Her ne kadar Franco’ya nispet edilse ve 3. f’sinin futbol olduğu düşünülse de orjinali Salazar’a ait olan ve Fado (müzik), Fiesta (eğlence) ve Fatima (din) ile ifade edilen bir sözdür. Salazar diktatörlüğünün üç sacayağını temsil eden bu galatı meşhur, konumuz özelinde de futbollu olan yanlış kullanımlı hâliyle bizi ilgilendirmektedir. Gerçi doğrusu ve yanlışı ile de asıl olarak devletin ideolojik aygıtlarının (DİA) bir yansımasıdır.
Özetleyecek olursak: Türkiye’nin Avrupa şampiyonasındaki Avusturya maçında gollerini atan Merih Demiral’in gol sevincini bozkurt işareti yaparak göstermesi sonrasında geniş çaplı tartışmalar yapıldı. Türkiye’nin içinde bulunduğu fiili durumu düşünecek olursak aslında bu nevi provakatif hareketlerin yapılıyor olması pek de enterasan bir durum değil. Ancak bizleri asıl ilgilendiren bu hareket sonrasında çıkan tartışmalarda muhalefet olduğu iddiasında bulunan sözde kanaat önderleri ve özellikle geniş bir kitlenin işaretin tarihinden tutun da de facto kullanım amacına kadar bir sürü kendilerince anlamlı düşünceler ortaya koyduklarını sanması. Ve daha da korkunç olanı ise toplumda bunun karşılığının oldukça geniş şekilde var olduğunun görülmesi idi. Yani Ak Parti iktidarının çeyrek yüzyılda Türkiye’yi getirdiği düzlemin faşizmin nüve hâlini çoktan geçtiği ve bunu dalga geçercesine sözde muhalefet üzerinden rasyonalize ettiğidir.
Bu olayla muhalefet unsurlarının bu çeyrek yüzyılın özellikle son on yılında kitleleri pasifize etmesinin sonuçlarını acıyla deneyimlemiş oluyoruz. İşaretin sahiplerinin yaptığı katliamlar daha hâlâ tazeliğini koruyorken işaretin ve dolayısıyla da sahiplerinin açık seçik şekilde aklandığını görmekteyiz. Birçoğu bot hesap olsa da maalesef Türkiye muhalefetinin kendince örgütlenme yeri olan sosyal medyada işaretin simgeselliği ile aslında bir probleminin olmadığı, salt bir sevincin yansıması olduğu öyle pek de takılmamak gerektiği gibi bir hava ortaya çıktı. Hatta bahsettiğimiz katliamlara maruz kalanların dahi açık açık bunu dile getirir olması DİA’nın nesli nasıl da büyük anlamda dönüştürdüğünü görebiliyoruz. Düşünebiliyor musunuz bozkurt işaretinin siyasallığını açıklama çabamız dahi terörle, vatan hainliği ile eşleştirilebiliyor. Bu hâliyle iktidar ve karşısındaki bir muhalefet teorisinden ziyade iktidar ve sarı muhalefet gerçekliği ile çevrelenmiş bir hâldeyiz. Ve tabi ki bunların tabanlarını oluşturan kitleler ile de…
Bu anlamda nicelik saplantımız olmamakla birlikte nicelik yoksunluğunun da kamuoyu oluşturma nezdinde öneminin bir kez daha farkına varmamız gerekiyor. Biz sosyalistlerin sınıf gerçekliği yerine kimlik, cinsiyet ve yönelim düzlemlerine yaslanmaya çalışmasının on yıllarla ifade edilebilecek çok kısa bir sürede muhalefetsizliği nasıl da ortaya çıkarttığını deneyimliyoruz. En azından ilk aşamada Türkiye ‘öteki’ düzleminin kitlesel yığınları olan Kürtlerin ve özellikle de Alevilerin hafızalarının sürekli taze tutulması gerektiğini bir kez daha şiddetle gözlemliyoruz. Lenin’in deyişi ile “İnsan zihni, maddi dünyayı yansıtmakla kalmaz, onu değiştirir de”.
Süleyman Güzel