AKP-MHP iktidarı Kürt sorununda adım atmak istediğini dillendirmeye başladı. Sözünün değersizliği bir yana, iktidarın atmak istediği adımlar elbette önemlidir. İktidar, değersizleşen söylemini güçlendirmek istiyorsa, önce bu söyleme denk adımlar atmalıdır.
Devlet boyun eğdiremediği için barış teklif etmek zorunda kalıyor
“Yeni çözüm süreci” iktidarın söylemlerine hâkim olan şekliyle, Kürtlere “boyun eğdirilmesi” üzerinden olamaz. Bu süreç “terör” söylemleri ile devam etmemeli. Devlet tam taksine boyun eğdiremediği için barış teklif etmek zorunda kalıyor. Burada sürecin ilerlemesi için güven verici adımlar atması gereken devlet.
Başlangıç olarak, zaten hukuksuz olan başta Selahattin Demirtaş olmak üzere bütün Kürt aktivistlerin tutuklulukları bitirilebilir. Halkın iradesine darbe olan Hakkâri kayyımı uygulamasına son verilebilir. Yaya geçitlerine Kürtçe uyarılar konulmasının engellenmesine son verilebilir. Kürtçe eğitimle ilgili adımlar atılabilir.
Öcalan’ın tecridi acilen kaldırılsın
Abdullah Öcalan’a dönük tecrit, Kürt sorunundan bağımsız değildir, sorunun çözümü için İmralı’daki tecridin kaldırılması ilk adım olmalıdır. 43 aydır tecrit uygulanıyor, ama sorunun çözümüne bir katkısı olmadı. Bahçeli’nin “Öcalan söylesin de PKK silahları bıraksın ya da örgütü tasfiye etsin” demesi, Öcalan’ın Kürt halkı ve Kürt Hareketi üzerindeki iradesinin iktidar ve devlet tarafından kabulü demektir. Kürt halkı Öcalan’ı kendi lideri olarak benimsemişse ve bu konuda muhatap alınsın diye çok açık bir beyanı varsa o zaman devletin de iktidarın da bunu dikkate alması lazım. Dün yapılan görüşme olumlu bir ilk adım olmakla birlikte Öcalan’ın sürece müdahil olacağı şekilde herkesle görüşebileceği bir durum yaratılmalıdır.
Yeni süreç, Kürt sorununda adım atılması için bir olanak olarak değerlendirilmelidir
AKP-MHP iktidarı şimdi bu konuyu; hem iç ve dış politikadaki, hem de ekonomideki sıkışıklığını gizlemek, sorunların üzerini örtmenin aracı hâline getirmek için kullanacaktır.
Ama bizler bunu bir fırsat olarak görmeli, Kürt sorununda adım atılması, barış mücadelesi için bir olanak olarak değerlendirmeliyiz. İktidarın güven verici adımlar atması için ısrarcı olmalıyız.
Devletin Kürtlere yönelik sürdürdüğü savaş ve saldırı siyaseti sonuç getirmedi. Devlet bir kez daha Kürtlerle savaşarak sonuç elde edemeyeceğini kabul etti. Bu aynı zamanda Kürt halkının direncini ve tarihsel haklılığını göstermektedir. Açılan müzakere masası son derece olumludur ve Kürt mücadelesinin bir kazanımıdır.
Barış mücadelesi Türkiye işçi sınıfının, yoksulların ve tüm ezilenlerin lehinedir. Irkçılığı ve milliyetçiliği geriletecek barış ortamını yaratmak için çaba göstermeliyiz.
Faruk Sevim