altındaki eziyet çekmekten bitap düşmüştür. Ancak sonuç olarak, insanlar – birbirlerini sevenler bile – birbirlerine kötü davranabilirler.
Bunun nedeni kısmen, aile deneyiminin bizim beklediğimiz idealle örtüşmemesidir. Bize, insanoğlunun ihtiyaç duyduğu sevgi, tatmin ve bağlantıyı ebeveynlerimiz, eşlerimiz ve çocuklarımızla birlikte bulacağımız söylenir.
Ve günümüzde aileler sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere yönelik saldırılar nedeniyle giderek artan bir baskı altında.
Eğer tüm bunlar doğruysa, yani aile yaşamı son derece tehlikeli olabiliyorsa, neden kimse bir şey yapmıyor? Cevap basit: Çekirdek aile birimi bir bütün olarak kapitalizm için çok faydalı.
İnsanların istismara uğrama olasılığının en yüksek olduğu yer aile ortamıdır – ama aynı zamanda toplumda en çok bakım hizmetinin verildiği araçtır. Bu da çoğunlukla yemek pişirme, temizlik ve bakım yükünü omuzlayan kadınlar tarafından gerçekleştirilmektedir.
Bunu neredeyse hiç devlet yardımı almadan, çoğunlukla ücretsiz olarak yapıyorlar.
Egemen sınıf, herkesin -özellikle de gençlerin, yaşlıların, hastaların ya da engellilerin- bakımını tek tek kadınlara ihale ederek, her türlü mali sorumluluktan elini eteğini çekmektedir. Bir bütün olarak kapitalist sınıfın, insan ilişkilerini bozsa ve bireyleri tehlikeye atsa bile, aile ilişkilerini olduğu gibi sürdürmekte çıkarı vardır.
Aileyi eleştirilerden korumak isterler çünkü aile insanları genel olarak sağlıklı, eğitimli ve sosyal tutmak için son derece etkili bir mekanizmadır.
Bu nedenle, egemen sınıf ideolojisinin aktarılmasında hayati bir rol oynar.
Kapitalizm altındaki insan toplumu iyi ilişkileri teşvik edecek şekilde düzenlenmemiştir. Bunun yerine, aile yaşamı yetişkinleri sömürmek ve çocuklara en ucuz şekilde bakmak üzere örgütlenmiştir.
Her ailenin kendi başına izole bir birim olduğunda ısrar eden ideoloji, ebeveynlerin yüksek standartlarda bakım sağlayacak kaynaklara sahip olamasalar bile çocukları için tüm sorumluluğu kabul etmeye zorlandıkları anlamına gelir.
Özel aile biriminin her türlü eleştirinin üstünde olduğu düşünüldüğünden, insanlar çoğu zaman neredeyse hiç fark edilmeyen korkunç şeyler yapabilmektedir.
Günümüzde devlet, aile kurumunun desteklenmesinde, bu kuruma değer vermenin ötesine geçen karmaşık ama kritik bir role sahiptir. Devlet, evlilik, boşanma, mülk sahipliği ve benzeri hususlarda mevzuat yoluyla doğrudan müdahalede bulunmaktadır. Ancak bunu daha dolaylı bir şekilde, aile ideolojisini güçlendirerek de yapar.
Bu nedenle politikacılar düzenli olarak “aile değerleri ‘nin önemini vurgulamakta ve ’çalışkan aileleri” desteklediklerini iddia etmektedirler.
Neredeyse her koşulda aileyi bir arada tutan bu ideoloji, çocukları bilfiil tehlikeye atabilmektedir.
Bu da ÇCİ’nin aile yuvasında yeşermesi için uygun bir zemin hazırlamaktadır.
İşte bu bağlamda milyarder Elon Musk ve Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch, ÇCİ skandalları üzerinden ırkçılığı körüklerken istismarı yanlış tanımlıyorlar.
Bu arada, evde istismara uğrayan çocuklar için durum daha da kötüye gitmektedir. ÇCİ Uzmanlık Merkezi, “Aile ortamında çocuk cinsel istismarına maruz kalan her sekiz mağdurdan yalnızca birinin yasal makamların dikkatini çektiği tahmin edilmektedir,” demektedir.
Raporda çocukları tehlikeye atan bir faktörün, yerel makamların aile dışındaki diğer istismar türlerine nasıl yaklaştıkları da açıklanmaktadır.
Şiddet uygulayan bireylerin eylemlerini kınarken, insanların neden ve nasıl bu şekilde davrandıklarına dair daha geniş bir yapısal analize dayanmak mümkün ve gerçekten de bu gereklidir.
Aile içi istismar gerçeğini, kapitalist sistem içerisinde neden bu şekle büründüğünü sorgulamadan anlamak da mümkün değildir.
Sarah Bates
(Socialist Worker’daki orijinalinden Bahan Gönce çevirdi.)
