Gazze Şeridi’nin güneyinde 15 ay boyunca oradan oraya göçüp durduktan sonra artık hiçbir şeyin beni şaşırtmayacağını düşünüyordum. Ama yanılmışım.
Hamas ve İsrail arasındaki ateşkes anlaşmasının ardından 6 Şubat’ta Gazze’ye döndüm.
Evimdeki neredeyse her şey enkaza dönmüştü. Ve molozların arasına dağılmış hatıralar bana adeta haykırıyordu.
Üstünde İbranice yazılar ve bir anahtar bulunan metal bir kutu gördüm.
Kutuyu elime alıp ton balığı konservesi mi yoksa fasulye mi olduğunu anlamaya çalıştım.
Kutunun sanki biri onu bulmamı istiyormuş gibi molozların arasına yerleştirildiğini düşündüm. Boğazımda bir yumru hissettim.
Bir yiyecek kutusu ne zamandan beri bu kadar dikkat çekici olmuştu?
İlk başta aklım almadı ama bir tuhaflık vardı. Son kullanma tarihi ya da marka yazmıyordu.
Kutuyu yerden kaldırdığımda, olması gerektiğini düşündüğümden daha hafif olduğunu hissettim. Bu bana uluslararası kuruluşların cep telefonuma sürekli olarak gönderdiği ve insanları evlerin enkazı arasında şüpheli nesneleri kurcalamamaları konusunda uyaran kısa mesajları hatırlattı.
O anda tüylerimin diken diken olduğunu hissettim. Kutuyu yere bıraktım, sonra bir adım geri attım, sonra bir adım daha.
Hemen ücretsiz acil durum numarasını (102) aradım. Karşıma çıkan kişiye durumu anlattım ve bana kutuyu kurcalamamam, derhal oradan ayrılmam gerektiği ve bir mayın temizleme ekibinin yola çıktığı söylendi.
Çok geçmeden üniformalı ama ellerinde hiçbir ekipman olmayan iki adam geldi. Kendilerini Gazze İçişleri Bakanlığı’na bağlı bomba imha uzmanları olarak tanıttılar.
Benden kutuyu nerede bulduğumu göstermemi istediler. Gösterdim.
İki adam daha sonra dikkatli bir şekilde ilerledi ve içlerinden biri kutuyu dikkatlice aldı. Onu araçlarındaki demir bir kutunun içine yerleştirdi.
Yiyecek görünümlü tuzak
Ardından bacaklarımı titreten şok geldi. Adamlardan biri bana kutunun bir tuzak, yiyecek süsü verilmiş bir bomba olduğunu söyledi.
“Bu, İsrail askerlerinin Gazze’deki çocuklar için bıraktığı bir ölüm hediyesi,” dedi.
O anda, beş çocuğumu eve götürmediğim için Allah’a şükrettim. Onları büyükanneleriyle birlikte Gazze Şehri’nin batısındaki El Nasr mahallesinde yaşayan ailemin evinde bırakmıştım.
Bomba imha uzmanı, mayın temizleme ekiplerinin evlerin enkazı arasında kasıtlı olarak yerleştirilmiş düzinelerce mayın ve teknik bir arıza nedeniyle patlamamış mühimmat bulduğunu söyledi.
Henüz keşfedilmemiş yüzlerce ve belki de binlerce patlamamış mühimmat bulunduğuna inanılıyor.
Wafa haber ajansına göre Muhammed El Kadı 7 Şubat’ta Gazze’nin en güneyindeki Refah kentinde İsrail ordusu tarafından bırakılan şüpheli bir cismin patlaması sonucu hayatını kaybetti.
Ocak ayında yine Gazze’nin güneyinde, Han Yunus’un doğusundaki el-Karara’da meydana gelen bir patlama sonucunda dördü ağır olmak üzere 10 kişi yaralanmıştı.
Birleşmiş Milletler verileri, İsrail saldırılarının başladığı Ekim 2023’ten bu yana 90’dan fazla kişinin patlamamış mühimmat nedeniyle öldüğünü veya yaralandığını gösterdi.
New York Times Aralık ayında, İsrail ordusunun savaşın ilk yedi haftasında Gazze’ye yaklaşık 30.000 bomba, mermi ve benzeri mühimmat attığını ve bu sayının sonraki sekiz ayın toplamından daha fazla olduğunu belirtti.
Ani patlama
31 yaşındaki Muhammed el-Haddad, Gazze Şehri’nin Shujaiya mahallesindeki evinin 15 ay süren savaş ve yerinden edilmenin ardından neye benzeyeceğini bilmiyordu ama bıraktığı gibi olmayacağını hissediyordu.
El Haddad 2 Şubat’ta evine vardığında, evinin artık sadece bir moloz yığınına dönüştüğünü gördü ama yine de kurtarılabilecek bir şeyler olduğunu düşündü.
Bir dolap parçası, birkaç kalas ve devrilmiş bir masa buldu. Taşıyabileceklerini çıkarmaya çalışırken, ayağı moloz yığınına yarı gömülü bir tahtaya bastı.
Ani bir patlama vücudunu birkaç saniyeliğine havaya kaldırdı ve ardından sert bir şekilde yere düşerek bilincini kaybetti.
Sonunda gözlerini açtığında, üzerindeki ışık loştu. Bir yatakta yatıyordu, kafası karışmıştı ve nerede olduğunu bilmiyordu.
Ayağa kalkmaya çalıştığını ve vücudunun tepki vermediğini hatırlıyordu.
Sağ bacağını hareket ettirmeye çalıştı. Yerinde değildi.
Gazze Şehri’ndeki Al Ahli Arab Hastanesi’ndeydi.
The Electronic Intifada’ya konuşan El Haddad, “Aylardır bu ânın hayalini kuruyordum… hiçbir şey kalmasa bile evime dönmenin hayalini kuruyordum ama dönmenin böyle bir trajediye yol açacağını hiç düşünmemiştim,” dedi.
“İsrail sadece evlerimizi yıkmakla kalmadı, bizi enkaz altında ölüme terk etti. Evlerimizde yas tutmamıza bile izin vermiyorlar,” diye ekledi.
Al-Haddad, İsrail’in mayın ve mühimmatının sayısız Filistinli kurbanından biri.
BM Kalkınma Programı Direktörü Achim Steiner Ocak ayında Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada “Gazze’deki insanların çoğunun ya taşınamayacakları ağır hasarlı bir binaya ya da sadece bir moloz yığınına dönecekleri bir gerçekle karşı karşıyayız,” dedi.
“Ve bu molozlar hâlâ tehlike arz ediyor. Patlamamış mühimmat ve kara mayınları var. Çok toksik bir bölge.”
Gazze İçişleri Bakanlığı Bomba İmha Dairesi Başkanı Muhammed Maqdad, The Electronic Intifada’ya yaptığı açıklamada İsrail ordusunun savaşın başından bu yana Gazze Şeridi’ne 85.000 tondan fazla bomba attığını söyledi.
“Patlamamış mühimmat hacminin yaklaşık 9.000 ton olduğunu tahmin ediyorum,” diyen Makdad, ekiplerinin ateşkesten bu yana yerleşim bölgelerinde patlamamış mühimmat bulduğunu belirtti.
Maqdad, uzmanların mühimmatın ilk incelemesini yaptıktan sonra patlayıcısını ayırarak ya da tehlikesine göre belirlenen yerlere naklederek imha ettiklerini açıkladı.
Maqdad, bu mühimmatların güvenli bir şekilde taşınmasını sağlamak için ağır kaldırma ekipmanları ve modern koruyucu ekipman gibi özel araçlara acilen ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Birleşmiş Milletler Mayın Eylem Servisi’nin geçen yıl nisan ayında yayınladığı rapora göre Gazze’yi patlamamış mühimmattan arındırmak için en az 14 yıla ihtiyaç var.
Rasha Abou Jalal, Gazze’de yaşayan bir gazeteci.
(Electronic Intifada sitesinden çeviren: Bahan Gönce)
