Bolu Grand Kartal Otel‘deki yangında 79 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı. Bir kez daha denetimsizlik ve ihmaller sonucu can kayıpları yaşanmasının derin üzüntüsünü ve öfkesini taşıyoruz. Ölenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum.
2025’in ilk günlerinde hemen her şeye en az yüzde 44 zam gelirken, asgari ücrete yüzde 30, memur ve memur emeklilerine yüzde 11,5; işçi emeklilerine yüzde 15,8 zam yapıldı. Bu komik ücret artışları işçilerde ve emeklilerde tepki yaratmaya devam ediyor.
Türkiye’nin dört bir yanındaki emekçiler geçim sıkıntısı konusundaki tepkilerini sürekli dile getiriyorlar.
Edirneli buğday üreticileri, daha geçen haftaya kadar 13 bin lira olan gübrenin bu hafta 18 bin liraya satılmasına tepki gösterdi. Bir çiftçi, “Traktörüm 25 senelik, yokluktan dolayı yenileyemiyorum. Ürettiğimizden para kazanamıyoruz. Patatesler ambarlarda kaldı, çürüyor. Geçen yıl mazot 30-35 liraydı, bu yıl 48 lira. Bu fiyatlarla nasıl dolduracağız” dedi.
Niğde’de pazarda bir vatandaş, “Eskiden 100 lirayla pazara geldiğimiz zaman götüremiyorduk. Şimdi 5 bin lirayla gel, iki poşet oluyor. Paranın alım gücü düştü, yokluk çoğaldı” diyor. Bir emekli, “Ben 55 yaşına kadar çalıştım. 31 sene çalışmışlığım var. Verdikleri para 10 bin lira. Verdikleri para ne? Pazara girdin mi 3 kişinin karnı doymaz” diyor.
Artvin’de semt pazarında alışveriş yapmaya gelen emekliler maaşlarının düşük olduğunu belirterek tepki gösteriyorlar. Bir emekli “Tezgâhlara bakıp bakıp geçiyorum. Bakın, şimdi orada kaşar peyniri gördüm, hoşuma gitti ama bir de cebime baktım, para yok çünkü emekliyim, bu bize reva mı?” diye sordu.
Bir başka vatandaş, “Kömürün torbası 400 lira, odunun çuvalı 250 lira. Ne ile geçineceksin? Hamsinin kilosu 200 lira. Berberde tıraş olmanın fiyatı 500 lira. Kaloriferli ev kirası 22 bin 500 lira. Ben sobalı evde oturuyorum, kirası 8 bin lira” diyerek yaşam koşullarının ne kadar zorlaştığını belirtti.
İşçilerin zam talepleri, eylemler, grevler, direnişler artıyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Beltur’da çalışan DİSK/Dev Turizm-İş üyesi işçiler, ücretlerine ek zam talebiyle Üsküdar Vapur İskelesi önünde basın açıklaması yaptı.
İşçiler artık 30 bin liralık ücretlerle çalışmak istemiyorlar. 22 bin liralık asgari ücret, hiçbir evi geçindirecek gibi değil.
Birleşik Metal-İş sendikası, Hitachi, Schneider, Grid Solutions ve Arıtaş Kriyojenik’te işçi ücretlerini 50 bin liranın üzerine taşıdı. Bu örneklerin çoğaltılması önemli.
Ayrıca ücretler ve çalışma koşulları ile ilgili pek çok meslek grubu eylemler yapıyor. Aile hekimleri “eziyet yönetmeliği”nin iptali için iki defa 5’er gün iş bıraktı. Üçüncü iş bırakmayı yakında yapacaklar.
Belediyelerde işçiler onurlu bir ücret ve çalışma koşulları için sürekli eylemler yapıyorlar, TİS imzalanan işyerlerinde ortalama 40 bin lira ücret elde ettiler.
Batman Belediyesi ve Mardin’de kayyımın işten atmalarına direniş sürüyor. Kayseri’de Almer Tekstil, Mersin’de Akkuyu, Ereğli’de Erdemir, Gebze’de Sanikey, Adana’da SASA, Antep’te Art Halı, Greens Trafo, İzmir’de Digel Tekstil işçilerinin eylemleri var.
Mersen, Yolbulan, Lezita, Tarkett ve Temel Conta’da da işçiler sendika hakkı ve insanca yaşanacak ücret için grevde. TKIS ve Filidea işçileri sendika hakları için direniyor.
Emekliler, basın açıklamaları başta olmak üzere çeşitli etkinliklerle iktidarın emeklileri ezen tutumunu protesto ediyorlar.
Memur sendikaları 13 Ocak’ta iş bıraktılar, bütün kentlerde eylemler yaptılar.
Bütün bunlar, son bir ayda bile işçi sınıfının nasıl kaynadığını gösteriyor.
İktidar, bütçe açığı rekorunu kırdı
2024 yılı bütçe açığı, bir önceki yıla göre yüzde 53’e yakın oranda arttı, 2,1 trilyon liranın üzerinde bir düzeye çıkarak rekor kırdı.
Bütçe harcamalarında en önemli kalemlerden biri, 1,3 trilyon lira ile faiz giderlerinde ortaya çıktı. Bu kadar büyük bir bütçe açığının borçlanarak finanse edildiği, bu nedenle devasa faiz ödemeleri yapıldığı açıkça görülüyor. İktidar, işçilere, emekçilere vermediği paraları, faiz adı altında küresel finansın patronlarına aktarıyor.
Bütçe gelirlerindeki en önemli artış ise KDV ödemelerinde oldu. Bu da emekçilerin ödediği dolaylı vergilerin ne kadar yükseldiğini gösteriyor.
Vergide adaletsizlik sürüyor
2024 yılında vergi gelirlerinin dağılımı önceki yıllardaki adaletsiz durumdan farklı değil.
Dolaylı vergiler toplam vergi gelirlerinin yüzde 66’sını, dolaysız vergiler ise yüzde 34’ünü oluşturdu.
Dolaysız vergiler kazançtan alındığı için daha adaletli vergiler olarak kabul edilir. Bu vergilerin tutarının toplamdaki payının az olmasının nedeni, AKP iktidarının patronlardan daha fazla vergi almak bir yana, sürekli vergi afları çıkarmasıdır.
Ücretlerine enflasyon oranında bile zam alamayan emekçiler, sürekli artan KDV ödemelerini de yüklenmiş durumdalar. İktidar, bir yandan reel ücretleri düşürerek, bir yandan vergileri artırarak, emekçileri çift taraflı baskı altına almış durumda.
Emekçiler için yapılan kamusal harcamalar artırılmalı, israf kesilmelidir
TÜSİAD “kamu harcamalarını kısın” diyor. Burada “kamu harcamaları” kavramı, AKP’nin “israfı” ile paralel kullanılmaya başlandı. Patronlar “israf”a karşı çıkarken, aynı zamanda emekçilere yapılan harcamalara da karşı çıkıyorlar.
Biz memurların ücretlerinden ve emekçilere yönelik kamu harcamalarından yapılan tasarrufa karşıyız. Aksine, ücretler en az yoksulluk sınırında olmalı, zaten geçim zorluğu çeken geniş emekçi kesimlere her türlü sosyal devlet desteği sağlanmalıdır.
Mehmet Şimşek’in neoliberal çözümleri yine yatırımcılara hitap ediyor
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra’da düzenlenen Türkiye Konferansı’na katıldı. Şimşek, yatırımcılara programlarının devam edeceğini ve çalışma hayatında reformlar olacağını vaat etti.
Göreve başladığı ilk günlerde faizleri yüzde 50’ye çıkaran, yabancı sermayeye faiz olarak çok büyük paralar kazandıran Mehmet Şimşek, neoliberal politikalarına devam edeceğinin garantisini verdi.
Mehmet Şimşek ve onun neoliberal politikaları, işçi ücretlerini düşük tutarak ihracat mallarının daha ucuza ihraç edilmesini ekonominin yegâne kurtuluşu olarak görüyor. Ve bu doğrultuda asgari ücrete ve diğer bütün ücretlere yüzde 30’dan fazla zam yapılmasını engelliyor.
Bu politikanın doğal sonucu, 2025 yılında, işçi ve emekçilerin 2024’ten çok daha kötü ekonomik koşullarla karşılaşması demek olacaktır.
Buna karşın, yabancı sermaye, uluslararası finans çevreleri, bu politikalar sonucu yine milyarlarca doları ceplerine indirecekler.
Bu sömürü düzeni ancak işçilerin, emekçilerin birlikte mücadelesi ile yıkılabilir
İşçi sınıfı, işçi örgütleri yaptıkları eylemleri birleştirebildikleri ölçüde başarılı olacaktır. Oysa Türkiye’de işçi eylemleri genellikle yalıtılmış olarak gerçekleşiyor, bu işçi sınıfının en büyük dezavantajı.
