Göçmenlerin Gündemi (18 Haziran – 24 Haziran)

18 Haziran – Antep’teki “mülteci” açıklamasına tepki: “Mültecileri hedef almak sermayenin lehine olur”

Gaziantep’te 41 STK, şehirde yaşayan geçici koruma altındaki Suriyelilere dair bir açıklama yayımladı. Mültecilere karşı yapılan açıklamaya BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen sert tepki gösterdi.

Bildirinin yayımlanmasının ardından Evrensel’e konuşan Birleşik Tekstil, Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası Genel Başkanı Mehmet Türkmen özellikle Gaziantep’te yaptıkları çalışmalara dikkat çekerek, “Orta ölçekli patronlar ve meslek örgütlerinin yan yana gelmesi çelişkileri olan bir metin ortaya çıkarmış” dedi.

 “Gaziantep’te özellikle kayıtsız mülteci işçi sayısı oldukça fazla. Örneğin imalat sanayinin yoğun olduğu Ünaldı’da 15 bin ila 20 bin arası işçinin çalıştığını tahmin ediyoruz. Çocuk işçiler de dahil olmak üzere çalışanların yaklaşık yüzde 70’i kayıtsız, güvencesiz çalışan Suriyeliler” diyen Türkmen, büyük patronların mülteci işçilerin varlığından memnun olduklarını söyledi.

“Burada daha orta sınıf patronların da yer aldığı açıklamada özellikle rahatsız olunan mesele Suriyeli işçi nüfusunun belli alanlarda artması ve bu işçilerin örgütlenmesi üzerine. İstiyorlar ki işçiler çok ucuza çalıştırılıp susun” diyen Türkmen özellikle artan ihracatlarda mülteci işçi emeğinin fazla olduğuna dikkat çekti.

Sosyal yardımlar konusu tüm emekçilerin meselesidir

Sosyal yardımlar üzerinden yer alan ifadeleri eleştiren Türkmen “Bu açıklamada sadece Suriyeliler değil tüm halkımızı ilgilendirecek sosyal yardımlar meselesi özellikle bu metne imza atan demokratik kitle örgütleri ve sendikalar açısından talihsiz olmuştur. Mehmet Şimşek’in öncülüğünde uygulanan ‘kemer sıkma’ programları özellikle işsizliğin bu denli artması halkı sosyal yardımlara mahkûm etmiştir. Bir alternatif sunmadan, iktidarı eleştirmeden yer alan ‘hükümetimizin sosyal bir devlet olma anlayışı ile yaptığı destekler insanları çalışmaktan imtina eder hale getirmiştir’ ifadesi özellikle imzalayan meslek odaları ve sendikalar açısından sorumsuzca bir yaklaşım olmuştur” dedi. Mültecilere asgari düzeyde yapılan ödemelerin halkın ve iktidarın cebinden değil aslında AB ile yapılan anlaşmalarda alınan ödeneklerden karşılandığını söyleyen Türkmen, “Türkiye’yi göçmen deposuna dönüştüren AKP ve elbet AB’nin göç politikaları. Yüksek ödeneklerle Türkiye’yi göçmen deposuna dönüştürüyorlar, ancak zaten Suriyeliler yapılan ödemelerin çok az miktarından yararlanıyor” dedi.

İktidar AB’nin kapı bekçiliğini yapıyor

Açıklamanın mahiyetinin özellikle Gaziantep halkı için faydadan ziyade iktidar ve sermaye güçlerinin ekmeğine yağ sürdüğünü söyleyen Türkmen, “Göçmen ve mülteciler meselesi elbet belirli sorunlar yaratıyor. Ancak böylesi açıklamalar sadece biriken öfkeyi yanlış yere kanalize ediyor. Bu metinde iktidara ve politikalarına dair neredeyse söylenen hiçbir şey yok. AKP’nin savaş politikalarının sonucu artan göç dalgaları ve öte yandan AB ile Geri Kabul Anlaşması gibi yaptığı anlaşmalarla emperyalistler için kapı bekçiliği yapan AKP yaşanan tablonun asıl sorumlusu. Bunun dışında toplumda mültecilere yönelik öfkeyi arttıran her türlü açıklama toplumun yararına değil sermayenin ekmeğine yağ sürmek olur” dedi.

Ne olmuştu?

Gaziantep Kulübü Alleben toplantıları kapsamında 41 kurum ve kuruluş mültecilere karşı açıklama yayımladı.

“Şehrimizde değişen Nüfus Yapısı ve Etkileri” başlıklı toplantıda patronların kulüpleri, vakıfları ve kurumlarının yanı sıra meslek örgüt odalarının yer alması dikkat çekti. Yapılan açıklamada “Gaziantep’te yaşam; yerli nüfus için gittikçe çekilmez hale gelmektedir. Yolda, toplu ulaşım araçlarında, parkta, evde, işte çevreyle uyumlu olamamakta, kendi kültürlerini, alışkanlıklarını olduğu gibi sürdürmekte ve biz Gazianteplilerin yaşam alanını daraltmaktadırlar” ibareleri yer aldı.

“Milli servetimizden önemli bir pay almaktadırlar” denilen açıklamada Suriyeli işçi ve mültecilerin durumuna ilişkin “2023 yılı itibari ile Gaziantep’te ticaret ve üretim sektörlerinde faaliyet gösteren 5 binin üzerinde Suriyeli firma bulunmaktadır… Geçici koruma altındaki çok sayıda Suriyeli ise kayıtlı ve çoğunlukla kayıtsız işgücü olarak iş hayatına katılmaktadırlar. Suriyeliler birçok iş kolunda daha uygun koşullarda istihdam edilmektedirler. Ekonomiye işgücü bağlamında yaptıkları katkı önemli olmakla birlikte giderek yapısal sorunlara yol açacakları aşikardır. Suriyelilerin yaygınlaştığı işlerde, bu defa da toplu hareket etme, kendi isteklerini dayatma durumları ile karşılaşılmaktadır” iddiaları yer aldı.

Haberin ayrıntısı için aşağıdaki linki tıklayınız:

https://www.evrensel.net/haber/521276/antepteki-multeci-aciklamasina-tepki-multecileri-hedef-almak-sermayenin-lehine-olur

18 Haziran – Görgü tanıklarına göre, Yunan sahil güvenliği göçmenleri denize atarak ölümlerine neden oldu

Görgü tanıkları, Yunan sahil güvenliğinin üç yıl içinde Akdeniz’de çok sayıda göçmenin ölümünden sorumlu olduğunu, göçmenlerden dokuzunun kasıtlı olarak denize atıldığını söylüyor.

BBC’nin analizi, bu dokuz kişinin, Yunan karasularından çıkarılmaları ya da Yunan adalarına ulaştıktan sonra tekrar denize açılmaları sonucu öldükleri iddia edilen 40’tan fazla kişi arasında olduğunu ortaya çıkardı.

BBC’nin “Dead Calm: Killing in the Med?” (Ölüm Kadar Sakin: Akdeniz’de Öldürmek?) adlı yeni belgeseli için araştırmalarımız net bir model ortaya koydu.

Vakaların beşinde göçmenler, Yunan makamları tarafından doğrudan denize atıldıklarını söylediler. Bu vakaların dördü, Yunan adalarına çıktıklarını ama avlandıklarını anlattılar.

Diğer birçok olayda göçmenler, motorsuz şişirilebilir lastik botlara bindirildiklerini ve daha sonra bunların havasının indiğini veya delinmiş olabileceklerini söylediler.

En tüyler ürpertici ifadelerden biri, Eylül 2021’de Sisam adasına ayak bastıktan sonra Yunan yetkililer tarafından avlandığını söyleyen Kamerunlu bir adama aitti.

Görüştüğümüz tüm kişiler gibi o da, sığınmacı olarak Yunanistan topraklarında kaydolmayı planladığını söyledi.

“Biz limana zar zor yanaştık, polis arkamızdan geldi. Siyah kıyafetli iki polis, sivil kıyafetli üç polis daha vardı. Maskeliydiler, sadece gözleri görülebiliyordu.”

Kendisi ve diğer iki kişi (biri Kamerun’dan, diğeri Fildişi Sahili’nden) bir Yunan sahil güvenlik botuna nakledildiler ve orada olaylar korkunç bir hal aldı:

“Kamerunluyla başladılar. Onu denize attılar. Fildişi Sahili’nden gelen adam ‘Kurtarın beni, ölmek istemiyorum’ dedi. Sonunda sadece eli suyun üstünde kaldı. Vücudu suyun altındaydı. Eli yavaş yavaş kaydı, su onu yuttu.”

Görüştüğümüz kişi kendisini kaçıranların onu dövdüğünü söylüyor:

“Başıma yumruklar yağıyordu. Sanki bir hayvanı yumruklar gibi” dedi.

Daha sonra onu da can yeleği olmadan suya ittiklerini söylüyor. Kıyıya kadar yüzebilmiş ancak diğer iki kişinin (Sidy Keita ve Didier Martial Kouamou Nana) cansız bedenleri Türkiye’de kıyı şeridinde bulundu.

Haberin devamı aşağıdaki adreste:

https://www.bbc.com/turkce/articles/c722yqyv51jo

18 Haziran – Savaşlar göçmenliği tırmandırıyor

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) dünya genelinde mülteci sayısının Nisan ayı sonunda 120 milyona ulaştığını açıkladı. UNHCR yeni verileri 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nün hemen öncesinde açıkladı.

Savaş ve şiddetin küresel ölçekte tırmanması ve doğal afetlerin artmasıyla birlikte, ülkelerinden kaçan ya da kaçmak zorunda kalan insanların sayısı 2023 yılı sonunda 117,3 milyonu bulmuştu.

Kuruluş, bu yılın ilk dört ayında yeni zorla yerinden edilme rakamlarının da eklenmesiyle sayının 120 milyona ulaştığını tahmin ediyor. Mülteci sayısı, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) kayıt tutmaya başlamasından bu yana en yüksek orana ulaştı.

Zorla yerinden edilenlerin yaklaşık yüzde 40’ını çocuklar oluşturuyor.

Her 69 kişiden biri ya da tüm dünya nüfusunun yüzde 1,5’i şu anda zorla yerinden edilmiş durumda. On yıl önce yerinden edilenlerin toplam nüfusa oranı her 125 kişiden 1’iydi. Yani on yılda neredeyse iki kat bir artış söz konusu.

Mülteciler nerelerden kaçıyor?

Rapora göre 2023’te mültecilerin yüzde 73’ü sadece beş ülkeden geldi: Afganistan, Suriye, Venezuela, Ukrayna ve Sudan.

Suriye, 12 yıldır süren iç savaş nedeniyle 2023 yılı sonuna kadar ülke içinde ve dışında zorla yerinden edilen 13,8 milyon kişi ile dünyanın en büyük yerinden edilme krizinin merkezi olmaya devam ediyor. Bu kişilerin 6,4 milyonu ülke dışına göç etti.

Afganistan’da 6,4 milyon kişi, Taliban’ın 2021’de yönetimi ele geçirmesinin ardından daha iyi bir yaşam arayışıyla Afganistan’dan kaçtı.

Bunları Venezuela (6,1 milyon mülteci) ve Ukrayna (6 milyon mülteci) takip ediyor.

Küresel rakamlardaki bu yılki artış esas olarak Sudan’daki iç savaştan kaynaklandı. 2023 yılı sonuna kadar bu ülkede yaklaşık 11 milyon Sudanlı yerinden edildi.

İspanya kıyılarında günde 33 göçmen ölüyor

2024 yılının başından bu yana İspanya’nın Akdeniz ve Atlas Okyanusu kıyılarında 5 bin 45 göçmen hayatını kaybetti.

İspanyol sivil örgütü Caminando Fronteras’e göre yılbaşından bu yana İspanya’ya ulaşmayı hedefleyen göçmenlerin günlük ortalama ölüm sayısı 33 kişi. Ölümlerin çoğu Batı Afrika ve Kanarya Adaları arasında oldu. Bu rotada 4 bin 808 kişi hayatını kaybetti. Diğer rotalarda ise Cezayir’den Balear Adaları’na, Doğu İspanya’ya kadar 175 kişi, Alboran Denizi’nde 47 kişi ve Cebelitarık Boğazı’nda 24 kişi öldü.

19 Haziran – Yunanistan’da muhalefet BBC’nin göçmen ölümleriyle ilgili haberi sonrası soruşturma istedi

Yunanistan’da ana muhalafet partisi Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA), BBC’ye konuşan görgü tanıklarının Yunan sahil güvenliğinin 3 yılda çok sayıda göçmenin ölümüne neden olduğunu söylemesi sonrası soruşturma talep etti.

Görgü tanıkları 9 göçmenin kasıtlı olarak suya atıldıklarını söylemişti.

SYRIZA’nın göçmen politikalarından sorumlu yetkilisi Giorgos Psychogios, “Derinlemesine bir soruşturma talep ediyoruz. Yanıt verilmesini talep ediyoruz. Hesap verilmesini talep ediyoruz. Bu nedenle soruşturma istiyoruz” dedi.

BBC’ye konuşan Psychogios, “İnsan hayatını önemsiyoruz. Can kaybına alışamayız” ifadelerini kullandı.

Psychogios ayrıca partisinin yıllardır, çeşitli uluslararası kuruluşların raporları sonrası, sahil güvenlikle ilgili olarak şeffaf bir tavır takınılması çağrısı yaptıklarını hatırlattı.

SYRIZA yetkilisi hükümeti de partisi için sordukları sorular nedeniyle “Yunan karşıtı”, “Erdoğan’ın temsilcileri” ve “provokatörler” gibi ifadeler kullanmakla suçladı.

Bir diğer muhalefet partisi Panhelenik Sosyalist Hareket (PASOK) de BBC’de yayımlanan haberin sahil güvenliğin “olası yasa dışı eylemlere ilişkin olarak makul düzeyde endişeye neden olduğunu” vurguladı.

Partinin milletvekillerinden Athanasios Glavinas, “Yetkililerin yanıtlarını bekliyoruz. İnsan hayatına ve değerlerine saygı tartışılamaz” dedi.

https://www.bbc.com/turkce/articles/clll74gmqdro

20 Haziran – Emek Partisi: Yerli ve Mültecilerin Ortak Mücadelesini Büyütelim!

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nü, yoksulluğun, savaş ve şiddetin, göç yolunda batan mülteci botlarında ölümlerin arttığı koşullarda karşılıyoruz. Bir yandan emperyalistlerin savaş yatırımları artarken diğer yandan sınırların mültecilere kapatıldığı günlerden geçiyoruz. Sınıra yüksek güvenlikli duvar örmenin çözüm getirmeyeceğini ABD’nin Meksika sınırında gördük. Yaşanan mülteci düşmanlığının sonuçları milliyetçilik ve yabancı düşmanlığı olarak ortaya çıkıyor. Avrupa ülkelerindeki seçim sonuçlarında aşırı sağın ciddi oylar alıyor olmasında mülteci düşmanlığının da etkisi büyük. Bu düşmanlığın emekçilerin çıkarına bir gelişme olmadığı yaşanan yoksulluktan görüldüğü üzere açıktır.

Emek Partisi Dünya Mülteciler Günü açıklaması

Yazının ayrıntısı aşağıdaki adreste:

20 Haziran – 13 kurum tarafından 20 Haziran Dünya Mülteciler günü dolayısıyla basın açıklaması yapıldı

“Sığınma hakkına ve mültecilere yönelik hak ihlallerini durdurun

Enternasyonal Dayanışma grubunun da içinde bulunduğu 13 kurum, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü dolayısıyla, göçmenlerin yaşadığı sorunlarla ilgili basın toplantısı düzenledi.

Siyasi partilerin, hak örgütleri ve mülteci örgütleri temsilcilerinin katıldığı toplantıda, “20 Haziran Dünya Mülteciler Günü: Sığınma hakkına ve mültecilere yönelik hak ihlallerini durdurun” pankartı açıldı. Toplantıda, ortak basın açıklamasını Türkçe olarak Gülseren Yoleri, Arapça Taha Elgazi, Kürtçe Gülnarin Demirel okudu. Yıldız Önen, mülteciler için acil talepleri dile getirdi.

Açıklamada, Birleşmiş Milletlerin 2001’den itibaren 20 Haziran’ı, Dünya Mülteciler Günü olarak anmaya başladığı hatırlatıldı. Geçen 23 yıla rağmen mültecilerin sorunlarının çözülmediği belirtildi. Dünyada sığınma hakkının ve bu bağlamda uluslararası hukukun yok sayıldığı vurgulanarak, mültecilerin her geçen gün daha fazla baskı, sömürü ve hak ihlaline maruz bırakıldıkları kaydedildi. Mültecilere yönelik planlı olarak yayılan yanlış bilgilerle, mültecilerin içinde yaşadığı toplumla çekişmeli hale getirildiği belirtildi. mültecilere yönelik sorunların insan haklarını temel alan bir yaklaşımla çözülmesi talep edildi.

Acil talepler:

  • Mültecilere yönelik hak temelli bir yaklaşımın benimsenmesi,
  • Kadın, çocuk, LGBTİ+ birey, yaşlı ve engellilerin haklara erişimlerini sağlayacak sosyal destek mekanizmalarının kurulması ve acilen işler hale getirilmesi,
  • Mülteci çocuk ve gençlerin anadilde eğitim de dahil eğitim hakkına erişiminin sağlanması, çocuk işçiliğinin önlenmesi,
  • Kız çocuklarının eğitime erişimlerinin kolaylaştırılması, erken yaşta evlendirilmelerinin önlenmesi için tedbirler alınması,
  • Anne ve çocuk ölümlerindeki ciddi tablo da göz önünde bulundurularak, özellikle anne, çocuk, yaşlı ve kronik hastalığı olanların sağlık ve bakım hizmetlerine tam erişiminin sağlanması,
  • Kayıt dışı çalışmanın yarattığı ağır sömürünün önlenmesi için çalışma izni uygulamasının kolaylaştırılması,
  • Medyada ve siyasette daha da öne çıkan ve ırkçı saldırıları motive eden mültecilerle ilgili ayrımcı söylemlerden vazgeçilmesi, önleyici tedbir alınması,
  • Nefret saldırılarının durdurulması, karşımıza çıkan cezasızlık uygulamasına son verilmesi,
  • 1951 Cenevre sözleşmesine 1967 de konulan coğrafi çekincenin kaldırılması, ülke içinde ve dışında serbest dolaşım ve yerleşim hakkının sağlanması,
  • AB- Türkiye arasındaki Geri Kabul Anlaşması ve mültecilik hakkına tehdit oluşturan tüm ikili anlaşmaların geri çekilmesi, Frontex uygulamasının denetlenmesi ve yakın izlemeye alınması,
  • Sınırlar açılarak insan kaçakçılığının önlenmesi,
  • Mültecileri sınırdan geçmek için yasadışı- tehlikeli yollara sevk eden politika ve söylemlerden vazgeçilmesi,
  • BMMYK’nın uluslararası koruma başvuruları konusunda Türkiye’de yeniden aktif faaliyet göstermesi,
  • Göç İdaresinin uluslararası koruma ve ikamet başvurularının alınması başta olmak üzere mültecilerin taleplerini karşılayacak güven verici, keyfiyetten uzak, mültecilerin erişimini kolaylaştıran bir sistem kurması,
  • Suriyelilere uluslararası koruma başvurusunda bulunma yolunun açılması,
  • Sınırdışı ve Geri İtme gibi “Geri Gönderme Yasağı”na aykırı uygulamaların durdurulması,
  • Geri Gönderme Merkezlerinde( GGM) insani tutulma koşullarının sağlanmasından öte, idari gözetim uygulaması ve mültecilerin bu merkezlerde tutulmasına son verilmesi, GGM’lerin kapatılması,
  • Eğitim, sağlık, barınma ve çalışma gibi temel haklar bakımından vatandaşlarla eşit hakların sağlanması,
  • Kadın ve çocuklara yönelik istismar ve şiddeti önleyici, kadın ve çocukları koruyucu etkin mekanizmaların hayata geçirilmesi,
  • Dil ve maddi imkan sorunları da gözetilerek adalete erişim ve hukukun korumasından yararlanma konusunda eşitlik ve yeterli imkân sağlanması,
  • Mültecilere kendi dillerinde ücretsiz hizmet sunacak, kolay ulaşılabilir resmi danışma merkezlerinin kurulması,
  • Mültecilere dair politikalar belirlenirken, mültecilerin ve alanda çalışan sivil örgütlerin görüş ve önerilerinin etkin değerlendirilmesi,
  • Uzun süre Türkiye’de yaşayan ve geri dönmesi savaş ve sonraya etkilerinin neden olduğu koşullar çerçevesinde mümkün görünmeyen mültecilere vatandaşlık verilmesi için acil adımlar atılsın.

Açıklamada imzası bulunan kurumlar

  • İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
  • Enternasyonal Dayanışma
  • Sınırsız Dayanışma
  • Irkçılığa Karşı Dayanışma
  • JİNEPS gazetesi
  • Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İstanbul Şubesi
  • Göç İzleme Derneği
  • Özgürlük İçin Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi
  • BARG Araştırma Merkezi
  • Uluslararası Mülteci Araştırmaları Merkezi
  • DEM Parti Mülteci Hakları Komisyonu
  • Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi
  • Yeşil Sol Parti Mültecilerle Dayanışma Çalışma Grubu”

Haberin ayrıntısı aşağıdaki adreslerde:

https://www.evrensel.net/haber/521384/ihd-dunyadaki-her-69-kisiden-biri-multeci

https://hertaraf.com/haber-siginma-hakkina-ve-multecilere-yonelik-hak-ihlallerini-durdurun-13311

20 Haziran – Bir çocuğun Suriye’den Avrupa’ya 10 yıl süren yolculuğu

Halil, Suriye’yi terk ettiğinde yalnızca altı yaşındaydı; her gün çatışmaların yaşandığı ülkeyi felce uğratan iç savaş doruğa ulaşmıştı.

Suriye’nin batısındaki Humus’ta, taksici babası, annesi ve iki küçük kız kardeşiyle birlikte yaşıyordu. Çatışmalardan önce, 1,5 milyon nüfusuyla Suriye’nin en büyük üçüncü kenti olan Humus, 2011’de Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı protestoların kilit noktalarından biri olmuştu.

Halil, “Köyüm iki dağın arasındaydı ve her gece çatışmalar yaşanıyordu” diyor; “Askerler ve isyancılar birbirlerine saldırdıklarında silahlarının namlusundan çıkan ateşi ve ışığı görebiliyordum. Çok korkuyordum.”

Suriye’nin üçüncü büyük şehri Humus, Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı ayaklanmada önemli noktalardan biri olmuştu. 2015 sonunda muhaliflerin Humus’u terk etmesiyle kent hükümet güçlerinin kontrolüne geçti.

Ayaklanmalar sırasında neredeyse tüm barışçıl muhalefet faaliyetlerini suç sayan ‘terörle mücadele yasası’ uyarınca, on binlerce kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Halil’in babası İbrahim de vardı. Halil, “Hükümet onu hapse attı. Çıktığında (ailece) çok fazla şeye göğüs germek zorunda kaldık. Bu yüzden Suriye’den ayrılmaya karar verdik” diyor.

Mülteci bir çocuk olarak on yıl sürecek yolculuğu da böyle başladı.

Yazının devamı aşağıdaki adreste:

https://www.bbc.com/turkce/articles/c511m7prngeo

21 Haziran – Mülteci ölümleri devam ediyor (Enternasyonal Dayanışma)

Akdeniz’deki iki göçmen teknesi faciasında 11 kişi öldü, 26’sı çocuk 60’tan fazla kişi kayıp. Kayıplarla ilgili umut verici açıklama yok. Onlarca kişinin suya gömüldüğü iki tekneden birinin 8 gün önce Türkiye’den hareket ettiği belirtildi.

Birinci faciada, Alman kurtarma kuruluşu RESQSHIP, batan bir ahşap tekneden 2’si bilinçsiz olmak üzere 51 kişiyi kurtardığını, alt güvertede sıkışıp kalmış 10 ceset bulduğunu duyurdu. Bu kişilerin yolculuk sırasında egzoz gazından zehirlenerek hayatını kaybetmiş olabilecekleri belirtildi. Göçmenler, Suriye, Mısır, Pakistan ve Bangladeş’ten geliyordu ve tekneye Libya’dan binmişti.

Bazıları birkaç aylık bebek

İkinci göçmen faciası, İtalya’nın Kalabriya bölgesinin yaklaşık 200 km doğusunda gerçekleşti. 8 gün önce Türkiye’den yola çıkan teknenin devrilmesi sonucu 26’sı çocuk 60’dan fazla kişi denizde kayboldu. Kurtarılan 12 kişinin Kalabriya’nın Roccella Ionica kasabasına götürüldüğü, içlerinden bir kadının karaya çıktıktan sonra öldüğü belirtildi.

Orta Akdeniz’de her yıl ortalama 2 bin 300 kişi ölüyor

BM’ye bağlı Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) verdiği bilgiye göre Orta Akdeniz’de 2014’ten bu yana 23 bin 500’den fazla göçmen öldü ya da kayboldu. Orta Akdeniz dünyanın en tehlikeli göç rotalarından biri konumunda.

Kuzey Afrika kıyılarından denize açılan ve sonra yardım çağrısı yapan göçmenleri, bu güzergahta Avrupa devletlerinin görevlileri yerine genellikle Avrupa menşeli STK’ler kurtarıyor. Ancak AB ülkelerinin “güvenli liman” vermemesinden ötürü zaman zaman kurtardıkları göçmenleri tahliye etmekte güçlük çeken STK’ler, geçen yıldan bu yana İtalya’daki son yasal düzenlemeler nedeniyle faaliyetlerini gerçekleştirmede daha fazla zorlukla karşılaşıyor.

21 Haziran – Mazlumder Ankara Şubesi: SIĞINMA İNSAN HAKKIDIR

20 Haziran Mülteciler Günü’nde, bir kez daha, sığınmanın insan hakkı olduğunu hatırlatıyoruz.

Savaş, çatışma veya zulüm nedeniyle, bazen iklim şartları, bazen kuraklık ve bazen de ekonomik nedenlerle insanlar, ülkelerinden ayrılmak zorunda kalabiliyor. Dünyada zorla yerinden edilmiş insanların toplam sayısı ilk kez 100 milyonun üzerine çıkmış durumdadır. Dünya Mülteciler Günü, mültecilerin içinde bulundukları duruma karşı empati geliştirmek ve hayatlarını yeniden inşa etmeleri konusunda ve hayata yeniden tutunmaları için bize bir fırsat sunmaktadır.

Zorda kalmış insanları anlamak sorunlarına ilgi göstermek insan olmamızın bir gereğidir.

https://www.instagram.com/p/C8c-VKxCbqZ/?igsh=MXZuYXI5bjlpcnBwbg%3D%3D

24 Haziran – Göç Kan Dolaşımıdır, Göçmen Oksijendir – Bahadır Kurbanoğlu (Perspektif)

Her ne kadar resmî ideolojik endoktrinasyonun verdiği zararlarla malul bir siyaset ve toplum yapısına sahip olsak da, başka konularda olduğu gibi göç politikaları konusunda da üretilecek doğru politikalar/yönetim ve bunların sağlayacağı ahlaki üstünlük zemini sayesinde toplumu bu hastalığın pençesinden kurtarmak ve sorunlara ‘merhamet ve fayda’ eşliğinde bakmasını sağlamak mümkündür.

Göç Kan Dolaşımıdır, Göçmen Oksijendir – BAHADIR KURBANOĞLU (perspektif.online)

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…