Göçmenlerle dayanışmak işçi sınıfının çıkarınadır

Farklı uluslardan işçilerin, farklı uluslardan patronlara karşı çıkarları ortaktır. İşçi hareketleri bu yüzden tarih boyunca enternasyonalist olmuştur. Türkiye’deki milyonlarca göçmen işçi düşmanımız değil, egemen sınıfa karşı vereceğimiz mücadelenin parçası ve müttefikidir.

Kayseri’de Suriyelilerin iş yerleri, araçları ve evlerine yönelik saldırılar yapılmasının ardından dün gece de Hatay, Gaziantep, Konya, Urfa gibi pek çok kentte benzer görüntüler ortaya çıktı.

Ülkesindeki savaştan kaçarak Türkiye’ye gelen ve burada yaşamak zorunda kalan Suriyeliler, sürekli düşman ilan edilmektedir. İşsizliğin, hayat pahalılığının, zamların neredeyse her kötülüğün sorumlusu olarak gösterilmekte ve hedefe konulmaktadır.

Irkçı ve milliyetçi politikalar sürdüren siyasi partiler, seçim stratejilerini göçmen düşmanlığı üzerine kurarak, oy devşirmek uğruna linç kültürünü beslemektedir. Suriyeli ve farklı milliyetlerden göçmenler aynı zamanda sermaye için ucuz ve güvencesiz emek olarak fabrikalarda, izbe atölyelerde en ağır işlerde çalıştırılmaktadır.

İstanbul’da, İzmir’de üzerlerine kapılar kapatılarak, atölyelerde ve fabrikalarda yanarak hayatlarını kaybeden göçmenler oldu. Daha geçtiğimiz Mayıs ayında davası görülen, Afganistanlı Nourtani örneğinde olduğu gibi mülteciler yakılarak öldürüldü.

İşçi sınıfının patronlara karşı birleşik mücadelesi önemlidir. Patronları değil göçmenleri suçlayan bir işçi sınıfı kurtuluşunu sağlayamaz, hak mücadelesini bile başaramaz.

Suriyeli göçmenler, bugün hedef hâline getirilen, çok ağır koşullarda, güvencesiz, çok az ücretlerle çalıştırılmaya zorlanan işçilerdir. Türk-İş’in yaptırdığı araştırma sonuçlarına göre Suriyelilerin yüzde 61’i geçimini ücretli çalışarak sağlıyor. Bu da göstermektedir ki Suriyeli işçiler bugün işçi sınıfının önemli bir parçasıdır ve sayıları yakın gelecekte daha da artacaktır.

İşçi hareketinin ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı mücadele etmek dışında bir seçeneği yok

Patronların ve iktidarın enflasyonun yarısını geçmeyen ücret zammı dayatmaları, artan işsizlik ve artan hayat pahalılığı koşullarında işçi hareketinin ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı mücadele etmek dışında bir seçeneği yok. 

Özellikle uygulanmakta olan emek düşmanı ekonomik program nedeniyle işçi-emekçilerdeki hoşnutsuzluk artıyor. Böyle bir süreçte bu tür ırkçı ve milliyetçi kışkırtmalar, emekçilerin tepkilerinin törpülenmesi ve emek düşmanı politikaların üstünün örtülmesi için kullanışlı bir araçtır.

İşsizliğin ve ücretlerin düşmesinin nedeni göçmenler değil, patronlar ve iktidardır. “Suriyeliler gitsin” demek çözüm değildir, patronlar karşısında işçi sınıfı ancak birleşirse güçlüdür.

Arap, Türk, Kürt işçilerinin birlikte mücadele ederek kazandığı saya işçilerinin mücadelesi gibi deneyimleri çoğaltmamız gerekir.  

Hem iktidar hem de patronlar Suriyeli göçmenleri sonuna kadar istismar ediyor. Göçmen işçilerle yoksul işçileri birbirine kırdırarak, içinde bulunduğu ekonomik krizin faturasını emekçilere yıkıyorlar.

Irkçılık ve milliyetçilik işçi sınıfı içinde yapay bölünmelere sebep olur. Esas olan patronlar ve işçiler bölünmesidir. Patronları yenmek için işçilerin enternasyonal birliği gereklidir.

Tüm işçi ve emekçiler olarak, ırkçı ve milliyetçi kışkırtmalara karşı sınıf kardeşliğini savunmaya devam etmeliyiz.

Yazar

You May Also Like

Biz kimiz?

Enternasyonal Dayanışma, işçi sınıfının kolektif ve kitlesel mücadelesiyle dünyanın daha eşit, adil ve özgür bir yere dönüşeceğini savunan…