Dünya çapında milyonlarca insanın gelecekte olacaklardan korkmasına şaşmamalı. Ancak Socialist Worker gazetesinde yazan Frankie Murden, egemen sınıfın Trump’ın birçok politikası konusunda şimdiden bölünmüş durumda olduğunu ve solun bundan faydalanması gerektiğini savunuyor:
Trump’ın yeniden seçilmesi pek çok kişiyi korku içinde bıraktı. Kadınlar kürtaj hakları konusunda endişeli, göçmenler sınır dışı edilme korkusu yaşıyor ve pek çok kişi aşırı sağın artık özgür dünyanın liderliğine soyunmasından korkuyor.
Trump, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki milyonlarca işçi sınıfı insanının yaşamı üzerinde feci bir etki yaratabilir ve bu etki dünya çapında bir domino etkisi başlatabilir. Trump seçim sürecinde insanların önceki Demokrat hükümetin başarısızlıklarına duyduğu öfkeyi istismar etti.
Trump’ın cevapları ırkçılığa, kadın düşmanlığına ve hiçbir zaman var olmamış bir “Amerikan Rüyası” nostaljisine dayanıyor – fakat en azından bir cevabı varmış gibi davranıyor.
Milyarder başkan, yakın çevresinde dünyanın en zengin adamının bulunmasıyla övünüyor.
Yine de dünyanın en eşitsiz toplumlarından birinin en altındakileri kendi saflarına çekmeyi başardı.
Bununla birlikte kendi aralarında şimdiden bir çekişme var. Trump, ABD toplumunun en üst kesimleri için para akışını sürdürmek istiyor, ancak dışarıdan bakıldığında işçi sınıfı lehine bir şeyleri değiştiriyormuş gibi görünmek zorunda.
Çok güçlü görünebilir ama direniş için fırsatlar yaratabilecek ciddi tehditlerle karşı karşıya.
Memnuniyetsizlik son birkaç yıldır düşük seviyeli ama büyüyen eylemlere yol açtı. Örneğin bu sonbaharda 33,0000 Boeing işçisi yedi hafta boyunca greve gitti ve yüzde 38’lik bir ücret artışı kazandı.
Bu durum, saflarında bölünmeler ortaya çıktığında işçi sınıfının Trump’ın başkanlığına darbe vurması için imkânlar olduğunu gösteriyor.
Göçmenlik
Trump, ABD tarihindeki en büyük iç sınır dışı etme planını hayata geçirmekle tehdit etti.
Son döneminde on binlerce aile birbirinden ayrıldı ve Meksika ile sınır duvarının temelleri atıldı.
Göçmenlerin ABD’nin “kanını zehirlediğini” söyleyerek “Büyük İkame Teorisi”* gibi faşist ideolojileri düzenli olarak yinelemektedir. Trump göçmenleri işsizlik, sağlık ve eğitim hizmetlerinin yetersizliği ve yüksek fiyatlar nedeniyle suçluyor.
Oysa doğru bunun tam tersidir. ABD’li patronlar göçmenlerin emeğine muhtaçtır.
Haziran 2024 itibariyle göçmen işgücü ABD’deki işgücünün yüzde 19’unu oluşturuyor ve önümüzdeki yıllarda patronlara trilyonlarca dolar kâr getireceği tahmin ediliyor. İşçi sınıfının daha kötü durumda olmasının nedeni göçmenlerin onların işlerini ellerinden alması değil, patronların tüm işçileri sömürmesidir.
Her zaman olduğu gibi, Trump’ın göçmenlere saldırıları ve insan hakları ihlalleri buzdağının görünen kısmıdır. Bir grubun haklarının kısıtlanması, Trump’a siyahların, kadınların, LGBT+ bireylerin ve nihayetinde tüm işçi sınıfı insanlarının haklarına ve özerkliğine saldırmak için daha fazla fırsat vermektedir.
Ekonomi
İşçi sınıfına mensup insanların büyük çoğunluğu giderek daha da yoksullaştıklarını hissediyor ve hayat pahalılığı artarken bu durum birçok insan için geçerli.
Trump’ın “Amerika’yı yeniden zengin yapma” politikası, yıllarca yoksulluk sınırına itildikten sonra insanlara tam da duymak istedikleri şeyi söylüyor.
Ancak Trump’ın son başkanlığında zenginler için büyük vergi indirimleri yapılırken en yoksullar için çok az şey yapıldı.
Trump ithal mallara koyacağı yüksek gümrük vergilerine güvenecek. ABD üretimini, ABD’deki istihdamı arttırmayı ve malların fiyatını düşürmeyi vaat ediyor.
Halbuki bu tarifeler fiyatları yükseltecek ve daha yüksek enflasyona neden olacaktır. ABD ekonomisinin büyük bölümü emtiaya değil hizmetlere dayanmaktadır. Üretim artışı olmadan artan gümrük vergileri temel ihtiyaç maddelerinde kıtlığa ve enflasyona yol açacaktır.
Milyonlarca işçi Trump yönetiminde bir şeylerin değişmesini bekliyor ama Trump’ın kapitalizm dostu politikaları bunu getirmeyecek. Trump, Joe Biden ile arasında herhangi bir fark gösteremezse, ABD toplumundaki çatlaklar yalnızca derinleşecektir.
Çevre
Trump gezegen için tam bir felaket olacak. Gaz ve petrol sondajını genişletmeyi, karbon emisyonlarını azaltma vaatlerini tersine çevirmeyi ve yeşil enerji çalışmalarını sona erdirmeyi vaat ediyor.
Geçtiğimiz yıl ABD’yi vuran Helene Kasırgası yüzlerce kişinin ölümüne ve 6.4 milyar sterlinden fazla zarara yol açtı. Ardından Los Angeles’ta 40.000 dönümden fazla alanı kül eden ve kontrol altına alınması neredeyse imkânsız orman yangınları çıktı.
Trump’ın fosil yakıtlara bağlılığı iklim faciasını daha önce görülmemiş bir ölçekte hızlandıracaktır.
Geçtiğimiz on yılda iklim hareketinden ve topraklarını koruyan Yerli topluluklardan bazı direnişler yaşanmıştı. Tehdidin büyüklüğü, iklim inkârcıları ile iklim kaosu nedeniyle hayatları mahvolanlar arasında yeni gerilimler yaratacaktır.
Dış politika
Trump’ın ve Biden’ın dış politikaları arasında pek çok devamlılık var – Çin ile “büyük güç rekabetinin” temel mesele olduğu konusunda hemfikirler. Ancak Trump daha “tek başına” bir yaklaşımı tercih ediyor ve NATO gibi müttefiklerin ABD kaynaklarını tükettiğini düşünüyor.
Ortadoğu’da umutsuzca kendini yeniden kanıtlamaya çalışan ABD’nin küresel bir güç olarak gerilemesi apaçık ortada.
Çin son dört yılda ekonomik olarak kendini kanıtladı – büyümesi ABD’ninkinin neredeyse iki katı. Güney Amerika’da ve Afrika’da Çin etkisini arttırıyor. 55 Afrika ülkesinden 53’ü Çin-Afrika İşbirliği Forumu’nun bir parçası haline geldi.
Ancak Trump’ın yaklaşımında korumacı bir “Önce Amerika” politikası ile ABD emperyalizmini yeniden güçlendirme ihtiyacı arasında çelişkiler var.
Çin teknolojik olarak ABD ile rekabet ediyor, ancak ABD’li teknoloji şirketleri büyük ölçüde Çin üretimine güveniyor. Örneğin Elon Musk, 2019-24 yılları arasında Şangay’daki bir fabrikada bir milyon Tesla üretileceğini söyleyerek Çin üretimine bel bağlıyor.
Musk, sadakati çelişkili tek ABD’li kapitalist değil. Yönetici sınıftaki bu çelişki devlet içinde gerilime yol açacaktır. Trump’ın ABD içi istihdam ve üretimden yana olduğu mesajını zayıflatabilir.
Trump ayrıca uzun süredir Ukrayna’daki savaşı sona erdirme sözü veriyor ve ABD’nin daha az müdahil olması için bastırıyor. Kaynakları, ABD emperyalizminin dünyadaki hegemonyasına yönelik en büyük tehdit olan Çin’e odaklamak istiyor. Burada yapılacak herhangi bir müdahale, emperyalist vekalet savaşının arkasında duran Avrupa hükümetleri için de kaosa neden olacaktır.
Direniş
Trump’ın kürtaj hakkını ve toplumsal cinsiyeti onaylayan sağlık hizmetlerini ortadan kaldırmak ve göçmenlere ve mültecilere yönelik saldırılarını arttırmak için bir yetkiye sahip olduğunu düşünebilir.
Ancak hatırlamakta fayda var: Trump’ın son başkanlığı döneminde #MeToo hareketi ve Black Lives Matter ile küresel ölçekte bir direniş gördük.
Roe v Wade geçen yıl iptal edildiğinde Washington DC’de 10.000 kişi toplanmıştı. Dünyanın dört bir yanında dayanışma eylemleri düzenlendi ve öfke hâlâ devam ediyor.
Oylarını Trump’a veren eyaletlerde bile insanlar kürtaj haklarını korumak üzere oy kullandı. Yüzde 58’inin Trump’a oy verdiği Missouri’de, kürtajın neredeyse tamamen yasaklanmasını öngören bir yasa tasarısı yüzde 52 oyla reddedildi.
Sağlık hizmetlerinin kriminalleştirilmesi ve bedensel özerkliğe getirilen kısıtlamalar, seçme hakkının korunmasına yönelik eylemler için bir katalizör görevi görebilir.
Trump rejimindeki çelişkiler halihazırda kendini göstermekte olup kendisine ve daha geniş anlamda sisteme karşı direniş için alan yaratacaktır.
Cumhuriyetçi Parti’deki bölünmeler sol için fırsatlar sunan gerilimler yaratmaktadır. Emperyalistler arası çatışma, herhangi bir ateşkes anlaşmasını son nokta olarak kabul etmeyen savaş karşıtı hareket için fırsatlar yaratmaya devam ediyor.
Dünyamızı etkileyen ve giderek büyüyen felaketlere büyük bir direnişle cevap vermeliyiz.
Bu ister iklim değişikliğiyle ilgili eylemler, ister göçmenlerin haklarını korumaya yönelik protestolar, isterse de Filistin hareketinin ABD emperyalizmine karşı sürdürdüğü mücadele olsun.
Cumhuriyetçilerin başarısızlıklarının bıraktığı boşluğu solun doldurması hayati önem taşımaktadır. ABD işçi sınıfı gerçek gücünü sokaklarda ve grev alanlarında göstermeye devam etmelidir.
Frankie Murden
(Socialist Worker’daki orijinalinden Türkçe’ye Bahan Gönce çevirdi)
*Göçmenlerin beyaz ve Batılı insanların yaşadıkları ülkelere gelip düzensizlik yarattığı, beyaz ve Batılıların kaynaklarını çaldığı, kültürlerini bozduğunu iddia eden faşist bir komplo teorisi. Büyük Yer Değiştirme diye de söylenebilir. (Ç.N.)
